banner374
06 Kasım 2014 Perşembe 09:56
ÜNİVERSİTELER BİLİM ÜRETEMEZ HALDE
 Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) kuruluşunun 34. yıl dönümünde konuşan Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere “Üniversiteler fikir üretemez halde. Bunun için özerk ve demokratik bir yapıya bürünmesi lazım” dedi.
1980 darbesinin ürünü olan YÖK’ün kuruluşunun üzerinden 33 yıl geçti. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere 34. kuruluş yıl dönümünde YÖK’ü ve üniversitelerin durumunu gazetemize değerlendirdi. YÖK’ün askeri bir rejim ürünü olduğunu hatırlatan Yeşildere, o dönemden bugüne siyasi iktidarların YÖK’ü kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ifade etti.

‘ÖZGÜRLÜKLER ZEDELENDİ’

Gelinen noktada üniversitede akademik özgürlüklerin zedelendiğini, sermayeye dayalı vakıf üniversitelerinin, özel üniversitelerin arttığını söyleyen Yeşildere “Artık kişilerin de üniversite açmasının önü açılıyor” dedi.
Bugün hiçbir toplumsal sorun karşısında sesini çıkaramayan üniversitelerin olduğuna dikkat çekten Yeşildere, “Adeta suskun, kendi içine dönük öğretim elemanları var. Dekan ve rektörün yetkili olduğu, özgürlüklerin olmadığı bir üniversite modeline girmiş durumdayız” dedi.

EĞİTİM KALİTESİNDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR

Sistemden öğrencilerin de etkilendiğini anlatan Yeşildere şunları söyledi: “Fakültelere kapasitesi üzerinde öğrenciler alınıyor. Buna karşılık nitelikli öğretim üyelerinin sayısı az. Her ilde hatta ilçede üniversite modelinin geliştiği bir durumdayız. Bu üniversitelerin sadece siyasi yandaşlara ekmek kapısı olduğu anlamına geliyor. Öğrenciler de bu üniversitelere girmek zorunda kalıyor. Eğitim öğretim kalitesi düşmüş durumda. Hal böyleyken nitelikli öğrenci yetiştirmek de problem. Dolayısıyla ne olduğu belli olmayan bir yola doğru gidiliyor.”

‘YÖK’ÜN KALKMASI YETMEZ’

Tek başına YÖK’ün kaldırılmasının sorunları çözmeyeceğini söyleyen Yeşildere önerilerini şöyle sıraladı: “Bilim ve araştırmayı öne çıkararak, her konuda konuşabilen, bağımsız özgür üniversite modelini çıkarmak lazım. Siyasi iktidarın üniversite üzerinde etkisi olmaması gerekir. Parayı veren düdüğü çalan mantığı var. Üniversiteler parasını da kaynağını da istediği gibi kullanabilmeli. Devlet üniversitelere katkısını arttırmalı. Öğretim elemanlarının seçiminde üniversiteyi özgür bırakmak gerekir. Üniversiteler fikir üretemez halde. Konuşan üniversite her konuda fikir üretmelidir. Bunun için özerk ve demokratik bir yapıya bürünmesi lazım.”
Ayrıca üniversitelerde iş güvencesi ve iş güvenliğinin de mutlaka olması gerektiğini belirten Yeşildere, “Yardımcı personelin istihdamı zorunlu olmalı, öğrencilerin üniversitelerde örgütlenmesinin önü açılmalıdır” dedi.

YÖK’TE HÂLÂ MGK TEMSİLCİSİ BULUNUYOR

Eğitim Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Görkem Doğan da YÖK’ün Milli Eğitim Bakanlığına değil Cumhurbaşkanlığına bağlı olduğunu hatırlattı. YÖK’te hâlâ MGK temsilcisinin bulunduğunu ifade eden Doğan, “Bugüne kadar eğitimin piyasalaşması etkin olarak kullanılmıştır. İktidar bütün üniversitelere egemen olmuştur. Bugün üniversitede YÖK düzenini sürdürmeye eğilimli bir yapı var. Türkiye üniversitelerinin tekrar kamusal özerk yapısal siyasetin değişmesi gerekir” dedi. Bugün YÖK’ün kalkmasını istemenin basit bir talep olacağını dile getiren Doğan, “Asıl söylenmesi gereken iktidar mekanizmasıyla ilgilidir” dedi.

12 YILDA 50 BİN ÖĞRENCİYE SORUŞTURMA

Türkiye’deki üniversite öğrencileri hakkında 2000 yılından bu yana toplam 48 bin 268 disiplin soruşturması açıldı. Disiplin soruşturması açılan öğrencilerden 34 bin 818’ine çeşitli disiplin cezaları verilirken 598’i süresiz olmak üzere 12 bin 939 öğrenci okuldan uzaklaştırıldı.

ÖĞRETİM ÜYELERİ DE BASKI ALTINDA

Üniversitelerde öğretim üyeleri de iş güvenliği tehdidiyle karşı karşıya. Geçtiğimiz yıllarda basında da yer bulan olaylardan bazıları şu şekilde: Bilimsel araştırmasını paylaşarak kanser uyarısı yapan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu hakkında disiplin cezası verildi. Toros Üniversitesinden Nevra Akdemir, İİBF dekanının bir öğretim görevlisine küfrettiğini duyurması üzerine işten atıldı. Gazetemizin de yazarı olan Prof. Dr. Serdar Değirmencioğlu, hiçbir gerekçe gösterilmeden Doğuş Üniversitesi tarafından işten çıkarıldı. İTÜ Geomatik Mühendisliğinde doktorasını azami süre dolmadan bitirerek 50D’li asistan olan, iki yıl önce bölümün de onayıyla 33A kadrosuna geçirilmesi gerekirken, Hüseyin Mercan işten atıldı. (İstanbul/EVRENSEL)
   

banner182
Son Güncelleme: 06.11.2014 10:02
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol