banner374
30 Mart 2015 Pazartesi 00:55
Oyun Sadece Anaokulu Çocuklarının Değil Ergenlerin de Hakkı!
 Mevcut eğitim reformlarının en büyük kayıplarından biri de ergenlerin hayatlarındaki ve sınıflarındaki oyunun, yaratıcılığın ve neşenin erozyona uğramış olması. Ancak bunun yıkıcı sonuçları bulunuyor. Araştırmacılar çocukların oyun fırsatlarının azalmasına paralel olarak genç öğrenciler arasında kaygı ve depresyon gibi ruhsal sağlık problemlerinde de artış olduğunu bildiriyor. Nihayet oyun, erken çocukluk yıllarında önemli sosyal, duygusal ve bilişsel becerileri geliştirdiği ve yaratıcılığı ve hayal gücünü beslediği için son dönemde hak ettiği değeri ve medya ilgisini görmeye başladı. Ancak çok önemli bir grup bu tartışmaların tamamen dışında bırakıldı. Ergenlerin de oyun oynamak için boş zamana ve okulda oyun oynayacak zamana ihtiyacı var. Ofislere eğlenceyi ve keyfi getiren Google ve Facebook’un yetişkinlerin bu ihtiyaçlarını fark etmesini de göz ardı etmemek lazım. Bu ofislere hayranlıkla bakan biz yetişkinlerin de oyuna ihtiyacı olduğu kesin.
Erken çocukluk dönemi eğitimcileri, çok uzun yıllardır, oyunun öğrenme ve gelişimle ilgili faydalarını biliyor ve vurguluyor. Beş yaşındaki kızımın anaokulundaki sınıfında her gün oyun oynama fırsatı var. Kızım kostümler giyip stetoskop takan bir periye dönüşüyor ve hayali yaratıkların bakımını üstleniyor. Diğer zamanlarda yaptığı çalışmalar da David Elkind ve Peter Gray gibi uzmanların tarif ettikleri “oyunun” tüm özelliklerine sahip: Neyle uğraşacağına kendi karar veriyor, kendi öğrenmesini kendi yönetiyor, hayali oyunlar kuruyor ve bütün bunları ilgi ve keyfin stressiz dünyasında yapıyor.
Kendi yaptığım son bir araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin de sınıflarına oyunun unsurlarını kattığını ve iyi sonuçlar elde ettiklerini bulduğum için çok mutluyum. Araştırma için çalıştığım sınıflarda, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf öğrencileri hayali ülkeler için hükümetler kurdu, farklı iklimler için “yaşam kitleri” araştırdı ve hazırladı, sosyal bilimler dersinde öğrendiklerini gözden geçirmek için kutu oyunları yarattı ve bahçedeki oyun alanında oynadıkları bir fiziksel coğrafya oyununda “Afganistan’a seyahat ettiler”. Tüm bu sınıf etkinliklerinde, çocuklara ne öğrenmek istedikleri konusunda seçim yapma hakkı verildi, yetişkin rollerini deneme fırsatları oldu, hayali fiziksel ve zihinsel oyunlar yarattılar ve en önemlisi öğrenme sürecinden çok keyif aldılar.
Öğretmenlerin öğrencilere bu fırsatları verdikleri sınıfların tümünde, benim anket yaptığım tüm ergenler mutluydu ve yaptıkları çalışmalar çok ilgilerini çekiyordu. Bir öğrenci şöyle dedi: “Bu sınıf sayesinde en iyi okul yıllarımdan birini geçiriyorum.” Başka bir yedinci sınıf öğrencisi antik Mısır’da mumyalama konusunu araştırdı ve öğrendiklerini kendi yarattığı “Aylık Mumya” isimli bir dergide sundu. Karikatürlerden ve bir okuyucu anketinden oluşan bu zekice tasarlanmış dergi için öğretmeni şöyle diyor: “Bunu yapan çocuk, eline zorla kalem alan bir öğrenciydi.”
Benzer bir çalışmayı araştırmacı Sarah Fine, ülke çapındaki liselerde gerçekleştirdi. Fine, “Entelektüel oyun” diye nitelendirdiği şeyin umut veren sonuçlarını gözler önüne serdi. Ergenler için aşırı yaygın olan tüm pasif, rutin ve sıkıcı eğitim deneyimleri arasında Fine, Bayan Hart gibi öğrencilerine “fizik müziği” yapmaları için zaman veren öğretmenleri buldu. Öğrenciler fizik kurallarının ve denklemlerinin üzerinden geçmek için bazı şarkıları yeniden yazdılar. Fine’ın araştırmasında “Öğrencilerin keyif almasını sağlamaya çalışmadan önce derslere sıkı çalışma problemini çözmelisiniz” diyen bir lise müdürünün aksine Bayan Hart’ın fizik müziği, öğrencilerin yaptıkları çalışmaları hem zorlayıcı hem de ilgi çekici bulabileceklerini gösterdi.
Öğrencilere oyun aracılığıyla öğrenme fırsatları vermek, sadece yaratıcı düşünme, problem çözme, bağımsızlık ve azim gibi özelliklerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda ergenlerin daha fazla bağımsızlık için duydukları gelişimsel ihtiyacı ve kendi öğrenmelerine sahip çıkma isteklerini de karşılıyor. Ayrıca onlara fiziksel aktivite ve kendini yaratıcı bir şekilde ifade etme fırsatı verirken yeterliklerini gösterme becerilerini de geliştiriyor.
Yapılan araştırmalara göre sınıf aktiviteleri, öğrencilerin kendi ilgilerine göre seçimler yapmalarına, kendi öğrenmelerini yönetmelerine, hayal güçlerini kullanmalarına, yetişkin rolleriyle deneyler yapmalarına ve fiziksel oyunlar oynamalarına izin verdiğinde, öğrenciler daha fazla motive oluyor, daha fazla ilgi gösteriyor ve daha olumlu okul deneyimlerinin keyfini çıkarıyor.
Elbette okulda ciddi olmak gereken zamanlar var. Örneğin sosyal bilimler derslerindeki ırkçılık ya da soykırım ile ilgili konular, öğrencilerin etik hakkında daha derin düşünmelerini gerektiriyor. Öğretmenler hedefleri konusunda planlı ve net olmalılar. Bu aynı zamanda iyi öğretmenliğin de temel özelliğidir. Ancak oyunun çok değerli öğrenme ve gelişim deneyimleri yaşatması da göz ardı edilmemeli ve okullarda ergenlerin potansiyellerinin bu boyutlarının da geliştirilmesi için alan yaratılmalı.
Oyunun ortaokul ve lise sınıflarına da nüfuz etmesini bilinçli olarak sağlamak, geleceğin eğitiminin hepimiz için çok daha keyifli ve yaratıcı olmasını sağlayacaktır. Çocukların sınıflarda yaz tatili için geri sayım yapmaktan çok daha ilginç şeyler yapabildikleri bir eğitim hayal edin. Oyunun bunun bir parçası olmaması mümkün mü?

Alıntı: Egitimpedia.com
Kaynak: http://time.com/3726098/learning-through-play-teenagers-education/

banner182
Son Güncelleme: 30.03.2015 00:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol