banner374
 Ülkemizde sanki çok uzun süren bir iktidar gitti, yerine yenisi geldi. İlk işi de ciddi bir eğitim reformu gerçekleştirmek… "

 

Şu anda tam da öylesi bir durum söz konusu. Neredeyse hemen her şey değişiyor.

Peki alt yapı, yetirince hazır mı ve en önemlisi de pilot uygulamalar var mı?

Evet demek çok zor.

Daha düne kadar, eğitimin hemen her kademesinde, ciddi bir reform yapılması gerektiğini, hemen herkes telafuz ediyordu.

Ama şimdi aynı kişiler, sanki biraz tedirginler. Çünkü  her şey öylesine hızlı ve öylesine alalacele yapılıyor ki, bu gidişattan mutsuzlar.

Bakan Dinçer ve arkadaşları. umarız ne yaptıklarını iyi biliyorlardır. Yoksa yaratacakları tahribatı toparlamak çok kolay olmaz!..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
esra akça 5 yıl önce

Bir kurum öncelikle çalışanlarını mutlu etmek ve onun yaşam standartlarını yükseltmekle başarıyı yakalar.Eşlerinden ayrı çalıştırmak zorunda kalacağınız öğretmenlerle eğitim gibi önemli alanda da verim artışı beklemek hayal olacaktır.Çünkü eşlerinden ayrı çalışan ve akılları sürekli eşlerinde ve çocuklarında olan öğretmenler zihinlerini ne derecede eğitime yoracaklardır.Bu düşünülmesi gereken önemli bir noktadır.

Aile kurmak ve aileyle yaşamak her insanın en temel hakkıdır.Bu hak hem dinimizce hem anayasamız hem de evrensel insan haklarıyla garanti altına alınmıştır.Yukarıda saydığımız nedenlerle öğretmenlerin eşlerinden ayrı bırakılması hiçbir şekilde kabul görülebilecek bir durum değildir.Bu durumun çocukların ve eşlerin ruhlarında açacağı sonuçları çok vahim olacaktır.Siz de anne veya babasınız lütfen elinizi vicdanınıza koyarak sadece bir dakika düşünün. Siz de böyle bir durumda olmak,eşinizi ayda yılda bir görmek,çocuğunuzun o minik ellerini ve güzel kokan tenini yılda bir kere öpmek ister miydiniz?Böyle bir durum içinizi acıtmaz mıydı?Eşlerin birbirlerinden ayrı bırakılmaya zorlanması ne derece doğrudur? Bu hangi çocuğun göz yaşına ,hayal kırıklığına değer?

Bu sorulara cevap vermeniz bile halimizi anlamanıza yardımcı olacaktır.Eşleri birbirlerinden ayırarak eğitim işlerinin yürütülmeye çalışılması bir çözüm değil tersine büyük bir çözümsüzlüğün başlangıcıdır.

Sayın Bakanımız il emri uygulamasını kaldırmazsa ve atamalarda 30 Eylül’ü baz alırsa bu saydığımız olumsuzlukların hiçbirisi gerçekleşmeyecek ve bunca masum çocuk ve öğretmen mağdur edilmeyecektir.Böylece,anneler ve babalar çocuklarına ,çocuklar ise anne ve babalarına kavuşmuş olacak ve bizler ailemizin yanında olmanın vereceği huzur ve mutlulukla geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza daha faydalı olabileceğiz. Mesleğimizi daha verimli şekilde icra etmiş olacağız.

Anayasa da yer alan aynı zamanda Allah katında da kutsal olan aile birliğini sağlayabilmemiz adına bu konuyla ilgileneceğinizi düşünüyoruz. Durumumuzu ve mağduriyetimizi bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımızla…

Avatar
esra akça @esra akça 5 yıl önce

Bizler vatanın her köşesinde bin bir zorlukla görevlerini yapmaya çalışan, bu zorluklar karşısında yılmayan ,öğrencilerimizi kendi çocuklarımızdan ayırt etmeyen ,onlar için samimiyetle tüm gayretini ortaya koyan öğretmenleriz.Ancak unutulmamalıdır ki her öğretmen de nihayetinde bir anne ya da bir babadır ve onların da çocuklarının aile şefkatine ihtiyacı vardır.

Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ömer Dinçer 5.12.2011 tarihinde yayınladığı genelge ile öğretmen eş durumu atamalarında il emrini kaldırdığını,bundan sonra atamaların hizmet puanı üstünlüğüne göre düzenleneceğini ,bu duruma göre de atanamayanların ücretsiz izine ayrılabileceğini belirtmiştir.Böylece ailemizin bulunduğu şehre hizmet puanı yetersizliğinden dolayı atanamamamız durumunda bize iki seçenek sunulmaktadır; birincisi üç yıla kadar ücretsiz izin almamız, ikincisi ise olduğumuz yerde çalışmaya devam etmemizdir. Bizler zaten borç harç içinde ay sonunu getirmeye çalışmaktayız ve ücretsiz izin seçeneğinin acımasızca bir seçenek olduğunu düşünüyoruz.Çünkü hiçbir öğretmen veya memur ne eşinden ayrı kalmak ne de ücretsiz izine ayrılarak boş boş oturmak için onlarca yılını okumak için harcamıştır İkinci seçenekte ise ailemizin bulunduğu şehre gidebilmek için hizmet puanı toplamamız lazım gelmekte ve bu puan için yıllarca ailemizden uzakta çalışmamız gerekmektedir.Aramızda yeni evlenen arkadaşlarımız, hamile veya yeni doğum yapmış olanlar, küçük çocuğu olanlar var. Bu durumdaki insanlar yıllarca ailelerinden uzakta çalışmak zorunda kalacaktır.Belki bu hamile ya da çocuklarına bakan öğretmenlerimizin başına bir şey gelecek bu durumda yanlarına ilk olarak koşacak olan eşleri yanlarında bulunamadığı için çok vahim durumlar ortaya çıkacaktır.Öğretmenlerin bu şartlarda çalışmasının öğrencilere, dolayısıyla bir kuşağa ne derece faydalı olacağı ise tartışmaya açık bir konudur. Zaten il emri uygulaması da bu durumda olan bir bayan öğretmenin durumundan etkilenilerek Sayın Başbakanımız ve o zamanki bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’nun emriyle 2009 yılında yeniden hak olarak bizlere verilmiştir.Zaten Sayın Bakanımız Ömer Dinçer bu genelgeyi yayınladıktan hemen sonra önce yapmayacağım deyip sonra aniden vazgeçerek yaptığı ara öğretmen eş durumu atamasında il emrini hak olarak meslektaşlarımıza vermiştir.Bu hakkın yapılmayacak denilip aniden yapılan ara atamada hak olarak verilip ana atama olan yaz grubu atamasında bizlere verilmemesi de ayrı bir çelişkidir.