banner374

HARP AKADEMİSİ, ÖĞRETMEN AKADEMİSİ

Eğitim üzerine kafa yoran, yazı yazan ve eğitimin içinde birisi olarak üzerinde ısrarla durduğum iki mesele var. Birincisi müfredat krizi, ikincisi uzman öğretmenlik çıkmazı.

Bu yazımızda, 64. hükümet programında ve seçim öncesinde Sayın Başbakan’ın açıklamalarında yer alan eğitime dair hususları irdelemeye çalışacağız. Öğretmen ataması ile ilgili açıklamalarda bulunan Başbakan Davutoğlu, “Öğretmenlerimize her türlü ihtimama göstereceğiz. Ama Türkiye'nin ihtiyaçları, eğitim sistemimizin ihtiyaçları, Türkiye'nin imkânları ile öğretmen arz ve talebi arasında bir uyum bulmak durumundayız. Bir taraftan var olan öğretmenlerimizin mesleki kapasitelerinin artırılması, bir taraftan da öğretmenlik mesleğine girecek olan yeni mezunların en doğru kanallara en iyi seçilerek girmesi önemli. Özellikle öğretmenlerimizin kapasitelerinin geliştirilmesi bağlamında bir öğretmen akademisi kuracağız. Nasıl adalet akademisi, harp akademisi, polis akademisi var, bir öğretmen akademisi kuracağız. Böylece öğretmenlerimiz için öğretmenlik bir an başlayan ve hayatın sonuna kadar değişmeyecek bir meslek değil, kıymeti değeri değişmez ama tekniği değişir. Yöntemi, muhtevası değişir. Türkiye'nin kurmaylarını yetiştireceklerin kurmay eğitiminden geçmesi gerekiyor. Öğretmen akademisini yerleştirmeye kararlıyız” demişti seçimden hemen önce.

Uzman öğretmenlik meselesinde “uzman” birisi olarak (zira defalarca yazı kaleme aldım) “Öğretmen Akademisi” kurulması fikrini yıllar önce yazdım. Ancak benin kastım ile hükümetin kastettiği belli ki aynı şeyler değil. Ben şunu söylemiştim:

“Efendim öncelikle öğretmenlerin, okul haricinde eğitimle, bilimle, akademik çalışmayla yani “okuma” ile bağlarını koparmamak gerektiğini herkes söylüyor. İşte bunun yolu bakanlık merkezinde Milli Eğitim Akademisi kurulmasından geçer. Kurulacak bu akademi, öğretmenlerin 8 yıl içinde mesleği ile alakalı akademik tez hazırlamalarını ve akademik olarak değerlendirmesini yapmalıdır. Hazırlanan tezlerin, kabulü ya da reddedilmesi aynı zamanda uzmanlık payesinin de en önemli etkeni olmalıdır. Yani iki günlük hizmet içi kurslarına verilen puanlarla uzman olunması eğitim felsefesine kökten aykırıdır. Zaten yüksek Mahkeme bu hususu sarahatle ifade etti. Teze ilaveten hangi ölçütlerin uzman öğretmenlik için kayda değer olunması gerektiğini, eğitimciler tartışmalıdır. Bir çıkar yol bulunur. Çok basit bir yöntemle, Mebbis üzerinden görüş ve değerlendirmeler alınarak sonuca varmak mümkün.”

Yani öğretmen akademisi, bir hizmet için eğitim faaliyeti olarak yürütülmemeli. (Bu kavramın eğitimciler için ne manaya geldiğini bir sorun bin ah işiteceksiniz.) Hasıl-ı kelam, öğretmenlerin meslekleri ile ilgili “kendilerini çalışmak ve geliştirmek” zorunda hissedecekleri bir sistem olmalı. Hükümet prpgramonda “Öğretmen Akademisi” kurulmasının gerekçesi, hizmet içi faaliyetlerin yürütülmesi ve idareci yetiştirilmesi olarak anlaşılıyor. Oysa burada tekrar ifade edelim ki öğretmen akademisi, öğretmenlerin akademik ve mesleki yeterlilik noktasında çalışmalarının koordinasyonu görevini icra etmeli. Okullara yönetici yetiştirmek fikri son derece gereksiz bir çabadır. Okulların yönetilmesini bu kadar abartmamak lazım. Siz, adalet ve liyakat sistemini gönülden kabul edin, (yani eş-dost-hısım-akraba-enişte-banacak-baldız-hemşeri kriterlerini unutun) sonrası gelir. Ha bir de teftiş edin…

Hükümet programında kısa kısa neler vaat ediliyor görelim.

• Toplumsal değerlerin daha fazla özümsenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için değerler eğitiminin eğitim ve öğretim sisteminin bütününde yer alması sağlanacak.

• Yeni dönemde Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal örgütlenmesi, eğitim sisteminin ulusal düzeyde politika belirleme, koordinasyon ve denetiminden sorumlu olacak şekilde geliştirilecek.

• Öğrenciyle ilgili sorunların okul düzeyinde çözülmesi ilkesi esas alınarak, merkezden yerele doğru yetki devri gerçekleştirilecek.

• "Eğitimde Kalite" öncelik verilen alanlardan biri olacak. Bu kapsamda "Eğitimde Kalite Seferberliği"ni başlatılacak, "Eğitim Kalite Endeksi" hazırlanacak.

• Okul türleri ve bölgeler arası başarı farklılıkları azaltılarak eğitimde fırsat eşitliğine bütün boyutlarıyla hayatiyet kazandırılacak. Bu süreçle uyumlu bir şekilde öğretmen yetiştirme ve eğitim yönetimi alanlarında da önemli dönüşümleri hayata geçirilecek.

• Oyun tabanlı öğrenme etkin hale getirilecek. Mobil öğrenme sistemleri geliştirilecek; sosyal medyanın öğrenme aracı olarak daha etkin biçimde kullanılması sağlanacak.

• Öğrencilere yazılı ve sözlü iletişim kurabilecek düzeyde yabancı dil öğretimine öncelik verilecek. Bu amaca yönelik olarak öğretme sistematiği ve müfredatı gözden geçirecek, dil öğrenimi etkin hale getirilecek. Birlikte, problem çözmeye dayalı ve proje tabanlı öğrenmeyi teşvik eden eğitim teknolojileri yaygınlaştırılacak.

• İlk ve ortaöğretimde okul bazlı bütçe yönetimine geçilmesine yönelik çalışmalar yapılacak. Okullar akademik, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif performansa göre değerlendirilerek, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması sağlanacak

• İş dünyasının ihtiyaç duyduğu kaliteli elemanlar için mesleki eğitimin kalitesini arttıracak tedbirler alınacak.

• Okullarda ikili öğretime son verme hedefi doğrultusunda, tüm okullarda tam gün eğitim-öğretime geçilmesi için yeter sayıda derslik inşasına devam edilecek. Okul öncesi eğitim yaygınlaştırılacak. Eğitim ortamları, öğretim materyalleri ve eğitim-öğretim uygulamaları, bireysel farklılıkları dikkate alan ve öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla düzenlenecek.

• Ortaöğretimde okullar arasında kalite farklılıklarını asgari seviyeye indirecek tedbirler alınacak. Okullar arasındaki farklılıkların azaltılmasıyla eş zamanlı olarak, ortaöğretimde öğrencilerin ikametlerine en yakın okullardan birinde öğrenim görmesinin alt yapısı oluşturulacak.

• Sınav baskısını azaltmak amacıyla yükseköğretime geçişteki sınavların yılda birden çok yapılmasını temin edilecek.

• Müfredatın eğitimin her kademesinde öğrenciyi hayata hazırlayan, öğ¬renmeyi öğreten, istidatlarını ortaya çıkaran, temel becerileri veren, özgüveni pekiştiren, evrensel değerleri aktaran bir içeriğe sahip hale getirilmesi yönündeki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Müfredatı bilgi teknolojileri destekli öğretime uygun hale getirerek, eğitsel e-içeriklerin genişletilmesi ve daha da geliştirilmesini sağlayacağız.

Hükümet programında tam sekiz defa yenilenme kelimesi ile beraber müfredat kelimesi geçiyor. Bu çok önemli. Ancak yenilenmesi elzem olan müfredatın nasıl inşa edileceği çok daha önemli. İnşallah müfredat konulu müstakil bir yazıda bu hususu tekrar kaleme alacağım.

Bu arada müfredat meselesinde çığlığımı duyan MEB müsteşarı Sayın Yusuf Tekin “ona da sıra gelecek” demişti. Sanıyorum sıra geldi.

Sakın ıskalamayalım.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
herhangi biri 1 yıl önce

bu akademi dedikleri de kesin uzman öğretmenlik gibi fos çıkar

Avatar
recai 1 yıl önce

polis akademisimi kaldı !!!!!!!!!!!!

Avatar
hüseyin erdem 1 yıl önce

hükümetin vaadlerinin takipçisiyiz...

Avatar
hakan 1 yıl önce

içi fos bir olay neden üniversiteler boşamı var orda işi sıkı tuttur uzman öğretmenlik gibi içi boş sadece kapısında uzman öğretmen yazacak Allah aşkına şu boş işlerden vaz geçin temele el atın ünide işi sıkı tutun kaldı ki suç öğretmende degil suç eğitim sisteminde.