banner374

Türkiye’de en örgütlü, aktif ve duyarlı kesim öğretmenlerdir. Özellikle son yıllarda artan bir şekilde atanamayan öğretmenlerin mağduriyetleri bu bağlılığı iyice arttırdı. Bir tür psikolojik alt algıda oluşan sorunlar empati yoluyla eğitimin tüm alanlarına giderek yayılıyor.

 
Çoğulcu düşüncenin bu kadar yaygınlaştığı bir alanın başındaki bakanlık demokratik olgunluğun sınırlarının geniş olduğu bir kurum olmak zorundadır.
 
Türkiye’de eğitimsel sorunların bulunduğu her kesim tarafından büyük mutabakatla seslendirilmektedir. Fakat bu sorunun neliği konusunda genelgeçer bir formülasyon üzerinde durulamaması bu sorunu daha da arttırıyor.
 
Adı temel dangalak olan biriyle sürekli dalga geçiliyormuş. Bir gün canına tak etmiş, soluğu mahkemede almış. Hakim bey, ismimden dolayı benimle dalga geçiliyor, ismimi değiştirmek istiyorum, demiş. Hakim bey de hak vermiş ve yeni ismin ne olsun diye sormuş: idris dangalak. J
 
Tanımlanamamış problemin doğru teşhisi yapılabilir mi?
 
Eğitimdeki sorunlar denilince bizim aklımıza direkt olarak sınavların yapısı ve şekli geliyor. Sonra da sınavları kaldırıyoruz diyerek yıl içine yayılmış sınavlar silsilesi getiriyorsunuz.
 
Eğitim ve Öğretimdeki hatalar sadece ölçme ve değerlendirme alanında değildir. İçerik belirleme, okulların yapısal ve koşulsal imkanlarının düzeltilmesi, öğretmenlerin sosyal yaşamlarının düzelmesi ile beraber öğretmen kalitesi üzerinde durulması gibi başat durumlardan işe başlanılmalıdır.
 
Bir araba bozulmuşsa, hareket etmiyorsa arabanın boyasına bakmanız yersizdir.
 
Türkiye’deki eğitimin sorunu öğretmenin kalitesidir. Bu cümleden hareketle birileri hakaret etmeye başlayabilir ama onlara sormak gerekiyor: Branşınla, alanınla ilgili ne zaman bir kitap okudun? Mesleki formasyonuna ne tür artılar kazandırdın? Ben şu kadar yıllık öğretmenim diyerek yılların kendisine birşeyler katacağını beklemek kaplumbağanın ağaca tırmanması kadar acayiptir.
 
MEB’in de doğrudan böyle bir çalışma disiplinine ihtiyaç duymayıp sınavların şekilsel ve yapısal durumunu sürekli yamalı bohçaya çevirmesi sorunların azalmasını değil artmasını sağlıyor.
 
Öğretmenlerimizin tabiî ki maaş durumlarının da bunda payı var. Elektrik borcunu düşünen, bu hafta da muz almayalım diyen ve sürekli iktisadi hayat yaşayan bir öğretmenin kalitatif etkisi zayıf olacaktır.
 
Orta sınıf bir camia olan öğretmenler, tabiî ki oturmak için bir ev, bir de binmek için arabaya ihtiyaç duymaktadırlar. 10 yıl gibi uzun süreler de ev kredisi çekip borcunu tamamlamaya çalışan ya da arabasının borcunu ödemekle meşgul bir öğretmenin mesleki formasyonuma artılar katayım demesini düşünmek de zor.
 
Peki ne yapmalı?
 
Burada devletin bir kolaylık sunması şart. Orta sınıf camia olan öğretmenlere devlet tarafından ev alımında ve araba alımında mutlaka bir kolaylık sağlanması gereklidir. Çünkü bunlar temel ihtiyaçlardır.
 
Tabiî ki bu tür imkanları sunduktan ve öğretmenlerin iktisadi hayatlarını düzenledikten sonra öğretmenlere mesleki yeterlilik çalışması yapılmalıdır. Herhalde öğretmenlerimiz seve seve kalitatif sorunlarını düzeltmeye çalışacaklardır.
 
Bir insanın en büyük şansı kaliteli bir öğretmenin eğitiminden geçmesiyle olur. Çünkü bir çok insan matematikten nefret eder ve bunun nedeni de ilkokulda ya da ortaokulda öğretmeninin o derse karşı alerji oluşturmasındandır.
 
Tabiî ki sadece tekil olarak maddi imkanların kısıtlılığından değil manevi olguların da, değerlerimizin de etkili bir şekilde verilmeyişi ya da verilemeyişi bir anlamda toplumda rahatsızlık oluşturuyor. Çünkü insan, inanır ve inandıklarını yaşamaya ve yaşatmaya çalışır. İbadet etmek, insanı manevi olarak doyurur. Dolayısıyla dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır diyen bu ifadelerimizi özetlemiştir. Körpe nesillere, yaşamanın temel manasını manevi olgularla verebiliriz. Geçen yıl siyer ve Kur’an-ı Kerim dersinin seçmeli ders olarak verilebilmesi bu ihtiyacı karşılamaya yöneliktir. Bunları seçmeli ders sistemi ile vermek gereklidir. Çünkü ben hiçbir şeye inanmıyorum, diyene siz bu dersleri dikte edemezsiniz.
 
Ziya Paşa’nın şu deyişiyle bitirelim:
 
Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat
Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde
Milyonla çalan mesned-i izzete ser-efraz
Birkaç kuruş-u mürtekibin cay-ı kürektir.
 
(Dünyaya nizam vermeye çalışan, ahkam kesip bol keseden atan insanlar kendi evlerine baksalar binlerce tembellik görecekler. Milyonla çalıp çırpan hırsızlar baş tacı edilirken birkaç kuruş alan nice cezalara çarptırılır.)
 
2013-2014 Eğitim ve Öğretim yılımız kutlu olsun.
 
EĞİTİM UZMANI
BESTAMİ BOZKURT
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Edebiyatçı 3 yıl önce

diline sağlık hocam

Avatar
Türkçeci @Edebiyatçı 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)

Avatar
Türkçeci 3 yıl önce

hocam şu fotoğrafınızı bi değiştirin ya hu, bu ne böyle öğretmen misiniz yoksa başka bir şey mi belli değil :)