Girişimci, üretme potansiyelini ortaya çıkarabilmek için mevcut gücünün sınırlarını zorlayan, bu zorlama sonucunda topluma yeni bir değer üreten, ürettiği değerle insanları mutlu eden, insan yaşamını kolaylaştıran pro-aktif kişidir.
 
Girişimci, yaptığı iş ne olursa olsun onu en güzel şekilde yapan kişidir.  Yani işin neliği onun umurunda değildir. O daima probabilist bir kişiliktir.
 
Şayet bir inşaat işçisi ise onu Sheakspeare’in yazdığı şiirler gibi tuğlasını örer, işini hafifsemez, titizlikle eserini görmeye koyulur. Bir terzi, bir bakkal, bir ressam, bir müzisyen, bir doktor, bir öğretmen girişimci ise eğer Picasso’nun resimleri gibi eserini titizlikle ve geliştirilebilir bir gayretle yapacaktır.
 
Çevremizde bu türden kişileri görebiliriz. Yaptığı işin neliğine takılmadan severek ve özenlice yapar ve aynı zamanda işine yeni değerler katma peşindedir.
 
Girişimcilik, hem iktisat hem de işletme literatüründe kullanılan bir kavramdır. Dördüncü üretim faktörü olarak kullanan iktisatçı J.B. Say’dir. Girişimcilik, J. Von Schumpeter’in “dinamik girişimcilik” kavramıyla daha da önem kazanmış, inovasyon için önemli bir araç haline gelmiştir.
 
Girişimcilik, ekonomik bir değer oluşturma potansiyelini ortaya çıkarma çabasıdır. Burada amaç asla kendi geleceği için zengin olma ilkelliği barındırmaz. Salt, toplum içincilik hakimdir. Şayet kişi tilkilik etme yoluyla girişimcilik kılıfıyla bir şeyler yapmaya kalkışsa yaptığı işin adı da tilkilik olur, girişimcilik olmaz. Girişimciliğin ana ekseni toplumun işini kolaylaştıran ve işine yarayabilecek her türlü potansiyel koyma çabasıdır. Zengin de olunabilir ancak zenginlik bu çabanın sonucu olarak var olacaktır, sebebi olmayacaktır.
 
Burada TOBB üniversitesinden Prof Dr Ramazan Aktaş’ın girişimciyle yönetici arasındaki farklara bir göz atalım isterseniz.
*Girişimci gelecekte, yönetici geçmişte yaşar.
* Girişimci kontrol eder, yönetici düzen kurar.
*Girişimci değişikliklerle başarı sağlarken, yönetici statükoya bağlıdır.
* Girişimci fırsatları yakalar, yönetici problemleri görür.
* Yönetici bir ev yapar ve sonuna kadar orada yaşar, girişimci evi inşa eder ve anında bir sonrakini planlamaya başlar.
*Yöneticinin işleri düzgün ve özenlidir. Girişimci ise yöneticinin sıraya koyacağı işleri yapar. Yönetici, girişimcinin arkasında ortalığı toparlayan kişidir.
*Yönetici olmazsa işler ve toplum yürümez. Girişimci olmazsa yenilik olmaz.
 
John Naisbit şöyle der: Artık yönetim toplumundan girişim toplumuna geçiyoruz.
 
OKULLARDA GİRİŞİMCİLİK
Girişimcilik, insanların doğalarında bulunmaktadır. Ancak genel olarak girişimciliğin kökenlerine indiğimizde insanların zorluklarla mücadele etmeleri sonucunda geliştiğini görürüz. Zorlukla karşılaşmayan insanların, mücadele etmeyi bilmeyen, hayatlarını rahat yaşamaya çalışan insanların girişimcilik duygularının olmadığını görürüz.
Bu nedenle girişimcilik, mücadele ufku gelişmiş insanlarda tabiat haline gelir.
 
İnovasyon, girişimciliğin teşekkül etmiş halidir.
 
Girişimcilik özgür toplumlarda hayat bulur. Katı kuralların insan hayatını tabasbus etmediği, skolastik zihniyetin daraltıcı ikliminde girişimci yetişmez.
 
Gelişmiş ve kişi başına düşen gelir oranı yüksek ülkelere baktığımızda özgürlüğün dengeli gittiğini görürüz.
 
Türkiye’de demokratik teamüllerin yerleşmesi adına hepimize ne düşüyorsa yapmalıyız ve ardından ülkemizi şahlandırmak adına ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız.
 
Girişimcilik ana okulundan itibaren müfredata dengelenmiş şekilde yerleştirilmeli, öğrenmeye açık öğrenciler için okul iklimi uygun hale getirilmelidir. Salt bilgi deposu yüklemekten vazgeçmeliyiz. Daimicilik ve esasicilik düşünce akımlarını neden eleştiriyoruz? Tabi ki hazır kalıp bilgileri öğrencilere yüklemeye çalışıtığından…
Şayet bunu yapmak istiyorsak okuldaki kondüktörler olan öğretmenleri sıkı eğitimlerden geçirmek gerekir. Öğretmenleri kim eğitecek? Konsültasyon eğitimi yapacak nitelikli eğitim uzmanları ihdas edilmelidir. Eğitim uzmanlarının belirli periyotlu müfredatı hazırlanır ve öğretmenin neyi,nasıl vereceğini sıkı ve disiplinli çalışmalar sonucu takip eder.
 
Şimdi bunları yazarken GOKAM PROJESİ’ni hayal ederek de yazıyorum. Birileri çıkıp kardeşim neler saçmalıyorsun diyebilir. Ama GOKAM PROJESİ Ömer Dinçer beyin bakanlığı devam etseydi ve bizimle de sırf Hizmet okulunda çalışmıyor olsaydım bugün ülke adına belki de harika bir iş yapmış olacaktık. Çünkü bir genel müdür “proje çok harika da keşke devlet okulunda çalışıyor olsaydın” dedi. Biz bu projeyi alır uygularsak farklı anlaşılır, demişti. O saniyede projeyi bir kenarı bıraktım.
 
Bir önceki Türkiye Eğitim Sistemi 2071 model olmalı yazısında da projeye atıf yapmıştım. Ama hali hazırda şu anki sistem 1940 model bir araç gibi geliyor.
 
Girişimci, sönük bir başarıdansa şaşırtıcı başarısızlıkları tercih eden risk alıcıdır(Robert Barron).  Sanırım bizimki de şaşırtıcı bir başarısızlıktı.

Bu bağlamda Türkiye olarak Z nesilini post-uygar bir toplum olma ideali bağlamında girişimci nesiller yetiştirmeli, girişimciliğin lordları geleceğimizi inşa etme adına tuğlalarını dökmeye başlamalıdır.
 
J. Harris’in sözüyle bitirelim: Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve gelecek treni görür. 


EĞİTİM UZMANI, HALKLA İLİŞKİLER, ÖĞRETMEN, EKONOMİST

bestamibozkurt@gmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hasan 2 yıl önce

dersanede calıan personelden kimse bahsetmiyor mağdur oluyoruz