banner374
            Hüzün, kocaman kocaman hislerin küçücük sahibi. Hüzün, ağıtın anası, yalnızlığın sorumlusu, gönlün düşmanı, ayrılığın kaçınılmaz sonucu. 
           
Hüzün, canı candan, canı canandan, bebeyi babadan, babayı anadan, yavukluyu yardan, bacıyı kardeşten, eli işten, dili dişten ayıran o kocaman duygu. 

           
Hüzün, kahreden yo yooo öldürücü acı. 

           
Oysa ne güzel başlamıştı hayat. Gözler güzel bir güne uyanmıştı oysa. Belki de gözler yeniden doğmuştu bir başka yürekte. Eller buluşmuştu yeni yeni hayallerin oluştuğu ortamda, ne beklentiler hayat bulmak için dirilmişti kim bilir. 
         
   Kim bilir hangi baba hangi çocuğun yanağını okşamıştı, saçını düzeltmişti, kim bilir hangi baba hangi çocuğun yüzüne kocaman bir öpücük kondurmuştu...
 
          
  Kim bilir hangi yürek hangi yiğidi duayla göndermişti işine. Kim bilir hangi yiğit son kez sallamıştı elini eşine, evine, hayallerine…
 
           
Sırf bir ekmek almak için. Sırf namerde muhtaç olmamak için. Sırf hayatın kahredici hüznüne teslim olmamak için.
 
           
Adına mutluluk denilen güler yüze emeğini katık etmek için inmişti kara toprağın altına. Helal kazancını temiz alın teriyle buluşturmak için inmişti.
 
           
Binlerce metre aşağıda salladı kazmasını çocuğuna bisiklet almak için. Binlerce metre aşağıda doldurdu küreğini ışığı yansın diye. Binlerce metre aşağıda karıştı toza dumana türküsü. Binlerce metre aşağıda düşündü nişanlısını, karısını, yolunu beklediği bebesinin hıçkırıklarını.
 
           
Hırslandı. Hırslandıkça vurdu. Vurdukça terledi. Terledikçe mutlu oldu. Mutlu oldukça daha çok sevdi sevenlerini.
 
          
  Eli yüzü koyu kara oldu. Ciğerlerine çekti kara elmasın kapkara tozunu. İliklerine kadar işledi toz duman. Döşünde çağıldayan ırmak anılarını da ıslattı, hayallerini de…
 
           
Güneşe hasret kaldı saatlerce. Yağmura hasret kaldı. Yıldızlı gecelerin sabahına varmak için şükretti için için. Yıldızlı akşamların coşkusuna kaptırdı kendini.
 
           
Bazen kara buluta isyan etti, içi kara dışı kara…
 
           
Yılmadı. Yılmadıkça asıldı. Asıldıkça üretti. Ürettikçe anasını düşündü.
 
           
Ana.
 
           
Ana yüreği.
 
           
Onlarca yürek yangın yerine dönüştü şimdi.
 
           
Analar ağlıyor canlarından can eksildi çünkü.
 
           
Analar ağlıyor umutları söndü işte. Sırtlarını dayayacakları fidanlar soldu, boyunları büküldü işte. Arasına mezar girdi anayla evladın. Sıcak nefesin yerini kara toprak aldı şimdi. Kara toprak bağrına bastı alın terini, ekmek parası kefene sarıldı, ekmek parası yerin altından çıkamadan girdi kara toprağın koynuna.
 
           
Büküldü boyunları anaların. Gözyaşları fidan dikiyor kara toprağa artık. Gözyaşları katık acıya, gözyaşları kara elmasın karasından daha koyu, daha ıssız, daha yalnız.

           
Her adımı hüzün, her anı hüzün doldu onların.

           
Onlar ki kaderi kara yiğitler. Yaşama doyamadan veda edenler. Sevdaya doyamadan, isyana el sallayan yiğitler.
 
           
Yaşarken dertliydi onlar ölürken dertlendiler. Yaşarken yalnızdı, yalnız ve tek. Ölürken milyon oldular, milyonlarca yüreğin gerçek sahibi...
 
           
Evimizi ısıtan kara elmas ölümün soğuk yüzü oldu esti madencinin yüreğinde.
 

Kimi veda niyetine bir kâğıt yazıp sıktı yumruğunu, kimi ak çarşafı karatmamak için taht kurdu gönüllere. Kimi arkadaşım dedi, kardeşim, emmimin oğlu, dostum. Kiminde umut, derin bir haykırış, göz pınarlarından akan ince bir sızı.

           
Kimi hayata el sallayan vardiyaya karıştı, kimi inadına inadına yürüdü ömrün.
 
           
Bazen dününü düşündü, dünden kalanlara ağladı, bazen aklının ucundan bile geçmedi yarın.
 
           
Düştüğü yerden kalkmayı bildi. Kalktığı yerden ise gülümsemeyi…
 
           
Sonunda kara elmasın yuttuğu yüzlerce can. Canların yüreklere biriktirdiği hüzün. Hüznünün ihmalle olan akrabalığı. İhmalin belleklerde oluşturduğu
soru işaretleri. Soru işaretlerinin havada uçuşturduğu dedikodular. Dedikoduların topluma yaydığı kuşku.

           
İçim yanıyor biliyor musunuz, gözüme uyku girmiyor. Boğazımızdan bir tek lokma inmedi kaç gündür.
 
           
Üzgünüm kara k’ömür, üzgün ve şaşkın.
 
           
Emekçini kırk liraya esir, emeğin alın terini yine kırk liraya satın aldın çünkü. Yüreklere kor düşürdün, ocaklara ağıt ve gözyaşı çünkü…

           
Adını yerin dibine kara elmasla yazdın, adını kalleş koydun bir kere daha ölümün.
 
           
Şimdi gün k’ömür karası.
 
           
Saatler k’ömüre ayarlı şimdi.
 
           
Hayata el sallayan vardiyanın sonu, hayata el sallayan vardiyanın başlangıcı.
 
           
Selam sana Uzun Memedin torunu, selam sana binlerce…

           
Selam kazmana, küreğine yiğidim selam mangal gibi yüreğine…

          
  Selam anılarına, hayallerine, umuda delikanlım…
 
           
Hayata el sallayan vardiyasına kurban olduğum, yolsuzluğa bulaşmamış ellerinden, hırsızlığa yönelmemiş gölünden, riyayı aklının ucundan bile geçirmeyen yüreğinden, rüşvetin çalkantılı bulanıklığında kaybolmayan onurundan, ekmeğine / aşına haram katmayan kararlığından öpüyorum.
 
           
Söz veriyorum sana bir avuç k’ömür için bir koca ömür tüketen madenci, unutturmaya çalışsalar da seni tertemiz alnında taşıdığın fenerinin ışığı kalbini k’ömür karasına çevirenlere inat aydınlatacak yarınları.
 
           
Ve haykıracağız hep bir ağızdan; “K’ömür taşır kucağında / ağıt yanar ocağında / gözyaşları sessiz akar / Soma’ nın her bucağında!”
 

            15 Mayıs 2014 / Ankara

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
dml 3 yıl önce

başımız sağolsun :( kalbimiz somada

Avatar
whycadde 3 yıl önce

allah rahmet eylesin onlardan kömür kokusu değil cennet kokusu gelir

Avatar
bir fani 3 yıl önce

allah rahmet etsin,geride kalanlara sabrı cemil ihsan etsin.

Avatar
cengizhan hoca 3 yıl önce

yusuf hocam yüreğinize sağlık! yine çok güzel olmuş yazınız.

Avatar
yusuf ipekli 3 yıl önce

değerli okuyucularım, yorum ve görüşleriniz için çok teşekkür ederim, kazada hayatlarını kaybedenlere tekrar rahmet, kalanlara sabır diliyorum.

Avatar
Kamil BENLİ 2 yıl önce

yusuf hocam kelmine ve yüreğine sağlık ne güzel yazmışsınız...