banner374
17 Mart 2015 Salı 20:49
SOPALANAN EĞİTİM ÖĞRETİM...

  ‘’Hizaya getirmek’’ deyimini duymuşsunuzdur. ‘’Yola getirmek ve birinin davranışlarını düzeltmek.’’ manasında kullanılmaktadır. Anılan deyimin yazılı bu anlamını, TDK’den hiç eğip bükmeden direkt alıp buraya aktardım. Tabirin manasından da anlaşılacağı üzere yola getirmek ile anlatılmak istenen ve anlaşılan, güç yetirilen bireyin kendi tarafına ya da safına çekilmesi için tüm yolları mübah kılmaktır. Bireye yol açıp özgür kılmak yerine, bireyi tabiri caizse baskılayarak kapılandırıp kapıkulu askeri muamelesi ile adeta esaret altında eziyetlerin her türlüsünü reva saymak gelenekselleşmiş bir hizaya çekme (terbiye) yöntemi olarak kullanılmıştır. Bu hizaya çekme (terbiye) yöntemi, MEB’de de özellikle yöneticiler ve öğretmenler üzerinde kullanılmıştır, kullanılmaya devam edilmektedir. Aydın bellenen öğretmenlerimizin, bu terbiye yöntemi karşısındaki kıstlanmışlıkları ile çevrelerine ne kadar ışık yayabildiklerini ise varın siz düşünün. Eskiden, klasik ve gelenekselleşmiş yöntemlerle öğrenci terbiyesinde bulunan öğretmenlerin, ellerinde sopaları olurdu, o sopa öğrencinin gık demesine,çıt çıkarmasına engeldi. Günümüzde, öğrenciyi terbiye eden bu sopalar tedavülden kalktı, yerine öğretmenleri hizaya getirmek için icat edilen daha kanlı canlı ete kemiğe bürünmüş sopalar yürürlüğe sokuldu.   O sopalar vasıta kılınarak da koskocaman eğitim camiası hizaya sokulmak istendi. Şu anda ise ne yazık ki, tabletlerle çağdaşlaştırdığımız eğitim öğretim süreci aşağıdaki şekliyle nam salmaktadır:

BU ÖĞRETİM SÜRECİNİN ADI: ABA ALTINDAN SOPA
Eğitimin Amacı: HİZAYA GETİRMEK...
Kullanılan Yöntem: KANLI CANLI SOPALAR...
Değerlendirme: BENİM GİBİ DÜŞÜNÜYOR MU? BENİM OKUDUKLARIMI OKUYOR MU? GİBİ SUALLERE CEVAP VERECEK HER TÜRLÜ AĞZINI ARAMAYI KOLAÇAN ETMEK...
Bu sürece ise aşağıda anlatılacak bazı olaylar sonucunda ulaşıldı. Zira; süreç her seferinde yeni bir süreci doğurdu. Zincilerleme olarak birbirine bağlı süreçleri birbirinden ayrı bir şekilde değerlendirme gafletinde bulunarak, eğitim camiası bu zinciri boynuna ve ayağına geçirmiştir. Bu esaret altında ne kadar ÖĞRETMENLİK, NE KADAR YÖNETİCİLİK YAPILABİLİR Kİ, BUNU DA VARIN YİNE SİZ DÜŞÜNÜN.
Biliyorsunuz ki, ilk etapta okul yöneticilerinin seçiminde kullanılan yazılı sınavların yanına mülakatı koydular, aslında bu süreç mülakata ısındırma idi. Mülakatlı yönetici belirleme yöntemine sendikalar, biri hariç, şiddetle karşı koydular, o süreçte TES genel başkanı Sayın KONCUK’un bir TV programında söylemiş olduğu şu cümle hala kulaklarımda çınlıyor, ne idi o cümle: ‘’Göbek bağı kurarak ya da boyun eğerek gelen yöneticileri siz alır, mülakat komisyonlarında kullanırsanız, mülakat komisyonları üzerindeki şüpheli bulutları dağıtamazsınız, zira biliyoruz ki liyakat ile gelmeyenler mülakat değerlendirmelerinde liyakatı esas almayacaklardır. Onlar için esas alınan iltiması esas alacaklardır.’’ Özellikle, bu süreçte malum sen saflarındaki sıklaşmalar, iyiden iyiye yönetici belirleme sürecinin külliyen mülakata bağlanmasını iple çeken bir eğitim camiası görüntüsünü hakim kılıyordu. Bu görüntüden güç alan yetkili makamlar, harekete geçip yazılı sınavlı ve mülakatlı yönetici belirleme sistemini, yöneticilerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğine yönetici görevlendirme yönetmeliği ismini koyarak yeniliyorlardı. Bu yenileme ile 4 yılını dolduran yöneticilerin değerlendirileceği, yönetici belirleme sistemi içerisinde eskisi gibi yazılı sınavların olmayacağı, tamamen mülakata ve iki dudak arasına bağlanacağı yenilikler camianın tepesinde bitivermişti. Aslında, yenilik dalgaları ile zincirleme bir seyirde yol alan yönetici belirleme sistemi nihayet son halkasını da camianın boynuna takmıştı. Bu boyunduruk altında, boyun eğerek müdür ve müdür yardımcılığı koltuklarını kapanlar ise boyun eğerek geldikleri için bu ezikliklerini maiyetindekileri ezerek örtüyorlardı. İlgililer ve yetkililer ise bu örtülü ortamda, yöneticilerin fırlayan-ego kabarmalarını sopa yapıp , öğretmenleri hak arama mücadelesinde eylemsellikten uzaklaştırmak için yıldırma hamleleri ile kullanmakta idiler. (Bu sopaların nöbet eylemindeki örgütlülüğü kırmak için nasıl kullanıldığına şahitlik ettik; halbuki sağlık çalışanları nöbet görevi karşılığında kendilerine tahakkuk ettirilen ücretlerini örgütlü mücadeleleri ile zamlandırmışlardı. Sınıf mücadelemizde yine sınıf arkadaşlarımızın engelleri ile karşılaşarak, hala bırakın sağlık çalışanlarına verilen nöbet zammı gibi bir zammı, nöbet görevimiz karşılığında eğitim emekçilerine zırnık koklatılmamaktadır. Nöbet görevinin ücretlendirilmesi ile ilgili sağlık sınıfı nerdeeeee? Eğitim sınıfı nerdeeee? Artık, eğitim öğretim sınıfı emekçileri ANAYASAL angaryayı tanımalı, OKUL ÖNCESİ VE İLKÖĞRETİM-ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİNİN NÖBET GÖREVİ İLE İLGİLİ MADDESİNİ KESİNLİKLE TANIMAMALIDIR. TANIMADIĞINI İSE NÖBET EYLEMİNE KATILARAK GÖSTEREBİLMELİDİR...) Artık, öğretmenleri örgütlenerek güçlü kılma ve özgür kılma girişimlerinin, bu tip yöneticilerle engellenmesi zemini meydana gelmişti. Bu zemine oturtulan eğitim öğretimden ise, sorgulamacılık ve bilimsellik de beklenemezdi. Nitekim, eğitim öğretimimizin, dünya çapında yapılan değerlendirmelerde gerileyerek geldiği sıralamalar da ortada iken, gitgide daha gürleşen ‘’Padişahım sen çok yaşa!’’ tezahüratları altında sorgulamacılık ve bilimsellik ayağı ile özgürlüğün tadını (!) çıkarıyorduk. Ama kabak tadında idi...
Netice olarak, külliyen mülakat tasmalı okul yöneticisi belirleme sistemi ile toplu öğretmen eylemlerine müdahale araçları belirlenmektedir. Bu araçlar, artık sipariş ile temin edilmektedir. Geldiğimiz noktada, aklını ve vicdanını hala kendi iradesi ile yönetebilen bazı okul yöneticilerine buradan seslenmek istiyorum:
Değerler eğitiminde öğrettiğiniz değerleri, okul yaşamında pratik kılarak hakim kılınız, yönetici belirlerken aracı kıldığınız mülakatlarda yerinde yeller esen bazı değerleri okul yaşamında pratik ederek hakim kılarsanız belki öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz değerleriyle okullarına değer kazandırır. Bu bakımdan, diyebiliriz ki, belki de okullar değerleriyle çevrelerine, çevreleri de yerleşim yerlerine değerler katabilecektir. Okul yöneticileri, bu birbirine sirayet eden değerlerden nasibini alıp, en başta öğretmenine DEĞER VERMELİDİR. MALUM, DEĞER VERMEDEN DEĞERLERİ ÖĞRETMEK PEK MANALI OLMUYOR. BİLİNMELİDİR Kİ, DEĞER VERMEYEN BİR OKUL YÖNETİCİSİNİN ÖĞRETMEYE ÇALIŞTIĞI DEĞERLER İLE DEĞER VERMEYEN BİR ÖĞRETMENİN ÖĞRETMEYE ÇALIŞTIĞI DEĞERLER HİÇBİR ZAMAN DEĞERLİ OLMAYACAKTIR. İŞTE ONUN İÇİN OKULLARIMIZDA, BU ORTAMDA VE ŞARTLARDA ÖĞRETİLEN ‘’DEĞERSİZ DEĞERLER’’DİR... DİLERİM, HER ALANDA DEĞERLERİMİZİ, ‘’DEĞERLERİYLE MÜDAHALE VASITALARI’’YLA PRATİK KILARAK HAKİM KILARIZ...
KÜÇÜKLERİMİZE ÖĞRETTİĞİMİZ DEĞERLERİ, BÜYÜKLERİMİZİN, EN BAŞTA OKUL BÜYÜĞÜMÜZ OKUL YÖNETİCİLERİMİZİN PRATİK ETME VAKTİ GELMEDİ Mİ?
DEĞERLER EĞİTİMİNİN ÖĞRETTİKLERİNİ DEĞİL DE, SİSTEMİN VE DÜZENİN DAYATTIĞI NE İDÜĞÜ BELİRSİZ EGEMEN GÜÇLER ELİNDE ŞAFTI KAYMIŞ DEĞERLERİ Mİ OKUL YAŞAMIMIZA KATACAĞIZ?
OKUL YAŞAMINA;
SOPALAYARAK DEĞİL, SEVGİ İLE DEĞER KATMALIYIZ...
NOT: EĞİTİM ÖĞRETİM SOPALANARAK ‘’PADİŞAHIM SEN ÇOK YAŞA!’’ HİZASINA GETİRTİLMEK İSTENMEKTEDİR... BUNA EĞİTİM EMEKÇİLERİMİZ DAYANIŞMA İÇERSİİNDE HAREKET EDEREK İZİN VERMEMELİDİR... YAŞASIN! SINIFSAL MÜCADELEMİZ...

Yahya ASLAN
kamugazetesi.com

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 17.03.2015 20:50
Anahtar Kelimeler:
SOPALANANEğitimÖğretim
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol