banner374
14 Şubat 2015 Cumartesi 17:52
Geleceğin öğretmeni, gel artık!
 Aslına bakacak olursanız, hummalı bu aramanın sonucunda sanırım herkes basit bir reçete peşinde ama maalesef böyle bir reçete yok!
Keşke o kadar basit olsa…

Yüz yıl önceki deneyimlere sahip insanların hayal gücüyle geleceğin modelini kurgulamak neredeyse imkânsız görünüyor. Elbette bu çaba “takdire şayan” ama hepsi o kadar.

Sınava bağlı bir öğretim sisteminin peşinde koşup, öğrencilerin ve öğretmenlerin yaratıcılıklarını el birliğiyle yok ettikten sonra gelecekten söz etmek son derece ironiktir. Üstelik gelecekle ilgili araştırmalar yapılırken hiçbir sürece öğrenci ve öğretmenin dâhil edilmemesi de ayrıca tartışılması gereken bir konudur.

Şair bildiği şiiri okur başka bir deyişle herkes bildiği şarkıyı söyler.

Yani gelenekçi bir yaklaşımla ve öğretmen merkezli bir öğretim modeliyle yetişmiş bir öğrencinin hayata nasıl bakacağı çoktan belirlenmiş olur. Üstelik bu öğrencinin 8 yılda 400 sınava, 12 yıl sonunda 600 sınava, yükseköğrenimi de katarsanız 16 yıl sonunda 800 sınava girdiğini ve tüm bu sınavların dışında ayrıca, TEOG, YGS, LYS, TOEFL gibi sınavlarla bunların denemelerine de girdiklerini düşünecek olursak nasıl bir insan yetiştiğini daha net görürüz.

Soruyu tekrar soralım: Ömrü boyunca yaklaşık 1000 sınava giren birinin yaratıcı olması nasıl sağlanır?

Gelecekle ilgili bir öngörü isteniyorsa, bazen önce bilinenlerin unutulması gerekir! Sınırlandırılmış bir düşünce yapısı ve mevcut deneyimlerle hiç olmayan bir model yaratmak samanlıkta iğne aramak gibidir.

Bir yandan geçmişe özlem duyarak diğer yandan geleceği inşa etmek mümkün değildir. Bugün yaşanan çoğu şeye katlanamayan bir insanın geleceği düşlemesini nasıl beklersiniz?
Önce samimi olmak lazım!

Gelecekten korkmamak, dijital dünyanın “kâhinleri” ile uzlaşmak ve umutlu olmak gerekiyor. Şu an için yaşanan hızlı gelişime ayak uydurmakta güçlük çeken eğitim öğretim sistemlerinde, öncelikler de doğru saptanmalıdır. Unutmayalım ki günümüzde öğretim, sınıfların dışına çoktan çıkmış durumdadır. Önce bunu doğru anlamak ve süreçleri yeniden tanımlamak gerekir.
Paralel evren gibi yaşananla yaşatılmak istenen asla örtüşmüyor. Sınıfın içinde aktarılan neredeyse “kuru bilgiler”, yaşamla asla ilişkilendirilmeden geçilmektedir.

Geleceğin öğretmeni?..

Cesur olmalı, bilimsel düşünce yapısını ve metodolojiyi bilmeli, doğru şeyleri okumalı, öğrenmeye meraklı olmalı ki bu heyecanını aktarabilsin. Çok şey bilmekten öte nerelerden, nasıl ve ne için öğrenileceğiyle ilgili alternatifli fikir sahibi olmalıdır.

Geleceğin öğretmeni, öğrencisi ile birlikte öğrenmeye hazır ve yaratıcı olmalıdır.

Bugünkü eğitim öğretim sistemi ile geleceğin öğretmenini aramak, zeytinyağı ile suyun karıştırılmaya çalışılmasına benziyor! Maddenin yapısına aykırı!

Başka sorular geliyor aklıma…

Gelecek derken ne kadar sonrası kastediliyor? Ayrıca geleceğin öğretmeni ile yüzleşmeye hazır mıyız?

Şu an için belki de elimizde olan “geleceğin öğretmenlerini” fark ediyor muyuz?

Bu karşılaşma için yeterince cesur ve kararlı mıyız?

Bu süreçleri yönetecek klasik “idareciler” dışında lider olabilecek donanım ve yaratıcılığa sahip yetişmiş veya buna hazır eğitimcilerimiz var mı?

Geleceğin öğretmenini istiyor “-muş” gibi yapmayalım. Hatta bunun için hiç paniğe kapılmayalım. Birden yüz yıl sonrasına atlamak yerine, mevcut düzendeki aksaklıkları gidermeye çalışmak ve bebek adımları ile ilerlemekte yarar var. Eğitim sistemindeki sorunlarımız giderek artarken, üstelik neredeyse imkânsız bir “gelecek” hayal edip “bir kara delik” içinde kaybolmak da var. Aman dikkat! 
 
Ömer Orhan
Egitimajansi.com
banner182
Son Güncelleme: 14.02.2015 17:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol