banner374
 Türk milli eğitim sisteminde yöneltme denilince akla; Öğrencilerin, ilgi, istek, yetenek ve kişilik özelliklerini dikkate alarak; olumlu bir benlik kavramı geliştirebilmelerine, seçeneklerden haberdar olmalarına, potansiyellerinin farkında olarak onu geliştirmeye çalışmalarına, bu doğrultuda kararlar alabilmelerine, aldıkları kararların sonuçlarını görebilmelerine ve sorumluluğunu almalarına yönelik bilimsel hizmetlerin düzenli ve sürekli bir biçimde verilmesi, gelmektedir.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 6.maddesinde “Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükümde iki unsur öne çıkmaktadır.

Birincisi, öğrencilerin çeşitli programlara,

İkincisi, çeşitli okullara yönlendirilmesidir.

Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Temel Kanunundaki bu hükmü gerçekleştirmek için, 2003 yılında, MEB İlköğretimde Yöneltme Yönergesini yürürlüğe koymuş ve halen de ilköğretim öğrencilerini bu yönerge doğrultusunda, ortaöğretim okullarına ve mesleklere yöneltmeyi sürdürmektedir.

Bu yönergeye göre, Temel eğitim içinde çocuk, belli bir mesleğe ya da mesleklere değil, gireceği daha üst okullara yönlendirilmelidir. Bu yönlendirmede belirleyici ölçüt, çocuğun okuldaki başarı eğrisidir. Buna göre çocuklar, yükseköğrenime kadar varacak okul türlerine yönlendirilmelidir. Okul türüne göre yapılacak bu yönlendirme yönergeyle net biçimde belirtilmiştir; Akademik Orta Öğretim, meslekî ve Teknik Orta Öğretim, Güzel Sanatlar Eğitimi gibi.

Yöneltme süreci 6, 7. ve 8. sınıfı kapsamakta ve özellikle, 8. sınıfta hazırlanan “Yöneltme Öneri Formu”yla tamamlanmaktadır. Yöneltme formunda önce veli ve öğrencinin görüşü ilgili yere doldurulur. Ve sonra 8. sınıf şube öğretmeni ile birlikte rehber öğretmen, her öğrencinin ilgi ve yetenek, kişilik özellikleri, akademik başarısı, katıldığı sosyal ve kültürel etkinlikleri dikkate alarak öneriyi oluşturur. En son olarak da kurul görüşünü bildirir.

Bu yönerge ilk ve orta öğretimin bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde eksiklikler içerdiği görülmektedir. Birincisi, bu yönerge ile bir mesleğe yöneltme değil okula yöneltme yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysaki okul tercihini yapan öğrenci aynı anda meslek tercihini de yapmış oluyor. Mesleğe yöneltme işlemi daha profesyonelce yapılması gereken bir iş olarak karşımıza çıkmaktadır. Meslek; kaynakçılık, tesviyecilik, elektrikçilik gibi benzeri kavramları içermekte, yani bir işler bütününü ifade etmektedir.

Okul bir işi ifade etmez.

Bu yönerge ile yapılan çalışmaların sonucunda oluşturulacak öneri formunun bağlayıcılığının olmaması, yalnızca bir öneri niteliğinde kalması ve öğrencinin karar vermede öne çıkarılması, demokratik bir süreç olarak değerlendirilebilir.

Ancak uygulamada ellerinde öneri formuyla gelen öğrencilerin not ortalamalarının düşük olduğu görülmüştür. Bu tür bir yönlendirme de akademik başarısı yüksek öğrenciler ‘liseye, düşük öğrencilerin ise ‘meslek lisesine gider zihniyetini yansıtmaktadır. Bu şekildeki bir yaklaşım mesleki ve teknik eğitime çok büyük zararlar verecektir. Oysa ilköğretimde yapılacak yönlendirme çalışmaları, tüm mesleklerin topluma yararlı ve gerekli olduğu bilincini geliştirmelidir.  

Dikkat edilirse, yönergeden bahsederken, yürürlükteki yönergeden söz ettim. Çünkü Bakanlık, gözünden kaçmış olsa gerek! bu yönergeyi de başka birçok mevzuatta olduğu gibi henüz 4+4+4 eğitim yasasına göre düzenlememiş.

İlköğretimde Yöneltme Yönergesi de acilen gözden geçirilmeli ve ilkokul 1.sınıftan başlamak üzere yeniden düzenlenmeli, yöneltme öneri formu değiştirilmeli, ilkokul 4.sınıftan sonra, öğrencilere, seçmeli ders paketleri doğrultusunda yöneltme yapılmalıdır.

 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol