banner374
27 Şubat 2015 Cuma 03:08
Öğretmenlerin Liderliğinde Yönetilen Bir Okul Mümkün Mü?
 Bu hareket, Education Evolving/Dönüşen Eğitim liderliğinde yürüyen Öğretmen Liderliğindeki Okullar inisiyatifine ait. Hedefleri, ülkenin her yerinde yer alan okullardaki öğretmenlere, lider olarak potansiyellerinin farkına varmaları için ilham vermek. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre Amerikalıların yüzde 91′i, öğrencilerin öğrenimini etkileyen kararlarda öğretmenlerin daha etkili olması gerektiğine inanıyor. Dahası, Amerikalıların yüzde 81′i “okulların daha iyi yönetilmesi” için öğretmenlere güvendiklerini söylüyor.
Öğretmenler tarafından yönetilen okullar modelinde, öğretmenlerden oluşan ekipler; meslektaşlarının seçimi, değerlendirme, bütçe ve kaynaklar, müfredat ve okul düzeyindeki politikalar hakkında profesyonel kararlar almak için hem lider hem de ortak olarak işbirliği içinde çalışıyorlar.
Ankete katılan öğretmenler, öğrencilerin öğrenimi üzerinde yaratılabilecek en büyük etkinin, okul temelli kararlar üzerinde daha fazla yetki sahibi olma fırsatı ile sağlanabileceğini söylüyor.
Peki, öğretmen tarafından yönetilen okul neye benzer? 6-12 arası sınıflara yönelik bir okul (sözleşmeli okul) olan Avalon Okulu‘nun kurucularından Carrie Bakken, öğretmen liderliğinde yönetilen bir okulun nasıl olduğunu bir konferansta detaylı bir şekilde anlattı.
Avalon’da, 17 öğretmen ve 190 öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerin yüzde 35′i özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler olarak tanımlanıyor. Bakken, okuldaki öğretmenlerden biri ve öğretmenliğe ek olarak belirli zamanlarda okulu yönetme görevini üstleniyor. Sınıf müfredatından öğretmen maaşlarına, bütçeden, kimi işe alıp kimi işten çıkarma kararına kadar her konuda karar verme yetkisine sahip.
Model, bu okulda gerçekten çok iyi işlemiş: Avalon’un öğretmenleri elde tutma oranı yüzde 95-100 civarında. İki yıl önce okuldan ayrılan öğretmenin gitme sebebi ise emekliliğinin gelmiş olması. Okulun öğretmenleri kalıcı olduğu için herkes, stratejik planlamalarına harcadıkları emeklerin boşa gitmeyeceğini ve planın, tam desteğini aldıkları öğretmenler tarafından uygulanacağını ve başarıya ulaştığını görmek için her türlü yatırımın yapılacağını biliyorlar.
Avalon Okulu’nun test sonuçlarını merak edenler de çok elbette: Okul, içinde bulunduğu bölgedeki devlet okullarından daha yüksek bir yeterlilik oranına sahip. Üstelik okuldaki öğrencilerin üçte biri, evsizlik, madde bağımlılığı, eğitimden kopmak ve derslerin gerisinde kalmak gibi zorluklar yaşıyor. “Yani okulumuza sadece ‘kaymak tabakasını’ almıyoruz” diye cevap veriyor Bakken, başarılı sözleşmeli okulların sadece başarılı öğrencileri seçip kabul ettiği iddialarına. “Çok geniş bir kesimden öğrencilerimiz var.”
Ancak yüksek test sonuçları bu okulun temel hedefi değil. Öğretmenlerin eline güç vermek aynı zamanda öğrencilerin de kendi öğrenimleri üzerinde çok daha fazla güç sahibi olacakları anlamına geliyor. Okul, müfredatında öğrenci liderliğinde yürüyen proje tabanlı öğrenme yaklaşımını benimsiyor.
“Yaptığımız işlerde, bireyler tarafından yönetilen projelerle, demokrasiyi modelliyoruz. Öğrenciler çatışmalara arabuluculuk ediyor, kanunlar yaratıyor ve okul kurallarına katkıda bulunuyorlar” diyor Bakken.
Öğrenciler kendi deneyimlerinden sorumlu hale getiriliyor. Ayrıca kendi öğrenimlerinde etkin bir rol üstleniyorlar. Eğer öğretmenler güçsüz hissederlerse, öğrencileri de güçsüz hissetmeye başlıyor. Ama eğer bir öğrenci, üzerinde doğrudan etkisi olacak bir kararı alma konusunda öğretmeninin yetki sahibi olduğunu bilirse, o zaman öğrenciler de güçlerinin olduğunu hissederler.
Daha Çok Güç, Daha Çok Çalışma
“Bu model, pek çok açıdan insanı memnun etse de, pek kolay bir yol değil” diyor Bakken. Ancak faydaları, zorlukları kadar fazla ve güçlü.
Örneğin Avalon’un bütçesinde bir problem yaşandığında, ödeme yapabilen bir durumda kalabilmek için hangi adımların atılması gerektiğini öğretmenler bulmak zorunda. Dahası, işbirliği her zaman kendiliğinden oluşmuyor. Bunun için bolca çalışma ve uygulama gerekiyor. “Olabilecek en iyi çözümü bulmak için çalışabilmekten keyif alıyorum, ama bu çok zaman alabiliyor. Bazen 16 müdürüm daha varmış gibi hissediyorum” diyor Bakken.
İş, öğretmen değerlendirmelerine geldiğinde tüm personel birbirini denetliyor. Ek olarak kendilerini gözlemlemesi için danışmanlar tutuyorlar ve oluşan spesifik sorunlar için bir personel komitesi ile çalışıliyor. “Birbirimizden çok fazla geribildirim alıyoruz” diye anlatıyor Bakken.
Eğitimle yönelik kanunlarla ilgili kararlarda öğretmenlerin katılımını artırmak için çalışan VIVA Teachers isimli oluşumdan Xian Barrett, uzlaşma ile çalışma yönteminin başarılı olmasının yolunun güvenden geçtiğini söylüyor. Barret, okulu yönetme konusunda bu düzeydeki bir işbirliği ve eşitliğin, öğretmenlere, yıllardır özlemini duydukları “seslerini duyurma hakkını” verdiğini dile getiriyor.
Bir okulu öğretmen liderliğinde yönetmek için büyük bir destek ağı ve pek çok tavsiye olsa da, ortada önceden belirlenmiş yazılı bir plan yok. “Size, ‘Şunu şu şekilde yapacaksınız’ diyen kimse yok. Öğretmenler bunu organik bir şekilde hayata geçirmeli” diyor Bakken.
İşin aslı, öğretmenler tüm bunları müdürleriyle birlikte de yapabilir. Tabii müdürlerinden tam destek alabildikleri sürece. Bazı okul liderleri, öğretmenlere yardımcı olmanın bir yolu olarak onlara yetki vermeyi seçebiliyor. Ancak diğerleri bu şekilde otoritelerinin sarsılabileceğini düşünebiliyor.
“Eğer liderlik kavramı tarafından tehdit ediliyor gibi hissetmiyorsanız, harika bir lider olabilirsiniz” diyor Bakken.
Destekçi müdürlerin olduğu okullarda, eğitimciler sınıflarında özerklik sahibi olabiliyorlar.
Bu Neden Önemli?
Öğretmenelerin, okul liderleri gibi hissetmelerini sağlamanın ve onlara bu gücü vermenin pek çok faydası bulunuyor. En önemlisi öğrenciler, aileler ve öğretmenler arasında bir güven oluşturması.
Kimse öğrencilerin neye ihtiyacı olduğunu öğretmenlerden daha iyi bilemez. Sadece bu nedenle bile okullar, öğrencileri doğrudan etkileyecek önemli kararlar alma konusunda öğretmenlere yetki vermeyi bir öncelik haline getirmeli.
Singapur ve Finlandiya’daki pek çok okulda, öğretmenlerin liderlik becerilerini geliştirebilmeleri ve okul kuralları üzerinde daha fazla yetki sahibi olmaları için alan yaratılıyor. Öğretmenlerin hem öğretmeye hem de liderlik etmeye zamanı oluyor.
Ancak bu modeli standart bir hale getirme konusunda aşılması gereken çok büyük engeller var. Çok fazla sayıda okulda, öğretmenleri birbirinden izole edilmiş bir hale gelmeye zorlayan organizasyonel bir program bulunuyor. Bütün öğretmenlerin aynı olduğuna ve aynı rolleri oynaması gerektiğine dair bitmek bilmez bir inanç var. Çünkü çok başarılı öğretmenler, “reformlar hakkındaki uygunsuz gerçekleri” su yüzüne çıkarabilirler. Ve var olan sorumluluk sistemleri, hem öğretmenleri hem de yöneticileri risk almaktan alıkoyuyor. Oysa liderlik, risk almaktır.

Egitimpedia
Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/05/what-a-teacher-powered-school-looks-like/

banner182
Son Güncelleme: 27.02.2015 03:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Musa Yıldırım 1 yıl önce

Merhaba tabii ki mümkün ancak idareci ehil kise ise tecrübeli ise bir partini partizani değilse bir yerlerin adamı değilse eğitimciliğinin farkında ise tepeden inme değilse hiyeraşik sistem musade ederse idarecilik vasıflarına sahipse amirler arası güven ortami varsa amir memur ilişkilerinde problem işlerin yürümesine engel olmaz. Selamlar