banner406

LİYAKAT ÜZERİNE İBRETLİK İKİ ÖRNEK

Yaklaşık altı yıldır ana teması eğitim olan yazılar yazmaya çalışıyorum. Yazının gücüne de inanıyorum. Lakin sözlerin kifayetsiz kaldığı, söylediklerinizin yankı bulmadığı ya da kulakların sağır olduğu bir ortamda söz söylemek vakit heba etmekten öte geçmiyor. Bu durumu, son zamanlarda çokça yaşamaya başladım. Bu yüzdendir ki yaklaşık üç aydır yazı yayımlamadım. Tabi buna bir de yetişmesi gereken bir kitap olunca ara vermek zorunda kaldık. Fakat yazmak zorundayım; anlatmak için, anlaşılmak için.

Yazılarımda gündelik gündemin ötesinde iki meselenin üzerinde ısrarla durdum: Birincisi müfredat ikincisi liyakat.

Geçtiğimiz yıl müfredat yenilendi. Yeni kitaplar hazırlandı, hazırlanıyor. Ne kadar yeni ve ne kadar milli göreceğiz. Kervan yola koyuldu. Din öğretimi genel müdürlüğünün çok sıkı çalıştığını çok yakinen biliyorum. İnşallah hayırlı neticeler elde edilir.

Liyakat meselesi ise bugünlerde yeniden gündemde. Hoş, hep gündemdeydi. Ancak Eğitim Bir-Sen başkanı Ali Yalçın’ın okul yöneticiliğinde kariyer, liyakat ve adalet esaslı bir değişiklik önermesi, sanki bu iş olacak gibi dedirtiyor insana. Laf aramızda, bir şeye karar verilince, karar açıklanmadan önce sendika konuyu gündeme getirir. Sonra da “kazanımlar” listesine yazılır. Bu da öyle olacak gibi.

Tabi söz konusu olan liyakat olunca konu ile ilgili konuşanların birbirinden farklı önermeler getirdiklerini görüyorum. Bütün önermeleri alt alta ya da yan yana koysanız tam bir çorba olur. Mesele ne biliyor musunuz? Söz konusu liyakat ise aslında herkes kendini tarif ediyor. Oysa asıl tarifi Resul-i Ekrem Efendimiz yapmış:

Peygamber Efendimizin yöneticiliğin talep edilmesini gücün kötüye kullanılması ihtimali dolayısıyla yasaklamıştır. Bu yüzdendir ki bizim kadim geleneklerimizde “görev istenmez; verilir” anlayışı hâkimdir. Hizipçilik, cemaatçilik, hemşericilik ve akrabacılık gibi nevzuhur uygulamaların da ne dinimizde ne de geleneklerimizde yeri yoktur. İnsanoğlunun takdir görme, şöhret, para pul kazanma, makamın gücünden güç alma gibi son derece seküler kaygıları yöneticilik ile mümkün olabilmektedir. Bundan dolayı Peygamberimiz, Kişinin mal ve makama düşkünlüğünün dinine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür.” buyurmuştur. Lütfen hadis-i şerife dikkat ediniz. “Mal ve makam düşkünlüğü koyun sürüsüne dalmış aç kurtların verdiği zarardan çok daha büyüktür, deniliyor.

Derslerim esnasında önemli gördüğüm bir ayeti, hadisi ya da bir sözü öğrencilerimden evlerinin görünür yerlerinde asmalarını isterim. Mesela “çocuklarınızı çok öpünüz, zira melekler öpücüklerinizi sayar ve ona göre sevap yazılır” hadisini buzdolaplarına asmışlardı. Sonuç malum: öpücük yağmuru. Yine “işçinin ücretini alın teri kurumadan ödeyin” hadisini organize sanayi bölgelerinin girişine asalım önerisi getirmiştik. Peki, liyakatle ilgili bu hadisi nereye assak acaba?

Şu örnekle konuyu tamamlamak istiyorum.

Bir gün sahabilerden Ebû Musa el-Eş'arî, Hz. Peygamber ile görüşmek isteyen iki amcaoğlu ile birlikte Allah Resulünün huzuruna varmıştı. Fakat Ebû Musa, onların Hz. Peygamber ile ne için görüşmek istediklerini bilmiyordu. Hz. Peygamber'in huzuruna vardıklarında iki amcaoğlu da Hz. Peygamber'den yöneticilik vazifesi istediklerini arz etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Ebû Musa'ya dönerek, “Sen bu işe ne diyorsun Ebû Musa?” buyurdu. Ebû Musa, bu durum karşısında çok mahcup olmuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Efendimize dönerek, “Seni hak din ile gönderen Allah'a yemin ederim ki bu ikisi niyetlerini bana söylemediler. Ben onların vazife isteyeceklerini bilmiyordum.” dedi. Ebû Musa'nın sözlerini tamamlamasından sonra Allah Resûlü, “Biz yönetim işimize, görevlendirilmek isteyeni tayin etmeyiz.” buyurdu.10 Başka bir rivayette ise, “Vallahi, biz bu yönetim işine ne onu isteyen birini tayin ederiz, ne de ona hırs gösteren birini!” buyurdu. Kendisinden herhangi bir görev istemeyen Ebû Musa'yı ise Yemen'e vali tayin etti.

Ben bunları söylediğimde “ o devir geçti” diyorlar. Ben de diyorum ki: “Ben o devirlerin adamıyım; konjonktürün adamı değil!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özgür 2018-01-19 18:09:35

Allah razı olsun. gerçekten güzel söz: ben o devirlerin adamıyım, konjonktürün değil

Avatar
Mehmet Toyran 2018-02-06 17:13:55

EyvAllah kardeşim...

Avatar
eğitimci 2018-02-04 23:25:23

ali yalçın öyle demiş :))) çok güldüm.de haydi gidin ordan