banner374
06 Mayıs 2015 Çarşamba 15:20
Rektörlük Atamalarında İlginç Sonuç

 Rektörlük Atamalarında Erkekler “33” Kadınlar “0”

Cumhurbaşkanı göreve geldiği günden bu yana son atamalarla birlikte 33 kamu üniversitesine 33 rektör atadı. Atanan rektörlerin tamamı erkek adaylardan oluştu. Zaten Cumhurbaşkanına sunulan ve ilk üç sıraya girebilme şansı yakalayan 99 aday adayı arasında da kadınların sayısı sadece 2 idi. 33 Kamu üniversitesinde görev süresi dolan ve milletvekili olmak için istifa eden rektörlerin yerine seçimler yapıldı. Seçim yapılan 33 üniversitede ilk 6 sıraya konulacak aday bulmakta zorlanıldığını gördük. Üniversitelerde çok sayıda aday çıkmamış olmasına, atanacak adayların büyük oranda kim olacağının daha baştan bilinmesi ve “Seçim yapılmış olsa da biz atanmayız” algısı neden olmaktadır.

Atamalarda, bundan önceki yıllarda yapılan atama örneklerinde gördüğümüz gibi adayların seçimlerde aldığı oylar, bilime yaptığı katkılar ve üniversiteyi geliştirme perspektifine sahip olup olmadıklarından çok, dünya görüşü ve siyasi iktidarın yerel ve genel örgütleriyle ne kadar iç içe olduğu, desteğini arkasına aldığı gerçeği belirleyici olmuştur. O nedenle atamalarda esas alınması gereken evrensel değerlerden olan çoğulculuk, cinsiyet eşitliği, katılımcılık, demokrasi, özgürlük ve nitelikli bilim hizmeti görmezden gelinebilmektedir.

İktidarların icazetine ve himmetine dayanan yönetsel anlayışların üniversitelerde hiçbir ilerleme sağlayamadığı bugün üniversitelerin içinde bulunduğu durumdan daha iyi anlaşılmaktadır. Pek çoğu yüksek okul düzeyinde öğretim yapan fakülteler ile yüksek lise düzeyinde öğretim yapan yüksekokullardan oluşan üniversitelerde her yönüyle çok ciddi sorunlar ve ayrımcılık uygulamaları yaşanmaktadır.

Üniversitenin %42’sini oluşturan kadın akademisyenlerin yönetim organlarında temsilinde yaşanan eşitsizlikler ayrımcılığın başında gelmektedir. YÖK’e, oradan Cumhurbaşkanına ve sonunda Cumhurbaşkanının atama işleminden sonra ortaya çıkan tabloda kadınların yok hükmünde görülmesi erkek egemen cinsiyetçi zihniyetin en açık göstergesidir. Taşra üniversiteleri bir yana merkez üniversitelerde bile (İstanbul Üniversitesi örneğinde olduğu gibi) kadın adayların çıkmaması üzerinde önemle durulması gereken bir sorun olarak görülmelidir.

Ayrıca üniversitelerde yaşanan ayrımcılık uygulaması olarak yapılan seçimlerde en çok oyu alan adayların YÖK’te yeniden değerlendirilerek sıralamalarının değiştirilmesi veya Cumhurbaşkanın sandıktan en yüksek oyu alarak çıkan aday yerine kendi tercihini kullanarak daha az oy alan adayı atama yapma örneklerini İstanbul ve Harran Üniversitesi sonuçlarında bir kez daha yaşamış olduk.  Aslında yaşadığımız bu durum bir bakıma “milli iradeye” ve “sandığa” saygı göstermemenin tescil edilmesi sonucunu doğurdu. Diğer rakiplerine açık ara fark atan adaylara reva görülen muamele ile,  ağır aksak yürüyen demokrasi treninde sadece iktidara yakın duranların yerinin olduğunu bir kez daha gösterdi.

Sonuç olarak; üniversitelerin evrensel kabulleri arasında yer alan temel değerlerin yaşam bulması, korunması ve geliştirilmesi, öncelikle cinsiyet eşitliğini ve farklı cinsel kimliklerin varlığının kabulünü esas almaktadır. Bu anlayışı benimsemeyen yaklaşımların üniversitelerde ve toplumda yenilenmeyi, değişimi ve ilerlemeyi sağlamaları olanaklı olmayacaktır. 03 Nisan 2015 Alaaddin Dinçer/Eğitimci
Üniversitelerde Rektörlük Seçimleri Sürüyor!                                                                    

4 Yılını tamamlayan rektörlerin görev yaptığı üniversitelerdeki rektörlük seçimleri devam ediyor. Nisan ayı içerisinde 13 üniversitede daha rektörlük seçimleri yapıldı. Bu üniversiteler; Kastamonu, Ordu, Amasya, Burdur, Aksaray, Adıyaman, Isparta, Uşak, Düzce, Yozgat, Kırşehir, Çorum ve Tekirdağ illerinde yer almaktadır. Rektörlük seçim süreçleri üniversitelerde geçmiş tarihlerde yaşanan seçimlere benzer gelişmelere sahne olmuştur.  

Seçimler yukarıda açıkladığım değerlendirmeleri doğrular yönde sonuçlar ortaya çıkarmıştır.13 Üniversitede yapılan ön seçimlerde ilk altının sıralamasında sınırlı sayıda kadın aday yer alırken,78 aday adayından sadece 3 kadın aday sıralamaya girebilmeyi başarmıştır. Cumhurbaşkanına sunulan ilk üç aday sıralamalarında ise sadece bir kadın aday kendine yer bulabilmiştir. Yukarıda yer alan üniversitelerin tamamı 8 yılını tamamlamış üniversitelerdir.
İlk kurucu rektörleri Sayın Sezer döneminde atanan bu üniversiteler ikinci dönemlerini Sayın Gül’ün, üçüncü dönemlerini ise Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde tamamlamış olacaklardır.

Söz konusu olan üniversiteler böylece kuruluşlarından bu yana üç farklı Cumhurbaşkanının politik tercihlerine tanıklık etmiş olacaklardır.13 Üniversitenin ilk üç sıralamasında YÖK’ün üniversitelerden gelen sıralamaları büyük oranda dikkate aldığını göstermektedir. Bu tutumda kamuoyu baskısının mı, yoksa Cumhurbaşkanlığı makamından gelen sıralama baskısının mı etkili olduğunu önümüzdeki günlerde yapılacak atamalarda göreceğiz.

YÖK 7 Mayıs Perşembe günü  “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite” Çalıştayı düzenliyor. Yönetsel pozisyonları %95 oranında erkeklere teslim edilmiş üniversitenin Cinsiyet Eşitliği Çalşıtayının bütün katılımcılarını kadınlardan oluşturarak ne kadar eşitlikçi olduğunu göstermiş olacaktır. Bir tarafta erkek egemen bir yönetim anlayışı, diğer tarafta dört tema başlığında 81 katılımcısının kadınlardan oluşturulmuş “eşitlikçi” yaklaşım. Ne kadar inandırıcı bilinmez ancak yinede erkek egemen üniversitede cinsiyet eşitliği adına sevinebileceğimiz bir girişim olarak değerlendirebiliriz.

Şimdi bütün bu sonuçlara bakarak Sayın Erdoğan döneminde atanan ve atanacaklarla beraber 46 olacak rektörlerden sadece birinin (eğer değiştirtmezse) kadın olacağını, üniversitede yapılan ön seçimlerde ilk altıya giren 46x6=276 aday adayından sadece 10 adayın kadındır. Geriye kalan 268 aday adayı ise erkektir. YÖK’ün bunlardan Cumhurbaşkanına sunulacak ilk üç’teki sıraya koyduğu kadın aday sayısının ise 5 olduğunu görmekteyiz.

Sonuç olarak, Sayın Cumhurbaşkanı Düzce Üniversitesinde birinci sıraya konulan kadın adayı rektör olarak atasa bile toplamda 45 atanmış erek rektöre karşılık 1 kadın rektör atanmış olacaktır. Topluma örnek ve rol model oluşturması gereken üniversitelerin her alanında cinsiyet eşitliği kavramına yaşam buldurmak gerekmektedir. Ancak bu yolla toplumda var olan erkek egemen yargıları kırabilir gerekli dönüşümü sağlayabiliriz.
                                                                                      06 Mayıs 2015 alaaddn dinçer/eğitimci.
banner182
Son Güncelleme: 06.05.2015 15:16
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol