banner374
     Kurtlar Vadisindeki, Kuzuların  Sessizliği

 Yeni neslin tavır ve tutumlarından bîzar olmayanımız yok. Neden bu çocuklar ve gençler bize aykırı gelmektedir?Bu durum kuşak çatışması ile izah edilebilir mi? Yoksa değişimin başka anlamları mı var? Hemen kıyasladığımız biz çocukken veya biz gençken cümleleri yanlış mı, birlikte sorgulayalım? Onları anlamak, anlamaya çalışmak çok önemlidir. Eleştirilerimiz veya övgülerimiz yerli yerinde mi? “ Her gün yeniden doğarız, bizden kim usanası” diyen Yunus Emre gibi her gün yenileşen hayatın dinamik yapısından korkmadan onu doğru okumak gerekmektedir.

Bu çocuk kime çekmiş beni dinlemiyor. Şöyle, böyle davranıyor, inanamıyorum, Allah aşkına biri bana yardım etsin. Feryatlarını çok fazla duymaya başladık, çevremizde.Kendi çocukluğumuz elimizdeki en önemli ölçüt olunca haliyle karşılaştırma yapılıyor ve netice de çocuklar ve gençler bize farklı geliyor.Bu farklılık öyle boyutlara ulaşıyor ki bizde yılgınlığa,yenilgiye hatta üzüntüye sebep oluyor.Oysa ki her insan kendi çağının tanığıdır. Yaşadığı devirdeki her şey, onun hayatını etkiler.Büyük düşünür Mevlana’nın dediği gibi “Dün dünde kaldı Cancağızım,bu gün yeni şeyler söylemek lazım.

Bir kere bizim çocukluğumuz yok  artık. Ağaçlardan, çamurdan kendimiz yaptığımız  oyuncaklar, yerini hazır oyuncaklara bırakmış.Yiyecekler de durum aynı gidiyor.Hormonlu,GDO’ lu, yüksek enerjili yiyecekler var artık.Her mevsim, her meyve ve sebze  bulunurken iştahla yediğimiz ve sonra da pişman olduğumuz sayısız yiyecekler.Bir de bunlara karşı apartman hayatının çocukları eve  hapseden,  onların toprakla bağını kesen tarafı.Şimdi bu devrin çocuklarına acıyalım mı,üzülelim mi yoksa onlara darılalım mı?

Her şeyi bilen çocuklar, gençler  var artık günümüzde. Tam bir bilgi bunaması yaşanıyor. Bilgiye ulaşmak çok kolay. Bu yüzden kolaycı bir nesil ver günümüzde. Her istediğini öğrenme kudretine sahip. Fakat bu onun başını döndürmüş durumda. Erken yeten meyve gibi acımtırak çalıyor, hamlığı çok belirgin, tadı da hayatımızı bozuyor. Bedenen erken gelişen, ruhen ise erken çöken bir gençlik.Sosyal zekaları şaşırtıyor,ruhsal zekaları tedirgin ediyor.Manevi olgunluğu bir türlü gerçekleşmiyor.

Bedel ödemeden sahip olma isteği yeni neslin en belirgin özelliği gibi geliyor bana. Bu arzuların sınır tanımaz yapısıyla birleşince içte inanılmaz bir boşluk oluyor. O yüzden mutlu olamıyorlar bir türlü. Her şeyden sıkılan, maymun iştahlı bir nesil.Bilgili, fakat becerikli değil.Bilgili, fakat bilgisini hayatında kullanabilen değil.Ezberlemiş tüm bilgileri fakat bu onun hayatına sirayet etmemiş, bilgi içselleşmediği içinde bilmenin mutluluğu yerine, arayışın mutsuzluğu var yüzünde. Arıyor, arıyor ama bir türlü bulamıyor. Bazen buldum sanıyor, sıkıca sarılıyor.Az sonra anlıyor,aradığını bulamadığını ve üzülüyor.İşin aslı ne aradığını da çoğu zaman bilemiyor!

İyi okullarda okutmak, yedirmek, içirmek, giydirmek  ve maddi olarak tüm ihtiyaçlarını gidermek, anne baba olarak yaptığımız. Fakat manevi yönden vermediğimiz veya veremediğimiz onca güzel haslet.Sonra da saçımı süpürge ettim,bana bunu da mı yapacaktın,şikayetleri.Her ocaktan yükselen yeni nesil nereye gidiyor, soruları?Doğurmak,doyurmak ama en önemlisi güzelce yoğurmak. Yeni nesil boşluk   kabul etmeyen bir hayatta sizin dolduramadığınız boşlukları başkalarının doldurduğu bu  dünya da ömür bir nehir gibi hızla akıp  gidiyor. Mekke de bir kuzuyu kurt kapsa hesabını Ömer’den sorarlar diyen bir anlayışla bakarsak kurtlar vadisi veya kuzuların sessizliği ya da bütün bunlara karşı siz. Ne dersiniz? (1ilhamifindik@gmail.com)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol