banner406
banner420
            Vatan savunması uğruna özellikle Dağlıca’ da canlarını seve seve feda ederek şehit düşen vatan evlatlarımızı rahmet, minnet ve şükranla andıktan sonra bu çalışmada eğitimle ilgili bir hususu tartışmaya açıp dört güncel konuya temas edeceğim.   

                Tartışmaya açacağım konu “Öğretmenlerin nöbeti”.
                Öğretmen nöbeti yıllardır konuşulur durur. Nöbet hemen her öğretmenler kurulunun 
 değişmez maddesidir aslında. Öğretmenlerle yöneticiler arasında genellikle krize yol açmış bir husustur nöbet hususu.
                “Nöbet şöyle tutulmalı, nöbette böyle davranılmalı, nöbetçi öğretmen zamanında gelmeli,   
   zamanında okuldan ayrılmalı. Sorumluluğu büyüktür.
” falan filan.
                31 yıllık meslek hayatım boyunca yaşadıklarımdır aslında söylediklerim. 
                Neyse öğretmen arkadaşlardan biri gündeme getirdi konuyu.
                Okulun birinde öğretmenler gün boyu nöbet tutma yerine ders / teneffüs nöbeti tutuyormuş.
                Açalım.
                Varsayalım günlerden salı. Kaç ders var, o gün 6. Peki kaç nöbet alanı var, diyelim ki 3. Ne yapıyorduk biz, her alana bir olmak üzere 3 nöbetçi öğretmen görevlendiriyorduk.
                Bu 3 öğretmen ders başlamadan yarım saat önce okulda bulunuyor, dersler bittikten sonra nöbet defterini düzenleyerek okuldan ayrılıyordu. 
                Peki, söz konusu ders / teneffüs nöbeti nasıl tutuluyor?
                İlk giriş ile 1. teneffüsü A öğretmen, 2. teneffüsü B öğretmen, 3. teneffüsü C öğretmen, 4. teneffüsü D ve 5. teneffüs ile çıkışı E öğretmen. Bir nöbet alanında bir günde 5 öğretmen görev yapıyor. Üç nöbet alanında 15 öğretmen.
                Nöbet defterini ise nöbet görevi yapan bütün öğretmenler imzalıyor.
                Bu işin artısı öğretmenin daha az yorulacak olması.
                Eksisi ise takip güçlüğü. Öğretmene ödenecek nöbet ücretinin hesaplanması.
                O okulda yapılan bu uygulama bir proje kapsamında değil de normal koşullarda uygulanıyorsa tartışmaya değer diye düşünüyor takdiri kamuoyuna bırakıyorum. 

                Üç güncel hususun birincisi “Uyum programı”.
                 Malum turizmin canlı kalması gerekçesiyle okulların açılışı 28 Eylüle ertelendi. 7-11 Eylül arasında yapılacak uyum programı da ertelendi elbette. Uyum programı okulların açıldığı hafta (28 Eylül - 02 Ekim) gerçekleşecek. Oysa bu program özellikle 1. sınıflar için son derece doğru, son derece isabetli bir programdı. Çünkü uyum programı okullar açılmadan 1 hafta önce başlıyor, 5 iş günü boyunca çocuk okula alışıyor, öğretmenini tanıyor, okul ve bölümlerini geziyordu. Veliler öğretmen ile daha yakından buluşuyor varsa çocukla ilgili özel durumları öğretmene aktarıyordu. Böylelikle okulların açıldığı hafta çocuklar uyum sorunu yaşamadan öğrenim hayatına adım atıyorlardı.
                 Umarım uyum programı okulların açılış hengâmesine kurban gitmez. 

                İkincisi “Norm kadro sorunu”.
                Hepimiz biliyorsunuz ki norm kadro güncellemeleri haziran itibariyle tamamlanıyordu. Ekim gibi de güncellemeler yapılıyordu.
                Bu yıl hala norm kadro iş ve işlemleri tamamlanamadı.  
                Dolayısıyla geçtiğimiz yılın normuna göre il içi ve il dışı öğretmen atamaları gerçekleştirildi.
                Norm kadroların güncellenmemesi yüzünden kimi öğretmenler göreve başlar başlamaz norm kadro fazlası öğretmen konumuna düştü.
                Kötü bir durum.
                Şu günlerde okullar son planlamalarını yapmak durumunda. Planlamalar şu günlerde yapılmalı ki okullar sorunsuz açılabilsin. Ancak ne öğrenci sayısı belli, ne nakil gelecek / gidecek öğrenci belli, ne de buna bağlı olarak kimi okulların tekli mi, ikili mi olacağı…
                O nedenle ve daha fazla mağduriyet yaşamadan bakanlık acil olarak norm kadroların sisteme girişini gerçekleştirmeli.
                Yoksa sorun içinden çıkılmaz hal alacak. Telafisi güç sonuçlar ortaya çıkacak.

                Üçüncüsü ise “Öğrenci nakilleri”.  
                Bazı veliler şu ya da bu nedenle il içinde veya il dışında oturma adreslerini değiştiriyorlar. Oturma adresinin değişmesi demek doğal olarak çocuğun okuduğu okulun da değişmesi demek. Ancak şu gün oldu sınıf mevcudunun 30’ un altında olan yerlere nakil dışında öğrenci nakilleri açılmadı. 
                Ne demek mevcudu 30’ un altında olan okullara / sınıflara nakil başvurusu?
                Açıklayalım.
                Diyelim ki A Okulu. Bu okul 1. sınıflar için 3 şube açacak. Söz konusu okulun 1. sınıf öğrenci kontenjanı 90’ dır. Eğer e – okul sisteminden okula doğrudan yapılan kayıt 87 ise bu okulun 1. sınıf için 3 öğrencilik boş kontenjanı var demektir. Bu 3 kontenjan için veli nakil yoluyla öğrenci başvurusu yapabilmektedir.
                Öğrenci nakilleri niye doğrudan açılmadı da dolaylı yoldan açıldı bil(e)miyorum.
                Yani oturma adresi değişikliği nedeniyle yapılacak nakiller niye kapalı, niye kardeş birleştirme dikkate alınmıyor, niye çalışan velilerin çocuklarının nakline müsaade edilmiyor. Yoksa veliler gerçek mazeretini bir kıyıya koysun da mevcudu 30’ un altında kalan sınıflar için mi nakil başvurusu yapsın diye düşünülüyor acaba.
                Bu arada yeri gelmişken hatırlatalım, duyumlarımıza göre 30’ un altındaki kontenjan nakilleri nedeniyle kimi okullarda astronomik nakil bağışı isteniyormuş, haberiniz olsun.  

                Unutmadan dördüncü konu ise, Eylül dönemi seminer çalışmaları.
                Niye mi?
                Bizim mevzuatımız eylül seminerleri için “01 Eylülde başlar derslerin başladığı tarihte sona erer.” der.
                Bakanlığın yaptığı açıklamalar esas olarak Eylül seminerinin bir kısmını tanımlamakta. Yani seminerler 01 – 11 Eylülde tamamlanacak.
                Sonra…
                Sonrası için herkes yüreğinden geçeni paylaşmakta.
                Yasal olarak iki haftadan sonra öğretmenlere ek ders ücreti ödenemeyeceğinden mütevellit öğretmenler 11 Eylülden sonra tatil yapacak.
                Hayır, öğretmenler tatil yapmayacaklar.
                11 – 28 Eylül arasında öğretmenler okutacakları sınıf / ders ile ilgili hazırlık planlama çalışması yapacaklar.
                Ve böylece süreç tamamlanacak.
                Bu söylediklerim değerli meslektaşlarımızı kızdıracak belki ama kafayı kuma gömmenin de âlemi yok. Ha bu çalışmalar için öğretmene ek ders ücreti ödenmeli mi?
                EVET!
                Yoo, yoo, yoo; hatta KESİNLİKL E EVET!  

                Okullar açılırken beş konuyu gündeme almamızdaki amaç belli. Eğitime hizmet. Çocuğa hizmet.
                Mesele acil. Mesele derin. Mesele kapsayıcı. Ve elimiz kolumuz bağlı.
                Hemen çözülmesi gereken sorunlar bunlar, yoksa anamızdan emdiğimiz süt bunumuzdan gelecek inan olsun. 
                Yani bir anlamda “Karın doyurmuyor kuru söylem / İcraat gerekli efendim, eylem gerekli eylem.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
salim pusat 2015-09-07 19:42:52

sayın ipekli kendinizi boşuna yormuşsunuz, bunları yazarken çok düşündünüz mü? bizim meselemiz eğitimde kalite sorunudur. kalite deyince aklınıza yandaş kalite gelmesin, çünkü öyle bir kalite kavramı dünya literatüründe yok. ama biz başaracağız merak etmeyin yandaş yöneticilerle yandaş kaliteyi yakalayacağız. işte o zaman emdiğimiz süt burnumuzdan gelecek ama iş işten geçmiş olacak. tek tipçi zihniyete sahip yöneticilerimiz öyle güzel uygulamalar yapıyorlar ki aklınız şaşar, az kaldı başaracağız kendimize has yandaş kaliteli eğitimi. hesap gününde yandaşlar birbirlerinin bile tanımayacaklar. Allahın adaleti tekdir. bir milim bile şaşmaz. vesselam saygılarımla...

Avatar
hlil 2015-09-08 00:04:11

okullar açıldığında doğu ve güneydoğudaki öğretmenlerin güvenliği ne olacak.esas bunu gündeme getirin.sürekli para para para .ne kadar da maddiyatçı olmuşuz be .marks ı bile geçmişiz

Avatar
ÖĞRETMEN SORUNUNU 2015-09-08 10:20:10

kardeşim öğretmen sorununu yazsana, ilici özür atama mağduru en az 30 bin öğretmen eşinden çocuğundan ayri , bu öğretmen nasil motive olacak. ağzimi açtiracaksin...

Misafir Avatar
Yusuf İpekli 2015-09-08 12:57:37 @ÖĞRETMEN SORUNUNU

değerli meslektaşım yazdıklarım da zaten öğretmenin sorunu. öğretmen sorunundan farklı bir konuya temas etmedim. ancak bir sonraki yazıda da belirttiğiniz sorunu gündeme alırız. yalnız yorumunuzda kullandığınız dili bir öğretmene yakıştıramadım. ancak ben yine de başarı dileklerimi iletmek istiyorum.

Beğenmedim! (0)