banner374
31 Ağustos 2016 Çarşamba 09:30
Yeni öğretim yılına yeni Bakan’la gireceğiz peki ya yeni hedefler?
 Türkiye gibi nüfusunun dörtte biri öğrenci olan ülkeler için eğitim ciddi bir sorun. Hem de çok ciddi. Çünkü eğer eğitimde taşlar yerli yerine oturmadıysa ne demokrasiniz, ne insan haklarınız, ne yargınız, ne de ekonominiz, kısacası hiçbir şeyiniz doğru düzgün işlemiyor demektir!

Onlar olmayınca da saygı, sevgi, hoşgörü, aidiyet, ehliyet, hiçbir şeyin anlamı kalmıyor...

Ülkelerin rejimleri ve yönetim şekilleri ne olursa olsun, eğitimin öncelikli amacı, kendi anayasaları doğrultusunda bir yurttaş ve evrensel saygılı bireyler yetiştirmektir.

Temel Eğitim Kanunu’muza göz attığınızda da, benzeri ilke, hedef ve yaptırımlar görürsünüz.

Peki, o zaman ülkesiyle gurur duyan, yüreği ülkesi için çarpan, ülkem ne kadar güçlüyse ben de o kadar güçlüyüm diyen, sevinçte ve tasada aynı duyguları paylaşan, vergi kaçırmayı, sırt üstü yatmayı, var olan kaynakları hoyratça tüketmeyi en büyük ayıp sayan bireyler yetiştirebiliyor muyuz?

Keşke gönül rahatlığı ile evet diyebilseydik...

Peki, onu diyemiyorsak, çocukluklarını, gençliklerini yaşatmayıp test manyağı haline getirdiğimiz çocuklarımızın, eğitim kurumlarımızın, üniversitelerimizin akademik ve bilimsel çalışmalarıyla gurur duyabiliyoruz muyuz?

Bu soruya evet demek de mümkün değil.

Peki, iyi yurttaş yetiştiremedik, akademik başarılar yakalayamadık ama yediden yetmişe insanlarımız mutlu diyebiliyor muyuz?

Hayır, hayır, hayır...

İşte bu yüzden, o her şeyi perdeleyen örtü kalkmalı ve eğitim sistemimizin zaaflarıyla yüzleşmeliyiz.

Yüzleşmeli ve önlemler almalıyız ki, yeni 15 Temmuz’lar yaşanmasın, olimpiyatlardan yüzümüz yerde ayrılmayalım, çocuklarımız geleceğe çok daha güvenli bakabilsinler...

Yeni öğretim yılında çözülmesi gereken o kadar çok sorun var ki, Bakan Yılmaz’ın onlara vakıf olması ve çözüme kavuşturması umarız fazla zaman almaz..

Neredeyse hemen her öğretim yılına yeni bir bakanla giriliyor ve günlük sorunlardan kafalarını kaldırıp da geleceğe odaklanmaları pek mümkün olmuyor.

Görünen o ki yine öyle olacak ama inşallah okullar açıldıktan sonra geleceğe yönelik çalışmalar yapılır...

Kayıt maratonu!

Kayıt maratonu tamamlanmak üzere ama hâlâ pek çok lise ve üniversitede kontenjan açıkları var.

Peki, bu kontenjanlar boş mu kalacak, yoksa  MEB, YÖK ve ÖSYM kayıtlara devam kararı alır mı?

MEB, liselerdeki kontenjan açıklarını doldurmak için kayıtlara devam ekmek zorunda. Çünkü bu ucube sistem konusunda inat eden kendileri ve kontenjan açıkları da, öğrenci ya da ailelerin ilgisizliğinden değil, sistemden kaynaklanıyor...

Kapatılan üniversitelerin öğrencilerine yönelik yerleştirmede, ciddi sıkıntılar yaşanacağı kesin. İşte bu yüzden, ikinci bir ek yerleştirme mutlaka düşünülmelidir.

Yine aynı şekilde, üniversiteye ilk kez girenler için her ne kadar ikinci yerleştirme yapılıyor olsa da, tercih sisteminden kaynaklanan hatalar nedeniyle on binlerce kontenjan boş kalacak.

YÖK ve ÖSYM, üçüncü bir yerleştirme ya da farklı bir yöntem bularak, kapıda bekleyen yüz binlerce adayı, boş kontenjanlarla tekrar buluşturabilir!

Bu o kadar zor mu? Gereksiz mi?

Bence ne zor, ne de gereksiz. Tam aksine bir zaruret... Ne o kadar kontenjan boş kalmalı, ne de yüzbinlerce öğrencimizin bir yılı daha heba olmalı...

Özetin özeti: Eğitim, her zamankinden çok daha fazla ilgi ve alaka bekliyor...

Abbas Güçlü
Milliyet
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol