banner374
23 Ocak 2015 Cuma 08:16
YÖK bu faciaya ne zaman dur diyecek?
 Hemen her konuyu sadece şekil olarak tartışıyoruz. İçeriğine hiç girmiyoruz.
Siyasetten ekonomiye, sağlıktan eğitime değişen hiçbir şey yok!..
Örneğin eğitimi ele alalım, hep sınavlardan bahsediyoruz ama içeriğini hiç konuşmuyoruz. Oysa asıl tartışılması gereken o.
Tavşanla kaplumbağanın yarıştırılması ne kadar adilse, giriş sınavları da o kadar adil! Ama bu kimin umurunda!..
Bugün, sınavları değil, üniversitelerdeki eğitim kalitesini tartışmaya devam edeceğiz.
Biz, iletişim fakülteleri dibe vurdu diyorduk ama diğerleri de sanki onlardan hiç farklı değil.
İşte size çok çarpıcı iki örnek:
İletişim fakülteleri!
“Yazılarınızı her gün beğenerek okuyorum. Yazınızda iletişim fakültesi öğrencilerinden bahsetmiştiniz. Siz bir de madalyonun öbür yüzünü görseniz...
Şu an ülkemizde 60’ın üzerinde iletişim fakültesi var. Bunların birçoğu öğretim üyesi yetersizliğinden aktif değil. Aktif olanların büyük bölümü ise rektörlerin politikalarına kurban gidiyor.
Binası olmayan fakültelerde öğrenci yetiştiriliyor(!).
İletişim fakülteleri iletişim kökenli olmayan idareciler ve hocalarla dolu. Ve bunlar derslere girerek öğrenci yetiştiriyorlar(!).
Ne yazık ki birçok iletişim fakültesinde dekan koltuğunda başka alanlardan (iletişim kökenli olmayan) kişiler oturuyor.  
Öncelikle YÖK’ün konuya el atarak, bu komediye bir son vermesi gerekiyor.  
Size birkaç örnek vereyim. Geçmişte Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde veteriner dekan görev yapmıştı.  
Bugün de değişen fazla bir şey yok...
Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne Eğitim Fakültesi’nde bilgisayar teknolojileri (BÖTE) bölümü kapatılınca, rektörle iyi ilişkileri olan bir kişi dekan olarak atandı. Ardından dekan yardımcılığına yine eğitim fakültesinden bir hoca getirildi...
Örnekleri artırmak mümkün.  
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne 8 aydır dekan atanmadı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, yıllardır ilahiyatçı bir dekan (vekil olarak) görev yapıyor.  
Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı edebiyatçı, İnönü ve Gaziantep üniversiteleri iletişim fakültesi dekanları iktisatçı.
Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı sosyolog, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ise dilbilimci...
İletişim fakültelerinin çoğunda iletişim kökenli öğretim üyesi bulmak neredeyse imkansız...  
İşte manzara bu...
Bu durumda suçlu sadece öğrenciler mi acaba?..”
Ve bir ekleme de biz yapalım, Türkiye’nin en eski ve en büyük iletişim fakültesi de perde gerisinden gölge dekanla yönetiliyor!..
Hukuk fakülteleri!
Eskiler de bir alem. Kendileri gibi öğrenci ya da doktor, mühendis, yargıç ya da avukat istiyorlar.
İşte size en büyük barolarımızdan birinde yaşanan enteresan bir tablo:
“Aynı hayal kırıklığını bizler de yaşıyoruz.
Geçtiğimiz cuma günü barodaydım.
Genç idarecilerle sohbet ederken bir ara benim avukat olarak kırk beş yıldan bu yana baromuzun kayıtlı üyesi olmam konu edildi.
Karşımda oturan tertemiz yüzlü genç bir avukat hanım, yeni meslektaşlara neler önerebileceğimi sordu.
Ben de sizin gibi Platonculuk yaparak meslektaşımın donanımını görmek için bazı sorular sordum. Dehşete düştüm.
Ne yazık ki o zarif genç kız, tam anlamıyla “dünyadan bihaber” yapıda idi.
Önce Sokrates-Platon-Aristoteles üçlüsünden ne öğrendiğini sordum.
Hayretle gördüm ki tanımıyor.
Peki, Magna-Carta için ne düşünüyorsun dediğimde telaffuzu çıkaramadı.
Bu defa bir seçki sunarak hangilerini anımsadığını öğrenmek istedim.
Descartes’ı, Rousseau’yu, Montesquieu’yü, Voltaire’i, Dreyfus davasını, Utrecht kapışmasını, Leibniz’i sordum.
Maalesef bir iki müellifin adını şöyle böyle hatırlamaktan ileriye gidemedik.
Bu defa da Simavna Kadısı Oğlu Bedrettin’i, Sabahattin Ali’yi, Nef’i’yi sordum.
Nef’i ismi biraz hareket getirdi ama  Tahir ve Yahya Efendiler için inşa ettiği hicivleri bilmediği anlaşıldı.
Sabahattin Ali’den “Başın öne eğilmesin” derken “A ben bunu biliyorum, Kibariye çok güzel seslendiriyor” dedi.
Sayın Güçlü, elbette bu hanım avukata kızamam.  
12 Eylül sonrası politika ve felsefe yasaklanınca, geleceğimiz seviye elbette bu olacak...”
Özetin özeti: Ne dibe vurmadı ki siz hâlâ öğrencilere yükleniyorsunuz demeyin ne olur. Onlar bizim geleceğimiz, tuz da kokarsa geriye ne kalır ki!..

ABBAS GÜÇLÜ
MİLLİYET
banner182
Son Güncelleme: 23.01.2015 08:19
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol