banner396
16 Mayıs 2017 Salı 20:21
Milli Kahramanımız, Gazi M. Kemal Atatürk

Bu sözlere karşılık hem hükümet hem muhalefet cenahından tepkiler yağmur olup yağdı. Buradan anlaşılan şudur ki; M.Kemal ATATÜRK,  Türk Milleti’nin hala üzerinde ortaklaştığı ve birleşebildiği, ebediyen de bu şekilde uzlaşılacağı kesinleşen (Bir Fatih Sultan Mehmet gibi)  bir değeri ve önderidir.

Bu bağlamda, teyakkuz halinde olup milletin uzlaştığı, birleştiği ve ortaklaştığı değerlere saldıranları,  M.Kemal’in ‘Gençliğe Hitabe’de işaret ederek bizleri onlara karşı uyardığı ‘dahili bedhahlar’ sınıfında görmek ve değerlendirmek gerekiyor.

Bu sınıf, ne yazık ki, kimi zaman ‘din’ kisvesi altında, kimi zaman ‘sol’ kisvesi altında, kimi zaman da başka ideolojik, inançsal  ve siyasi kisveler altında,  ülke içinde milleti birbirine düşman edebilmenin yollarını arıyor.

Bu nedenle, Sayın T.C. Savcılarının çok uyanık olması, anında duruma müdahale etmesi, milleti ayırmaya ve bölmeye yeltenenlere fırsat ve aman vermemesi gerekiyor. Yoksa, ‘dahili bedhah’ sınıfındakiler, milletin bekasını, vatanın bekasını, devletin bekasını her daim tehdit eder durumda tıpkı casuslar ve ajanlar gibi vatan sathında at koşturabilecektir. 

Türk Milleti, 7’den 70’e, her nevi  siyasi şekillerde,  milli değerimize saldıranlara karşı Ata’sını müdafaa ederek, onlara büyük ve ağır bir ders vermiştir. Bundan sonrası için öngörülen şudur ki;  Atatürk dersini,  Türk Milleti verecektir ve Atatürk programını da irticalen Türk Milleti hazırlayacak ve sunacaktır. Bu dersin kazanımı, milli ve manevi değerlerinde uzlaşabilen, birleşebilen ve milli-manevi değerlerine saldıranlara karşı TEK cephe oluşturarak müdafaacı olabilen büyük Türk Milleti olacaktır. İşte bu kazanım, daha önce kurtuluş mücadelesi sırasında edinilmiştir.  

Türk Milleti’nin bu özelliğini ortadan kaldırabilmek için fitne ve fesat yolları arayan ‘dahili bedhah’ sınıfının, Türk Milleti’nin direncini kırmak, kurtuluş mücadelesi yıllarında ortaya çıkan bu yönünün ne durumda ve seviyede olduğunu sınamak gibi hiç de iyi niyetli olmayan bir harici çıkara ve yarara hizmet ettiğini, Başbakanın tabiri ile ‘maksatlı’ olduğunu akıldan çıkarmamak lazım.

Ve Türk Milleti’ni bölmeye yeltenenler,  bu milletin bir ferdi değildir, aksine bu milletin içinde bir fitnedir, fesattır. Bunu da unutmamak, ayrılığın ve bölünmenin açtığı zararlara ve yıkımlara bakıldığında tarihsel ders olarak karşımızda durduğu için bir gerekliliktir diyebiliriz.

Bu millet, tarihine baktığında birçok fitneyi ve fesadı görebilir, onun için fitneyi-fesadı  yüzünden ve dilinden tanıyabilecek bir kabiliyete haizdir diye düşünüyorum. Bu bakımdan, Türk Milleti gafletten, dalaletten, hıyanetten uzak, bir feraset abidesidir diyebiliyoruz. O zaman, Türk Milleti,  içindeki gaflete, dalalete, hatta hıyanete bulaşmış ‘dahili bedhah’ sınıfında bulunan  kimseleri ayıklama, ayırma ve temizleme becerisine, tecrübesine, bilgisine ve birikimine sahiptir. Bilinmelidir ki, ayrılmamak için bu ‘dahili bedhah’ları ayırmak, Türk Milleti’nin asli misyonudur. Bu, tarihine karşı da bir sorumluluğu, vefası, görevi, sadakati  ve ödevidir. Yukarıdaki milli bir değerimize saldırı olayına karşı da yekun bir tutum ve vaziyet ile bu sorumluluğunu ve görevini,  tarih önünde başarılı bir şekilde yerine getirmiş bulunmaktadır. Ve Türk Milleti’nin bir ferdi olarak bu tablo karşısında gurur ve onur duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.

Pekala, milli değerlerimize saldırarak terörle mücadele eden Türk Milleti’ni bir fitne ile ayırmaya çalışanlar kimler?

Bu kimselerin öz geçmişlerini okuyunca anlıyorsunuz  FETÖ’den  dönme  kimseler olduklarını. Ben, bu kimselere Sabetay Sevi kılıklı FETÖ’cüler diyorum. Bu kimseler, FETÖ’cü olduklarını kabul ediyorlar, ama onun geçmişte kaldığını, şimdi ise hükümetin yanında olduklarını ve ülkelerine hizmetkar olacaklarınıı ifade ederek yetkilileri  ikna edebiliyorlar,  bu kimselere duyulan güven hissiyatı ile de geçmişleri unutulup onların başka bir sayfa açmalarına fırsat tanınıyor. Bu güven hissiyatı, hem acıma duygusunun hem de ikna olmanın getirdiği rahatlıkla açığa çıkıp perçinleşiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘acırsanız acınacak hale gelirsiniz’ sözü görmüş olduğu bu tabloya karşı bir uyarı mahiyetindedir aslında. Şunu asla unutmamak gerekir, Osmanlı’nın sonunu dönmeler getirmiştir. Onun için dönmelere güvenilmez, dönmelere fırsat  ve imkan verilmez, dönmelere görev de verilemez, tarih dönmelerin ihaneti ile doludur, tarihten ders alınmayarak dönmelere karşı hala hoşgörü ve tolerans inisiyatifi ile hareket ediliyorsa biliniz ki, bu hal iyi bir hal değildir.

 Unutulmamalıdır ki, dönmelerin  tarafı olmaz. Bugün, bir taraf, başka gün başka taraftadırlar. Dönmelerin taraftarlığına aldanıp onlara güven duymak ya da onları kullanmak,  belayı çağırmaktır. Sabotaj, provokasyon, tekerine çomak sokmak, tahrik, tahkir gibi eylemleriyle nereden nasıl geldiğini anlayamadığınız belalarla baş başa bırakılırsınız. O anlarda, onlar kendileri için mutat olan taraf değiştirme (dönme)  eylemiyle meşgul iken,  yanınızda yalnızca BİR VE TEK  OLMUŞ BİR TÜRK MİLLETİ vardır. İşte, 15 Temmuz bunu göstermiştir, TÜRK MİLLETİ’ni bu devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğü için BİR VE TEK  tutmak gerektiğini, kim ki bu birliği bozmak için bazı değerlere saldırıyor, biliniz ki,  Sayın Başbakan deyimi ile ‘maksatlı’dır, ileriye dönük planlanan  harici bedhahların hesapları içindedir, hem de dahili bir bedhah sıfatı ile, bu kimseler bu sıfata yakışanı yaparlar. ‘Bedhah’ dirsek teması ile haricilerle işbirliği ve koordinasyon içindedir.   İşte bu kimselere,  Sayın Cumhurbaşkanı deyimi ile:

‘ACIRSANIZ ACINACAK HALE DÜŞERSİNİZ...’

Atatürk’ün,  kurtuluş yolu, ortaklaşma ve birlik-beraberlik konularında sarf ettiği şu sözleri ile yazımı tamamlamak istiyorum:

‘Mektep; genç dimağlarda insanlığa hürmeti, vatan ve millete sevgiyi, şeref ve bağımsızlığa bağlılığı ve bağımsızlık tehlikeye uğradığı zaman onu kurtarmak için uygulanması lazım gelen kurtuluş yolunu öğretir.’ (‘dahili bedhah’lar  sınıfında öğretilen bölücü ve Türk Milleti’ni bozguna uğratmayı planlayan yollara karşı bizler M. Kemal’in gösterdiği bu yolu öğretmeliyiz)

‘Bir toplumun mutlaka ortak düşüncesi vardır. Varlığımızı, istiklalimizi kurtaran bütün fiiller ve hareketler milletin ortak düşüncesinin, isteğinin, kararının yüksek oluşumunun eserinden başka bir şey değildir.’ (Din-mezhep-etnisite-ideolojiler üzerinden yapılan ayrışmanın kötü niyetini ve ‘dahili bedhah’ sınıfında okutulan bir ders olduğunu görmemek aymazlık olur ki,  biz bunların tam tersini yani BİRLEŞMEYİ öğretmeliyiz iyi niyetli vatansever sınıflarımızda. BİRLEŞEN taraflarımızı göstermek, onlara dikkat çekmek, onları vurgulamak, onlar üzerinden BİR VE TEK MİLLET inşa etmeliyiz, yıllar önce adı Türk Milleti olarak konulan tabi...)

NOT: TARİHİNE VE MİLLİ KAHRAMANLARINA SAYGI DUYMAYANLAR, SAYGIYI HAK ETMEZLER...

Saygıyı hak edenlere saygılar...

Yusuf SEVİNGEN  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389