banner374
27 Ocak 2015 Salı 15:11
Sınıfta diyabetli olmak: Sorun diyabet değil bilgisizlik
 Diyabet, kan şekeri yüksekliği anlamına gelen bir hastalık. Halk arasında "şeker" de denilen hastalık sanılanın aksine sadece erişkinlerde değil çocuklarda da görülüyor. Yetişkinlerde şişmanlıkla bağlantılı olan Tip 2 diyabet, çocuklarda ise en başından itibaren insülin tedavisi gerektiren Tip 1 diyabet görülüyor.
Çocuklar, günlerinin büyük çoğunluğunu okulda geçirdikleri için, öğretmenlerin, müdürlerin ve öğrencilerin Tip 1 diyabetle ilgili bilinçlenmesi önemli. Diyabetli çocukların gün içinde düzenli kan şekerlerini ölçmesi, mutlaka dört kez insülin iğnelerini yapması gerekiyor.

Son beş yıldır bunu sağlamak için, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği ortaklığında 'Okulda Diyabet Programı' yürütülüyor. Bu kapsamda 585 bin öğretmen ve 7,5 milyon öğrenciye ulaşıldı. Ancak Tip 1 diyabetli çocukların eğitimde yaşadığı sıkıntılar ve ayrımcılıklar azalsa da hala yok olmuş değil.

Revir yok, öğretmenler donanımsız

Pek çok okulda sağlıklı beslenebilmek için yemekhane yok. Kantinlerde satılan gıdalarla sağlıklı beslenmek ise mümkün değil.

Okulların pek çoğunda revir ve okul hemşiresi de yok. Diyabetli çocuklar tuvaletlerde ya da sınıfta insülin iğnelerini yapmak zorunda kalıyor.

Eğitimcilerin çoğu, çocukların şekerleri yükseldiğinde ya da düştüğünde müdahale edebilecek donanımda değil. Ayrıca çocukların diyabet nedeniyle sık sık tuvalete gitmeleri gerektiğinde, şekerleri düştüğünde derste bir şeyler yemeleri sorun olabiliyor. Bazı öğretmenler diyabetli çocukları fiziksel etkinliklere dahil etmekte de çekingen davranıyor ve sorumluluk almıyor.

İğneyi görünce uzaklaşan arkadaşlar

Bu sıkıntılardan bazılarını yaşamış öğrencilerden biri de 11 yaşındaki İnci Gönül Şanver.

Şanver, hayatını Tip 1diyabetine göre düzenleyen ve diyabetiyle arkadaş olmayı başarmış bir çocuk. İlkokula başladıktan 15 gün sonra Tip 1 diyabet olduğu anlaşıldı. Henüz altı yaşındaydı. Kendisi de ailesi de önce çok üzüldü ve kabullenmekte zorlandı. Ancak hastalıkla ilgili bilgilendikten sonra yaşadıkları şoku atlamak daha kolay oldu. Artık insülin iğnelerini kendi yapıyor, yemeklerin karbonhidrat hesaplamalarını yapıyor. Diyabetli çocuklar için düzenlenen yaz kampına katılan Şenver için hastalığı hayatında artık küçük bir ayrıntı.

"Şekerini teneffüste ölç"

Şanver Gazi Yaşargil Ortaokulu 6. sınıfta okuyor. İlk başta arkadaşlarının onu iğne yaparken görüp korktuğunu ve uzaklaştığını söylüyor. Bilgilendikçe davranışların da değiştiğini anlattı:

"Öğretmenlerimle şeker hastası olduğumu paylaştığımda ilgilenen de oldu, derste şekerim düşünce bir şeyler yediğimde kızan da oldu. Daha sonra hastaneden bir mektup getirdim ve tüm öğretmenlerime dağıttım. Mektup

diyabetin ne olduğu, neler yapılması gerektiğini anlatıyordu. Bu mektup etkili oldu. Öğretmenlerimden bazıları bunu sınıfı bilgilendirmek için sınıf içinde de okudu. Ancak mektubu verdiğim halde okumayan öğretmenler de oldu. Hatta sınıfta bir şeyler yediğimde ya da şekerimi ölçtüğümde kızan oldu. Anlatınca da 'ölçümünü, iğneni teneffüste yap, ses çıkarıyorsun' diyenler oldu."

Okulunda yemekhane olduğu için daha sağlıklı beslenebildiğini de söyleyen Şanver, "Bazen veliler ben 5 aldığımda öğretmenlerin diyabet olduğum için bana bu notu verdiğini düşünüyor. İlk başlarda iğnemi yaparken herkes bakıyordu. Diyabet olduğumu söyleyince bir sürü soru soruyorlardı. Rahatsız oluyordum ama artık bunlara alıştım. İnsanlar internetten kolaylıkla bilgilenebilir. Okullarda seminerler artabilir. Okulda böyle bilgilendirme etkinlikleri yapılsın isterdim." diyor.

Diyabet korkulacak bir şey değil

Tip 1 diyabeti olan çocukların spor yapamayacakları üzerine yanlış bir kanı da var. Oysa tam aksine spor onların hayatında çok önemli ve olumlu katkısı çok büyük. Şanver de basketbol oynuyor, pilates yapıyor.

"Sporcuydum ama beden dersinde etkinliklere almadılar"

Diyabeti ile arkadaş olmayı başaranlardan biri de Meriç Esener.

İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi. Bir yaşındayken Tip 1 diyabet teşhisi konmuş. Artık üniversitede olduğu için gerekmediği zamanlarda hastalığını paylaşmadığını anlatan Esener, iki yıldır tek başına yurtta yaşıyor. Üniversitede ders saatleri esnek olduğu için iğne ve yemek saatleri konusunda zorlandığını anlatıyor. Ancak artık bedenini ve diyabetini çok iyi tanıdığı için kontrol onda.

Esener, yıllarca spor yaptığı halde lisede beden eğitimi öğretmeninin derste onu etkinliklere katmamasını hala üzülerek anlatıyor:

"İlkokuldayken okula gelip bilgilendirmeyi ailem yaptı. Öğretmenlerime konuyla ilgili bilgiler ve broşürler verdiler. Ortaokuldan itibaren öğretmenlerimle kendim konuşmaya başladım. Lisede hocalara söyleme gereği bile duymadım. Şekerimi kendim kontrol ediyordum. Bir tek beden öğretmenim çok üzdü beni. Lisanslı sporcuydum, yıllarca yüzdüm, tenis oynadım. Lisede de yeniden spor yapmak istedim. Ancak öğretmenim yapamayacağımı düşündü. Derste beni kenarda oturttu. Anlatmaya çalıştım ama o hiç destek vermedi. İğne vururken insanların bakışlarından rahatsız olurdum. Sanki uyuşturucu kullanıyormuşum gibi bakanlar oluyordu. Bu bakışlarla karşılaşmamak için de iğne yapmakta ustalaştım. Artık tramvayda giderken bile çaktırmadan insilün iğnemi yapabiliyorum."

Öğretmen erken teşhis için önemli

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı, Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Diyabet Çalışma Grubu Başkanı Prof.Dr. Şükrü Hatun, çocuklarda diyabet görülme yaşının sıklıkla 10-15 olduğunu belirtiyor.

Hatun, eğitimcilere düşen görevleri şöyle anlatıyor:

"Öğretmenler ya da erişkinler Tip 1 Diyabetin özelliklerini bilmedikleri için, korkunç bir hastalık olduğunu sanabiliyorlar. Çocuğa gereksiz korumacı ve üzüntü duygusuyla yaklaşıyorlar. Oysa bilgili olduktan sonra bu çocuklar ve aileleri çok rahat bir şekilde normal bir yaşam sürdürebiliyorlar. Öğretmenler ağır kan şekeri düşüklüğünde ve diğer acil durumlarda ne yapmaları gerektiği konusunda eğitim almalılar. Okulda diyabet programında da öğretmenlere eğitimler verildi. Okullarda öğretmen dikkatiyle teşhis konan öğrenciler bile oldu."

Öğretmenlerin sınıflarında zayıflayan, derslerini aksatan ve sık tuvalete giden çocukların durumlarını aileleri ile konuşmaları gerektiğini anlatan Hatun, "Eğitimciler, 'Okulda Diyabet Bakım Rehberi' ni okuyarak sınıflarındaki diyabetli çocuklara destek olabilirler. Okulda diyabet programının sürdürülmesi önemli" dedi.

Hatun, Türkiye'de okul sağlığı programı ve okul hemşireliği sistemi geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu da söyledi.

Diyabet belirtileri neler?

Çok su içmek.
Gün içinde dikkat çekici şekilde sık tuvalete gitmek.
İstah artışına karşın kilo kaybetmek.
Okul performansında azalma, çabuk yorulma.
Bu bulgularla doktora gitmeyen çocuklarda insülin eksikliğinin şiddetlenmesiyle bulantı, kusma, karın ağrısı, gözlerde çöküklük, derin ve hızlı nefes alma, ağızda aseton kokusu gibi diyabet komasına doğru gidişin belirtileri başlar.

Umay Aktaş Salman - Al Jazeera
banner182
Son Güncelleme: 27.01.2015 15:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol