banner406
banner420

Öyle şu yılda Mars'a çıkacağız gibi çok da gerekli olmayan adımlar değil bunlar. Eğitim zihniyetimizin içine o kadar sinmiş ki artık farzmış gibi yapmadan duramadığımız şeyler.

Oysa hepsi birer ayak bağı.

Bugün 16 Aralık Pazar. Yarın pazartesi ve MEB, 81 ilin Valiliğine şu yazıyı geçse eğitimimizin bir günde belki de yıllarca alamayacak düzeyde bir gelişme sağlayacaktır.

- Hafta sonu kursları kapatılsın.

Bu şekilde kimisi haftada yedi gün okula giden (ki eminim CERN ye da NASA'da çalışan çalışanlar bile her gün çalışmıyordur) öğrencilerin için dinlenebilme, sevdiği etkinlikleri (test çöze çöze geriye bir hobisi kalmışsa tabi) yapabilme, hafta içi okulda yapılanlara bir eklemleme/çıkarmasama yapabilme olanağı sağlayacaktır.

Böyle bir adım MEB'e ayrılan bütçenin neredeyse tamamına yakının harcandığı personel giderleri kaleminde ciddi düzeyde bir tasarruf sağlayacak. Bu tasarrufla birkaç içinde ülkenin her okuluna, dağına, taşına, mağarasına dünyanın en iyi çocuk/gençlik kitaplarından oluşan kütüphaneler kurulabilecek. (Okuma kültürü edinen ve nitelikli kitaplar okuyan öğrencinin artık sınıftaki "öğreticiye" kendisine rehberlik etmesi dışında çok da işinin düşmeyeceğini belirteyim.)

Sağlanan tasarrufla her yıl en az 40.000 öğretmenin atanabileceğini de belirtilsek sanırım hafta sonu kurslarına harcanan ve "heba olan" emeğin ne kadar ciddi olduğunu anlarız.

Alta yazılacak onlarca madde var ancak diğerine geçelim.

- Etkinlik kitapları artık gönderilmesin. (Her türlüsü)

Niteliksiz kaynak kitaplarının gönderilmesi 2019'a yakınken tam bir kısır döngüye katkı. Dünya da her dakika binlerce yeni materyal, görsel, metin, araç, teknik üretilirken bizim hala köhne ve zihni zerre açmayan ve etkinliklerin kullanılmasında tutumun nedeni nedir?

Bir öğretmenin kendi etkinliğini, ders içeriğini, öğrenci dönüklüğünü kendisi sağlamalıdır. Hazır şablonlara basılıp gönderilen kitapların tek katkısı: Zaman doldurma ve zihin geriletme.

MEB' tahminimce en az 10 milyon etkinlik kitabı (ya da ders kitabına iliştirmiş etkinlik kitabı) göndermekte. Bunu yerinde her yıl bu kadar nitelikli okuma kitabı gönderse 2 yılda tüm okulların kütüphanesini kurmul olur. Üstelik eğitim bu kadar para akarken (inşaata, tadilata, nitelikli dönütü olmayan etkinliklere) binlerce okulun kütüphanesiz oluşunun açıklaması yok.

- Ders sayıları azaltılsın.

Bu yapıldığında tekli eğitim/öğretime geçişe de gerek olmayacak. Bugün ortaokullarda 35 saati bulan ders yükü Türkçe, Matematik, Sosyal ve Fen'de  yığınla gereksiz içerik müfredattan çıkarıldığında rahatlıkla sayıları düşürülebilecek dersler. Bunun nasıl olacağı ayrı bir tartışma konusu. Daha önce yazdığım buna benzer bir yazıda bir öğretmenin "bu yapılırsa binlerce öğretmen norm fazlası olur." demişti. Olmasın! Sonuçta norm olup olmama MEB'in belirleyeceği kurallardır. Senin öğretmenin haftada 25-30 değil 15-20 saat derse girsin en fazla. Geriye kalan sürede hem özel yaşamına hem de eğitsel yönüne katkıda bulunacak şeyler yapsın. (Daha çok zamanı olacak olan öğretmen bunu gerçekten okula dönük olarak harcar mının yanıtıysa apayrı bir konu).

Ben bir Türkçe öğretmeni olarak, haftada 5,5 saat olan ders süresinin 3 saat inmesinin ciddi bir sorun yaratmayacağının düşüncesindeyim. Nedeniyse dilbilgisine ayrılan sürenin azaltılması, kitaplardaki niteliksiz etkinlikler yerini sınıfa özgü hazırlanacak etkinliklere bırakması bunu sağlar. Zaman mı var ki her sınıfa etkinlik hazırlayalım diyecek olan eğitimcilereyse yukarıda değindiğim gibi artık ders yükü 15-20 saat olacağıdır.

-Merkezi ve okul sınavları artık test değil açık uçlu olsun.

Lise yerleştirmelerinde mevcut olan ve öğrenciyi tümcül olarak geliştirmeyen/ölçemeyen sınav sisteminden daha nitelikli sistemler var ancak illa ki sınav yapılacaksa bu artık saade 155 dakikada yapılık makinelerce okunan bir sistem değil de açık uçlu yordayıcı, sorgulayıcı, eleştirici vb nitelikli olan sınavlarla yapılmalıdır. Salt bu değişim bile öğrenciyi ve öğretmeni kendini geliştirmeye, daha çok okumaya, daha çok yaratıcı olmaya zorlayacak bir sistem. Ve hiç test çözmeye gerek olmadan!!!!

Türkiye'de test kitaplarına verilen para ile her yıl her olula 2-3 tane kütüphane kurulacağını belirteyim yine.

(Bugün tüm yollar kütüphaneye çıkıyor)

Öğrencinin en az 20-30 TL verdiği ve kısa bir süre sonra attığı test kitabının öğrencinin zihniyetine, çapına, kültürüne, toplumsal ve bireysel yönüne bir katkı sunmadığı ortada. Bu parayla abone olacağı 2-3 aylık dergi ile ulaşacağı seviye korkunç iyi olacaktır. 

Bu kadar basit mi?

Bundan daha basit!

MEB'in merkezi sınvlarda test yapması bir noktaya kadar anlaşılabilirken öğretmenlerin bunu okullarda yapmasının tek mantıklı bir açıklaması olamaz!!

...

Yazacak çok şey var ama şimdilik bunlar yarına kadar yapılsın ve değişim hemen fark edilsin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.