banner374
09 Ekim 2015 Cuma 09:32
Türkiye’de eğitim sistemi özerkleştirilsin!
 Murat AYDIN/SÖZCÜ EĞİTİM- Eğitim sistemindeki eksiklikleri yazıyoruz hep… Belki bazı okurlarımız yine eleştirecek ‘Yapılan iyi hiç bir şey yok mu?” diye soracaklardır. Evet, bu duyarlı okurlarımıza yazıma başlarken teşekkür ediyorum. Tabi ki güzel şeylerde vardır ama güzel olan, olması gerekenlerdir. Biz gazetecilerin görevi yanlışları eksikleri görüp, onlarını analizini yaparak gündeme getirip daha iyisinin ortaya koyulmasını sağlamaktır.İşimiz gereği Mesleki ve Teknik liselerden öğrencilerle çok karşılaşıyoruz. Okullarındaki eğitim düzeyini sorduğumda aldığım bilgiler beni şoke etti. Bu okullarımızın Grafik Tasarım bölümünde okuyan bir öğrenci kızımızla konuşuyorum.
ÇOCUKLAR TEORİ ÜZERİNE EĞİTİM ALIYOR

“Nasıl bir eğitim alıyorsunuz, neler yapıyorsunuz, bilgisayar uygulamalarınız nasıl” diye sorduğumda söyledikleri karşısında şaşırdım.Grafik tasarım bölümünün tüm işi bilgiyasayarladır. Çünkü bu bölümde okuyan öğrencilerimizin istihdam edileceği yerler belli ve sınırlıdır. Öğrendikleri bilgileri bilgisayar üzerinde pratiğe çevirmesi gerekir ki, okulu bittiğinde iş için gittiği noktalarda neler yapabildiğini ve hızını anlatabilsin. Ancak bu okullarda haftanın bir günü bilgisayar dersi uygulaması varmış. Duyunca şok olmamak elde mi? Oysa bu öğrencilerin haftanın her günü bilgisayar başında olması ve yaptığı tüm grafik ve tasarım çalışmalarını bilgisayarda yapıp pratiğini artırması gerekir. Bu çocuk grafikle ilgili tüm programları öğrenmeli ve bilgisayarda tasarım çalışmalarını yapmalı, elini hızlandırmalıdır. Ancak görülüyor ki, çocuklar teori üzerine öğretim alıyor ve sadece haftanın bir günü bilgisayar üzerinde çalışabiliyor. Oysa bu derslerde öğrencilerin bilgisayar programları üzerinde serbestçe çalışıp ufkunu geliştirebilmesi lazım. Ufkunu geliştiren bu öğrenciler ülke geleceği açısından üretimde bulunabilirler.

Eğitim konusunda çok duyarlı olmamız gerekiyor. Başta öğretmenlerimiz velilerimiz ve öğrencilerimiz… Devleti yöneten bu konuda politika üreten siyasetçilerimiz… Duyarlı olmalıyız ki genç beyinlerimizi geliştirebilmeli ve ülkeye faydalı projeler üretebilmelerini sağlamalıyız. Yoksa genç yeteneklerimizi köreltiriz. Ya da başka ülkelere kaptırırız. Ne yazık ki gençliğimize sahip çıkamıyoruz. Onun için de genç beyinlerimizi Türkiye’de tutamıyoruz.

Neden bizim üniversitelerimiz varken genç yeteneklerimizi Amerikan üniversiteleri kapıyor. Neden beyin göçünü önleyemiyoruz. Bunun sorgusunu iyi yapmamız lazım. Bizim Türkiye Cumhuriyeti olarak eksiğimiz ne? En önemlisinin eğitim sistemi olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizde hala eğitim sistemini politize etmenin ötesinde bir çalışma yok devlet olarak. Ancak, buna rağmen iyi eğitim veren kurumları da unutmamamız ve onların hakkını da vermemiz gerekiyor. Ama bu okullarımızın da bir kapasitesi var. Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi, Bilkent gibi devlet üniversiteleri geçmişten günümüze uluslararası alanda kendilerini gösteriyor.

Bugün özel üniversitelerimiz arasında da eğitime ciddi katkı sağlayacak hareketler görüyoruz. MEF Üniversitesi’nin ‘Okulda Üniversite” projesini OECD Japonlara önerip incelenmesini istiyorsa bu da önemli bir gelişmedir. Ancak , burada devlet çok geride kalıyor. İşte başta verdiğim örnek… Siz grafik tasarım bölümünde okuyan öğrenciye haftanın 5 ders gününden birinde bilgisayarla ne kadar eğitim verip o çocukları ne kadar geleceğine hazırlayabilirsiniz.

EĞİTİMDEN ANLAMAYAN SİYASETÇİLER BU İŞTEN EL ÇEKSİN!

Eğitimle ilgili bir öneride bulunacağım. Eğitim işini siyasilerin ilgilenmeyeceği, işi bilen akademisyenler, eğitmenler ve toplumun ilgili diğer alanlarından oluşacak bir üst kurul tarafından ele alınıp Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerine uygun, dünya kriterlerini yakalayabilecek bir üst kurul tarafından yapılması ve sistemin de bu kurul tarafından hazırlanıp yürütülmesi her şeyi değiştirecektir.

Eğitimden anlamayan siyasetçilerin bu işten el çekmesi ve özerk bir kurum tarafından eğitimin yönetilmesi Türkiye’yi daha ileriye götürecektir. Hükümet sadece bu işin bütçesi ile ilgilenip finans sağlama yolunda varlık göstermelidir. Nasıl ki, Merkez Bankası özerk duruma geldikten sonra siyasilerin her dediğini yapmayıp, iç ve dış piyasalara göre adım attıysa eğitim de de böyle bir yapının oluşturulması gerekir.

Bu yapıda yönetici durumuna gelecek kişilerin de siyasiler tarafından atanmaması ve belirli kriterlere bağlı demokratik bir şekilde yapılacak seçimle görev almasının eğitim sisteminin temellerini sağlamlaştıracağını düşünüyorum. Bunu tartışalım.

Sözcü
banner182
Son Güncelleme: 09.10.2015 09:35
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Gözcü 1 yıl önce

bağımsız bir medyadan seslenseydiniz derdinizi anlardık...