banner374
05 Aralık 2014 Cuma 10:35
Osmanlıca'nın Zorunlu Ders Olması Doğru mu?
 Osmanlıca dersinin lise düzeyinde zorunlu ders olarak okutulması  konusu bu yıl düzenlenen milli eğitim şurasında oy çokluğu ile karara bağlandı. Eminiz ki bu karar daha ilk andan itibaren ülkenin gündeminde çeşitli biçimlerde tartışılacaktır. Bu tartışmalar irtica ve Osmanlı düşmanlığı açmazında tartışmaya açılırsa eminiz ki bu tartışma hiç bir olumlu sonuç ortaya çıkarmadan zaten kutuplaşmış olan toplumumuzdaki bu kampları daha keskin hale getirecektir.
Bizler meseleye bilimsel bir yaklaşımla bakmalı ve bu konuyu demogoji düzeyinde tartışanların tuzağına düşmeden ve meseleyi siyasallaştırmadan olaya yaklaşmalıyız.

Milli eğitim şurasında bu teklifi sunanların öne sürdükleri gerekçelerden bir tanesi “atalarının mezarını okuyamayan tek ulusun Türkler olduğu” düşüncesidir. Zannederiz ki sadece böyle bir gerekçeyle milyonlarca çocuğun zaten ortalama 35 - 40 saat arasında ders gördüğü hele de lise gibi neredeyse üniversite sınavı kaygısının 10. Sınıflar seviyesine düştüğü bir ülkede bu dersin sınava yönelik olmadığı da göz önüne alınırsa ancak öğrencilerin angarya olarak göreceği  bir ders olarak kalması kaçınılmazdır.

Diğer bir gerekçe ise toplumda böyle bir talebin olduğu yönündedir. Acaba bu talep hangi anketler ve bilimsel çalışmalar neticesinde tespit edilip şuranın önüne koyulmuştur. Bu konuda gerçekten bir beklenti mevcutsa bu talebi dile getirenlerin uygulamadaki zorlukları da göz önüne alarak kamuoyunu ikna etmeleri gerekmektedir.

Bu meselenin milli eğitim sistemi içerisindeki karşılığını kestirmek zor olmasa gerek. Şu an ki durumda bile okullarda temel ders olarak görülen dersler dışındaki derslerin sadece angarya olarak görüldüğü, öğretmenlerin öğrenci motivasyonunu sağlamakta zorlandığı, öğrencinin kolayca geçer not almayı beklediği bir öğretim programında bu dersin akıbetinin ne olacağını kestirmek için zannederiz ki kahin olmaya gerek yok. Daha önce müfredata eklenen astronomi, girişimcilik, siyer, bilgi kuramı, sağlık bilgisi, trafik ve ilk yardım, proje ve hatta bunların bile ötesinde din kültürü, ikinci yabancı dil gibi dersler bile çoğunlukla okul idarecileri tarafından verilen genellikle boş geçen ve elbette hiç denmese bile çok az ders işlenen, bazen de göstermelik olarak seçilen ancak ders içeriği olarak sınava yönelik konuları anlatıldığı bir paravan dersler konumunda kalmıştır.

Şimdi merak edilen husus Osmanlıca dersi zorunlu bir ders olarak verilirse bunun ne derece başarıya ulaşacağıdır?

Gelelim bu işin tarihsel yönüne. Şayet atalarımızın mezarlarını okuyamamamız söz konusu ise eminiz ki Osmanlıcanın farklı yazım türleri göz önüne alındığında lise düzeyinde Osmanlıca dersi almış bir öğrencimiz bile bu mezar taşlarını, kitabeleri okumakta oldukça yetersiz kalacaktır. Matbu metinleri okuyabilenler bile tarih yada edebiyat gibi alanlardan mezun olsa dahi rika, divani gibi yazı türlerini kolaylıkla okuyamamaktadır.

Diğer taraftan Osmanlıcayı karakter olarak okumakta tek başına yetmeyecektir elbette. Matbu metinlerle yazılmış olsa dahi bugün bir lise talebesinin Fatih’in tarihçisi Tursun Bey’in eserini bir hikaye kitabı okur gibi okuyamayacağı, hatta o kadar eskilere gitmeden 19. Yüzyılın sonunda yazılmış herhangi bir gazeteyi de tamamen anlayarak okuyamayacağı açıktır. Teorikte mezar taşı okumakla açıklanmak istenen bu gerekçenin pratik hayatta hiç bir karşılığı da söz konusu değildir.

Bu dil başka bir dil değildir. Bu dil Türkçe’dir ama öyle bir Türkçe’dir ki içinde Türk gramerine hiç uymayan tamlamaların isimlerin, sıfatların olduğu Arapça ve Farsça’nın yoğun tesiri altında gelişmiş bir Türkçe’dir. Bunlar utanılacak meseleler değildir. Bunların hepsi bugün bizim tarihi zenginliğimizdir. Ancak bugün kalkıpta geçmişim mirasının günümüz nesli tarafından anlaşılamamasını harf devrimine bağlamak istercesine abartılı yorumlar yapanları iyi niyetli görmek de mümkün değildir. Bunlar olsa olsa cehaletin getirdiği değerlendirmelerdir. 19. Yüzyılda yaşamış bir Osmanlı çocuğunun 14, 15. ve hatta 16. Yüzyıl eserlerini kolaylıkla mı okuduğunu zannediyorsunuz. Bugünün neslinin başına gelecek olan da budur. Latin alfabesini bilen ancak İngilizce bilmeyen birinin “home” kelimesinden anladığı neyse Osmanlıca alfabeyi bilen ancak bu dilin bahsedilen yüzyıllardaki içeriğine vakıf olmayanlarında yaşayacağı durum aynıdır. Geçmişin mirasını yok eden Latin alfabesi değildir elbette. Osmanlıların dilde sadeleşme arayışları Tanzimat devrine kadar uzanmaktadır. Tanzimat bürokratları süslü elkaplarla dolu içeriğe bir türlü giremeyen zor bir bürokrasi dili yerine daha basit bir dil tercih etmişlerdir. Öyleki sürekli olarak atalarının mirasından bahsedenlere şunu dahi hatırlatmak gerekir ki aynı dönemde yaşayıp Osmanlıca okuyup yazan insanlar arasında da birbirini anlayamayanlar mevcuttur. Halk edebiyatı ile divan edebiyatı arasındaki durum bunun açık bir delilidir. Bugün Osmanlıca okumadan da Yunus’un şiirleri halkça anlaşılabilmektedir. Demekki bu mirastan mahrum olmak söz konusu değildir.

 

Bu dil öğrenmek isteyenlere elbette verilmelidir. Ancak zorunlu bir ders şeklinde girişilecek bir dayatma yukarıda bahsedilen sonuçları ortaya çıkarmaktan geri durmayacaktır.
banner182
Son Güncelleme: 05.12.2014 10:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
süper 2 yıl önce

çok güzel bir yazı. tabi anlayana. osmanlıca dediğimiz yazı dili. o devirde yaşayan insanların konuştuklarından çok farklıdır. osmanlıca ecdadı yansıtmıyor. osmanlıca geçmişte kendini havas gören kesimi yansıtıyor halkı değil. işledikleri konular bile ecdatla alakalı değil

Avatar
hüseyin 2 yıl önce

yazıya katılıyorum ilave olarak sahabeninde mezar yerleri bilinmiyor.mezar okumak marifetmi?gereksiz gündem saptırma. işimiz gücümüz bitti osmanlıca kaldı. hayreeeeeeet.

Avatar
öğretmen 2 yıl önce

osmanlıca işlevselliğini yitirmiş bir dil, nerde kullanacaz osmanlıca yı hikaye bunlar yok efendim çocuklarımız atalarımızınmezar taşında ne yazıldığını okuyamıyormuş sadece ruhuna fatiha yazıyor,orhun kitabesi mi sanki

Avatar
tarihçi 2 yıl önce

arkadaslar biraz mantikli olalim. i̇ngilizce ogrenmek yerine ecdadimin dilini ogrenirim dah iyi.