banner406

KÜMÜLATİF ORANLAR REEL DURUMLAR

2017 yılı toplu sözleşme görüşmeleri “imza” ile neticelendi. Yalnız şurası kesin ki imza atan yetkili konfederasyonun imza için lazım olan mürekkep parasını alıp alamadığından bile emin değiliz.

Süslü laflarla süreç devam ederken memurlar adına umut vaad eden Ali Yalçın sonu hüsranla biten bir anlaşma metninin altına imza atmış oldu.

Bundan bir önceki yazımda (http://www.mebpersonel.com/toplu-sozlesme-oncesi-hayati-bir-hatirlatma-makale,1398.html) ikinci altı aylık zammı vergi dilimine girdiğimiz için alamadığımızı dolayısıyla zam pazarlığının yıllık yapılması gerektiğini ifade etmiştim. Değişen bir olmadı. Yılda iki kere zam verdik diye övünen hükümet kaşıkla verip kepçeyle geri alacak.

Yüzde 3+3 ile masaya oturan hükümetin teklifine “Bu teklife kapalıyız” dövizi ile karşılık verip şov yapan Memur-Sen gönüllere taht kurmaya hazırlanırken, 2018 yılı için yüzde 3 buçuk+ 3 buçuk 2019 yılı için ise 4+5’lik teklifin sadece yarım yani buçuk puan üstüne imza atarak hayal kırıklığı yaşattı.

Şu hususların altını çizmemiz lazım. Birincisi bu toplu sözleşme 5 milyonu aşkın memur ve memur emeklisine yönelik bir faaliyettir. Yani ülkedeki yaklaşık 20 milyon insanın geçim derdiyle ilgilidir. İkincisi bu toplu sözleşme iki yıllıktır ve 2019 seçimlerine bu anlaşma metni ile gidilecektir. Üçüncüsü memurunu üzen hükümetin referandumda karşılaştığı durum ortadadır.

İşçiye 7,5+5 zam veren hükümetin, memur için bu rakamın yarısını teklif etmesi hangi mesajların ürünüdür. Hep söylüyorum ekonomi bürokrasisi maalesef matematik bilmiyor. Ya da şunu fark edemiyorlar: memura verilen zam esnafa, çiftçiye, markete ve pazara yani sokağa doğrudan yansır. Verilmeyen zamlar da aynen seçimlere ve geçimlere yansır.

Pazarlıklar sonrası yaşanan olumsuz tabloyu gidermek isteyen Memur-Sen genel başkanı Ali Yalçın bir kümülatif tabiri icad etti ki evlere şenlik. Neymiş, toplu sözleşme döneminde memur maaşlarına yapılacak artış kümülatif bazda ise yüzde 17.54'ü bulmuş. Memur maaşlarına yapılan zam önümüzdeki yıl için kümülatif bazda yüzde 7.6, 2019 yılı için kümülatif yüzde 9.6 olarak gerçekleşecekmiş. Sosyal medya yıkılıyor “kümülatif gel, kümülatif git”. Geçin bunları, ben size kümülatif oranlardan değil, reel durumlardan bahsedeyim.

Realite 1: Yılda iki defa zam şeklindeki toplu sözleşme hikâyedir. Zira ikinci altı ayı kapsayan zammı memurların % 80’i alamaz. Çünkü vergi dilimine girer. 3 buçuk zam veren devlet 5 puanlık vergi artışı ile zammı siler süpürür.

Realite 2: Altı ayda bir zam ile haber bültenlerine konu olan memurun sanki sürekli zam aldığı algısı oluşur. Bu da enflasyon olarak geri döner. Bakın tam olarak şöyle: Habire zam aldığını zanneden ev sahibi Suzan Teyze, kiracısı öğretmen Ahmet Bey’den yüzde 20 artış ister. “Vermezsen sen bilirsin” diye de tehdit eder. Çıkmak mı zor, kalmak mı arasında kalan Ali Bey artış yapınca enflasyona katkıda bulunur.

Realite 3: Hükümet her yılbaşında vergi oranlarını ve harçları enflasyon oranında arttırır: yani altı ayda bir değil yıllık tek seferde yüzde 10 artar. Memur 3 buçukla geçinmeye çalışırken zam 10 puan birden yapılır.

Realite 4: Memura gelince dengeler bilmem ne diye elinde hesap makinesi ile dolaşan ekonomi bürokrasisi çiftçiye, esnafa ve işadamına adeta yağdırır. Vergi borçları silinen esnaf, KDV iadesi, hibe kredi, KOSGEB kredisi ile desteklenir. Eyvallah bi şey dediğimiz yok, fakat vergi iadesi ne demek? Vatandaşa vergi ile sattığı ürünün iadesini esnafa vermek ne kadar makul ve mantıklı? Demem o ki, bu dengeler memur söz konusu olunca mı akla geliyor?

Realite 5: Devletin harcamalarında israf boyutuna varacak uygulamalar söz konusudur. Örneğin 10 trilyon harcanarak yapılan hızlı tren köprüsü bir anda güzergâh değiştirilince Buda heykelleri gibi kala kalır. Kim istemiştir bu değişikliği, neden istemiştir? Ya da başlangıçta belirlenen güzergâh yanlışsa bu hesaplamayı yapanda hesap sorulmuş mudur? Yok. Geçtiğimiz yıl tadilat yapılan öğretmenevi ya da bir okul binası için yıkılması kararı alınır. İsrafı önlemek daha önemli değil midir?

Realite 6: Memur-Sen bilmem kaç tane kazanım diye liste yayınlasa da memurları kırmıştır. Bir önceki toplu sözleşme için “Toplu sözleşme tarihinin en iyisi” (http://www.mebpersonel.com/toplu-sozlesme-tarihinin-en-iyisi-makale,1266.html) başlıklı yazı kaleme alan ve bu yüzden hakarete varan yorumlarla karşılaşan birisi olarak söylüyorum, Memur-Sen ve Ali Yalçın yanlış yapmıştır. Yarım puan için imzalamak yerine hakem heyetine gitseydi daha güzel olurdu. Hakem heyeti daha az da verse önemli değildi. Ancak yarım puan için atılan imza başka şeyleri akla getirmiştir.

Yani kümülatif falan anlamayız biz, realite budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asdf 2017-08-23 15:30:43

Ya bırakın önce eğitimi adam akıllı yapın egitinde gelin sifir araba derdine düşmüş insanlarsınız

Misafir Avatar
hakan 2017-08-24 11:04:26 @Asdf

araba derdine de düşeriz ev derdinede düşeriz sanane arkadaş! herkes emeğinin karşılığını ister az ya da çok. boşuna hak dememişler buna ama sen anlamazsın değil mi? çünkü sen biz demeden önce ben diyenlerdendin belli

Beğenmedim! (0)
Avatar
çakıroğlu 2017-08-26 20:45:30

toplu sözleşmeye en güzel yorum bu olmuş.buçuk aliye okutun bu makaleyi.

Avatar
Şükrüü 2017-08-27 13:11:09

zam kümülatif ise enflasyon kümülatif değilmi

Avatar
Kadir hoca 2017-08-30 10:21:56

Hem begenmiyor hem de malum sendika uyeligine devam ediyorsunuz? Pritesto edip istifa edin o zaman ben inanirim sizin samimiyetinize!

Avatar
Muhtelif 2017-08-26 10:31:36

Doğru bir noktaya temas etmişsiniz.sendikanin itibarı çok zedelenmiş tır.

Avatar
Ali Er 2017-09-02 18:52:15

Demokrasiyi köprü yapıp Türkiye Cumhuriyeti ni kadükleştiren bir idareci müsfeddeleri ile bu ülke hiç ama hiç bir yere varamaz.Sendika kavramının içini borma b.ka çevirip sözde toplu sözleşmeler yaptıklarını sananlar bunun hesabını o inandıkları Allah a verebileceklerini sanmasınlar.