banner374
Öğretmenler olarak sanırım en çok zorlandığımız konulardan biri de ders anlatırken sınıfın dikkatini dağıtan, derslerine çalışmayan ve bizleri zor durumlarda bırakan öğrenciler olsa gerek. Eğitim ve öğretim hizmetlerimizin ikisine de son derece muhtaç bu öğrencilerle ilgilenirken çok daha dikkatli olmamızın bir sebebi de, hareketlerimizin sınıfın diğer üyeleri tarafından dikkatle izleniyor olmasıdır. Eğer gereken yerde gerekli davranışı gösteremezsek sınıf üzerindeki etkinliğimiz azalabilir. Bunca hassas bir konu olmasına rağmen çok şaşırıyorum ki üniversite eğitimim sırasında bu konu üzerinde durduğumuzu hatırlamıyorum.   

  

Üniversite eğitimimiz sırasında gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz durumlarla daha çok haşır neşir olalım diye staj uygulaması yapılmakta. Çok doğru bir uygulama ama bence yetersiz. Bir dönem boyunca mesela okullar açılmadan önce öğretmenlerle zaman geçirmeye başlamalı ve dönem boyunca üniversitede değil de okullarda öğrenim görmeliyiz. Hatta sadece bizler değil üniversitede çalışan öğretmenlerimiz de belli aralıklarla bunu yapmalılar. Tıpkı bir aşçının mutfağa girmeden yardımcılarına yemek yaptırması gibi oluyor yoksa bu durum. Tamam malzemeler doğru, tarif doğru ama aşçı yardımcılarının karşılaştığı sorunları bilmiyor ki?   

  

Dersin huzurunu bozan öğrenciler konusu belki de üniversite öğretmenlerinin çok önemsedikleri bir konu değil. Benim hayalimde şöyle bir sahne var mesela. Üniversite de öğrencilere ders anlattırırken öğretmen; sınıfta bir sıraya oturmalı ve sürekli yanındakiyle konuşarak, sesli sesli bir şeyler söyleyerek ya da mesela arkadaşlarına silgi vs atarak dersin huzurunu bozmalı. Birileri de sürekli şikayet etmeli. Zira mesleğine yeni başlayan bir öğretmene böyle bir durum çok zor gelebilir, hele de deneyimli öğretmenlerden yardım alma şansı olmayan bir okula atanmışsa. Bu gibi durumlarda teoride öğrendiğimiz; öğrencinin bir sorunu olabilir ya da öğrenci rehberlik servisine sevk edilmeli gibi bilgiler pek işe yaramaz çünkü mesela okulda bir rehber öğretmen dahi yoktur.   

Benim naçizane düşüncem insanların genelde kendilerinden yapamayacakları şeyler istendiğinde yanlış yollara sapma ihtimallerinin yüksek olduğudur. Eğer siz toplama ve çıkarma işlemini dahi öğrenememiş bir öğrenciye üst düzey dört işlem becerileri gereken problemler çözerek ders anlatırsanız, anlamadığı bir dersi dinlemesi pek mümkün olmaz bununla birlikte ders sırasında arkadaşlarını rahatsız etmek gibi kötü alışkanlıklar edinmesi de söz konusu olabilir. Bu alışkanlıklar başta çok kısıtlı kalsa da artık dersten ümidini keserse öğrenci o zaman işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu gibi durumlarda uyguladığım bir yol bulmama sebep oldu okuduğum küçük bir hikaye:  

   

Ahmet Şerif İzgören' in, "Avucunuzdaki Kelebek" isimli kitabından;  

"Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor: 'Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin' Yaşlı aktar geline bir toz vermiş. 'Bunu her gün yemeğine çok az karıştır, fakat aranı çok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin' demiş. Kızgın gelin kaynanasının her yemeğine muntazam o beyaz tozdan karıştırıp, bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış. Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin: 'Bu zehrin panzehirini istiyorum. Zehirlediğimi anlamasın diye kayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım. Bu sefer onun da bana tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu. Şimdi benim en iyi dostum. Onun ölmesine müsaade edemem.' Yaşlı aktar cevap vermiş: 'Panzehire ihtiyaç yok. Sana verdiğim zehir sadece tuzdu. O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti anlatamam."  

  

İşte bu hikayedeki gibi bende derslerde sorun çıkaran öğrencilerimle dost olmaya başladım. İnanıyorum ki korkularımızın üzerine gider gibi bu öğrencilerimizin de üzerine daha çok eğilirsek öğreneceğimiz bir çok şey olacak. Unutmayalım ki onlar bizim ilgi ve desteğimize daha fazla ihtiyaç duyuyorlar.

* Fotoğraf Sunay Akın İstanbul Oyuncak Müzesinde çekilmiştir. "
http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com"

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Elif öktem 2 yıl önce

ellerine sağlık. çok doğru tespit.

Avatar
deniz 2 yıl önce

güzel yazı tebrikler