banner374
 Gece saat bir yapacak iş bulamadım açtım üniversitelerin bölümlere göre kontenjanlarını incelemeye başladım. Üniversite ismi vermeyeyim ama hangi üniversiteye baktıysam Eğitim Fakültesinde üç beş bölüm vardı. Edebiyat fakültesi ise hem kontanjan bakımından hemde bölümlerin sayısı bakımından çok daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Şimdi siz bizene bundan diyeceksiniz fakat biraz daha kurcalayınca her yıl ortalama yapılan öğretmen atamasının yarısından fazlası kadar kişiye formasyon verildiğini fark ettim. Hala bizene diyebiliyor musunuz? Şu an birçok kişi bunu zaten biliyoruz diyor. Evet haklılarda. Bu durumu hep atanamayan öğretmenler hemde eğitim camiasının büyük çoğunluğu bilmekte. Peki kim ne yapmakta? Evet Fen-Edebiyat fakültesinden mezun olan arkadaşlarımızda işsiz kalmasın fakat bu arkadaşlarımıza iş imkanı oluşturmak için bu mesleğin asıl sahiplerinin haklarına tecavüz etmek doğru mudur? Eski dönemlerde ÖSS sonra LYS adlı sınavlara giren adaylar aldıkları puanlara göre bölümler tercih ettiler. Açıkça belirtmek gerekirse bir alanın öğretmenliğine yerleşen öğrenci ile bölümüne yerleşen öğrenci arasında büyük puan farkları oluştu. Sonra ne mi oldu hiçbirşey... İkiside öğretmen oldu. Hatta öyle oldu ki bir dönem eğitim fakültelerine öğrenci alınmamaya başlandı fakat Fen- Edebiyat fakülteleri geceli gündüzlü öğrenci almaya devam etti. Binlerce kişiye formasyon verildi. Asıl komik olan formasyon belgelerinin tezsiz yüksek lisans olarak geçmesi ve eğitim fakültesine giren öğrencinin daha fazla puan aldığı için cezalandırılmış olması. Nasıl mı onlarca puan fark ettıkları kişi beş yılda iki diplomaya sahip olurken kendisi daha fazla puan aldığı için aynı sürede tek diplomaya sahip olarak. Bir dönem YÖK öyle bir karar aldı ki Tarih, Edebiyat ve Coğrafya bölümünde okuyanlara 6 ayda hızlandırılmış olarak dönem içinde formasyon verildi ve öğretmen yapıldı fakat Eğitim fakültesi okuyanlar yine yüksek puan aldıklarını için cezalandırılarak aynı hakkı, özür dilerim tek diplomayı 5 yılda aldılar. Yani bu sefer iki kere cezalandırıldılar. Doğruya hiç bir başarı cezasız kalmaz. 

Fazla değil sadece 8 üniversitenin kontenjanlarını inceledim. Bu üniversiteleri özellikle de seçmedim. A harfinden başlayarak incelediğimde bu sekiz üniversitenin hiç birinde Tarih, Edebiyat, Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmenliklerinin olmadığını gördüm. Fakat aynı üniversiteler bir yılda 940 kişiyi tarih bölümünden, 840 Kişiyi Edebiyat bölümünden, 40 kişiyi kimya bölümünden ve 65 kişiyide Biyoloji bölümünden mezun edecek. MEB'İn bir yılda aldığı öğretmen rakamlarına bakarsak her yıl iki yıllık ihtiyacımızı karşılayacak kadar formasyon sahibinin mezun olduğunu görürüz. Zaten yığılma olan branşlara bakacak olursanız genelde Fen - Edebiyat fakültesinde bağlantılı bölümleri olan branşlar olduğunu göreceksiniz. Yani lafın özü atanamayan öğretmen sorununun çözümü Eğitim fakültelerinin kontenjanını azaltmak ya da Eğitim fakültelerindeki bölümleri kapatmak değil. Günümüzde bir ticaret hane gibi formasyon satılmasının önüne geçmek, zaten yığılma olan branşlarla ilgili bölümlerin kontenjanlarını azaltmak başlanabilecek nokta olmalıdır. Bilim adamı yetiştirmesi gereken Fen - Edebiyat fakülteleri puanı diğer bölümlere yetmeyen öğrencilerin son çaresi olmaktan kurtarılarak yola devam edilebilir. Niceliğe değil niteliğe önem verilerek yani onlarca öğrenci almak yerine az öğrenci alıp gerçek amacına hizmet eden Fen - Edebiyat fakülteleri oluşturularak sürdürülebilir. Öğrencileri okulda tutmayı hedeflemek yerine iş gücümüzün daha verimli kullanılmasına çalışılabilir. Devletimiz böylesine önemli bir konuyu sadece üniversite ve YÖK'e bırakmamalı ve Kalkınma bakanlığı gençlerimizin geleceğini daha doğru planlamalı. 

Aslında bügün sadece Fen - Edebiyat fakültelerine verilen formasyonun yığılmaya sebep olduğunu ve böylece eğitim fakültesinden mezun olan arkadaşlarımızın haksızlığa uğradığını yazmak istemiştim. Fakat içine girdikçe görülüyor ki Üniversitelerimizin durumu, gençlerimiz veya iş gücümüz üzerindeki planlamamızda ki sorun öğretmenlerimize haksızlık yapılıyor deyip geçilebilecek kadar basit değil. Ülkemiz bu uygulama ile kendi işsizini kendisi yetiştirmekte. Hem sermayesini hem iş gücünü heba etmekte. 

Kaşif MUTLU
Mebpersonel.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol