banner374
20 Aralık 2015 Pazar 21:17
Sosyal-miş Gibi Yap... Çekiyorum... Çekkktimmm...
 Eğitim sistemimiz gibi eğitim sisteminin bir parçası olan sınav sistemlerimiz de bir türlü hale yola koyulamadı. Sınav sistemlerimizin devamlı üzerinde yapılan değişikliklerle yolunu bulamadığı çok açık bir biçimde görülüyor. Gözle görülür şekilde bir türlü yoluna ve rayına girmediği belli olan sınav sistemlerinin, öğrencileri sosyal ve kültürel yaşamdan uzak tuttuğunu da söylemeliyiz. Günümüz öğrencileri; okuldan eve, evden okula, sınavdan sınava gibi kendilerine reva görülen rotalar üzerinde eğitim öğretim hayatlarını, bir kısır döngünün içinde geçiriyorlar; yaşamdan kopuk, hayattan hiç nasiplenmemiş bireyler olarak yontulmamış bir formda hayata atılıyorlar. Ve bu formda yetişen, hayata sunulan nesiller, dizginlenemiyorlar. Doludizgin bir nesil oldukları için yaşamın özünü, ayrıntısını ve duygusunu kaçırıyorlar ya da yakalamakta zorlanıyorlar. Ve yaşam, onlar için dizginlenememiş, bu doludizginlikten olsa gerek, devamlı bir yarış içinde sürüp gidiyor. Bu yarış, doludizgin sürüp gittiği için yeni nesiller, dopdolu bir yaşamı değil, doludizgin bir yaşamı yaşamaya mahkum bırakılıyor. Ve dolu hayallerin değil, boş hayallerin peşine koyuluyorlar. Boş, derken anlatmak istediğim, topluma değil de, daha ziyade kendine çıkar sağlayacak amaçlar dizisidir. Bu amaçlar dizisi, soluksuz yarışın rotasını belirliyor. Bu rotanın rüzgarına kapılarak, yeni nesil hayatına çok dar bir sınır çiziyor. Bu çizdiği sınırın, yaşamsal bir derinliği neredeyse yok ya da sığ; anlamsal ve duygusal boyutu ise güdük. Bu yarışın içinde büyüyen nesiller, BİR DAHA OLMAYACAK HAYATINI TÜM YARIŞLARIN parkuruna oturtuyor. HAYATINI, bir yarış çizgisinde yaşıyor. Ve koşuyor, koşuyor, koşuyor. Koşarak yaşayan bir neslin yaşamı, alelacele, alelade oluyor. VE BÖYLE BÖYLE HAYATTAN NASİBİNİ ALAMAYAN BİR NESİL, DOĞANIN YASALARINI DUYUMSAYAMIYOR VE ANLAYAMIYOR. DOĞANIN YASASI, ANAYASA OLMAKTAN ÇIKIYOR. DOĞADA, ARIZALAR DEPREŞİYOR. ÖNÜ ALINAMAYAN ARIZALI YOLLAR AÇILIYOR VE KENDİNİ GÖSTERİYOR.   UÇURUMA ÇIKAN BU TELAŞ, DOĞANIN BAŞINA VE İNSANLIĞA TEBELLEŞTİR ASLINDA.
Aslında, bu yazıda asıl üzerinde durmak istediğim konu, başka idi. Ama yazıya eğitim sistemi ve sınav sisteminden girince, yazı buraya kadar evrildi. Yazıyı, daha fazla evrilmeden asıl konusuna çevirelim dilerseniz. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere eğitim sistemimizin bir parçası olan sınav sistemlerimiz, bir türlü rayına sokulamadı. Eleyip uçurumun kenarına koyan ya da öğrencileri yarış atına evirip çeviren sınav sistemlerimiz, yukarıda da değindiğimiz gibi öğrencilerimizin, yaşamın sosyal ve kültürel alanlarından uzak durmasına neden olabiliyor. Evet, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir görüştür bu, öyle değil mi?

Bu bağlamda, MEB, sınav sistemlerinin öğrencileri sosyal ve kültürel yaşamdan uzak tuttuğu üzerindeki bu ortak görüşe binaen olsa gerek, TEOGS’ye giren öğrencilerden sosyal ve kültürel faaliyetleri olan öğrencilerin YEP’leri hesaplanırken, sosyal ve kültürel öğrenci tanımlaması ile ilave puan hakkı verilebilmesi için bir çalışma başlattığını kamuoyuna haber verdi. Ulusal medya, bu ilave puan hakkı çalışması için hemencecik güzellemeler yapmaya başladı. Her zamanki gibi ‘’kucak kucak...‘’ yapan yepyeni olanın üzerine zıpladı. Ve bu nedenle olsa gerek, şu soruları sormadı hiç kimse, belki de bu soruları sormayı akıl edemedi, malum serde aşık atma kriterlerini durmadan çoğaltmaya aşık olma var:

1-      Halihazırda, okulların bünyesinde ders dışı eğitim, kulüpler aracılığıyla sosyal etkinlik, toplum hizmet çalışmaları ya da destekleme ve yetiştirme kursları olarak yapılan bir kısım sosyal ve kültürel faaliyetler, bu kapsamda mı değerlendirilecek?

2-      Okulların bünyesinde yapılan sosyal ve kültürel faaliyetler bu kapsama alınacaksa, o zaman öğrencilere, okulları tarafından sırf ilave puan hakkından faydalansınlar diyerek yaklaşılıp sosyal ve kültürel faaliyetler kağıt üzerinde mi gösterilecek? Öğrenciler, kağıt üzerinde mi yüzecekler, oyunlar oynayacaklar, sinemaya gidecekler, enstrüman çalacaklar, sergiler açacaklar?

3-      Okulların bünyesinde yapılan destekleme-yetiştirme kursları, kulüpler aracılığıyla sosyal etkinlik, toplum hizmet ve ders dışı eğitim çalışmaları, sosyal ve kültürel faaliyet olarak değil de, yoksa özel kurumlar üzerinden yapılan sosyal ve kültürel faaliyetler mi bu kapsamda sayılacak?

4-      Eğer böyle olacaksa, köy ile şehir fırsat ve imkan eşitsizliğini; ya da ailesel ve çevresel sosyo-ekonomik ve kültürel eşitsizliklerini terazinin hangi kefesine koyacağız?

5-      Okullar ve öğrenciler, bu sefer de sınav sisteminin bir parçası olacak olan sosyal ve kültürel faaliyetler üzerinden mi yarıştırılacak?

6-      Öğrencinin kafa dinleyeceği sosyal ve kültürel alanlara da, kendilerini yarış atı gibi hissedecekleri bir puanı iliştirmiş olmayacak mısınız?

7-      Sosyal ve kültürel faaliyetler, puana dayalı olması hasebiyle doludizgin, alelade, alelacele mi görünecek; yoksa dopdolu mu?

SONUÇ OLARAK, DİYEBİLİRİZ Kİ;

ARTIK, ÖĞRENCİLERİMİZİN HER YERDE (KAFA DİNLEYECEĞİ ALANLAR DA DAHİL) AKLI FİKRİ, İLAVE PUANDA OLACAK... GİTGİDE AĞIRLAŞAN, ADETA BİR MİLYON OLAN BU KAFAYI NASIL TAŞIYACAKLAR BU ÇOCUKLAR? BUNU DÜŞÜNEN BİR KAFA VAR MIDIR BİR YERLERDE? İŞTE, BUNU BİLEMİYORUM...

ÖĞRENCİLER, HARBİDEN SOSYAL VE KÜLTÜREL OLSUN İSTENİYORSA, SOSYAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLER PUANA İNDİRGENEREK YAPILMAMALIDIR... BU; OKULLARDA, KÖYLERDE, ŞEHİRLERDE KISACASI HER YERDE EŞİT FIRSAT VE İMKAN YARATILARAK YAPILMALIDIR... YOKSA, BU SEFER DE, İLAVE PUAN İÇİN SOSYAL-MİŞ, KÜLTÜREL-MİŞ GİBİ GÖRÜNMEK İÇİN YARIŞIR TÜM ÖĞRENCİLER...

YİNE YAPTIK YAPACAĞIMIZI, ZANNEDERSEM BU GİDİŞLE ÇOCUKLARIMIZIN SOSYAL VE KÜLTÜREL OYUN ALANLARINI DA, YARIŞ ATI HİPODRAMINA ÇEVİRECEĞİZ... GEL DE ÜZÜLME...

NOT: YARALI PARMAĞA İŞEMEYEN BİR NESİL, BÖYLE BÖYLE YETİŞİYOR İŞTE... AYNI ZAMANDA MENFAAT DÜŞ-KÜNÜBİR NESİL...

Saygılarımla...

Yahya ASLAN
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol