banner374
28 Eylül 2012 Cuma 05:04
'4+4+4’e halk karşı'...

Nereden biliyorsun derseniz anket yapmışlar..  Hem de iktidara yakın duran şirket yapmış.. Eğitim reformuna halkın büyük çoğunluğu destek vermiyormuş..


Yüzde 52.8 yeni sistemi doğru bulmamış.. Başbakan’ın 444 dediği; 4+4+4’ü..


Beğenenlerin oranı yüzde 37.6..


Merak ediyorum, bu sonuç karşısında Başbakan ne yapacak?


Çünkü..


Eğitim sistemini üçe bölerken, sadece imam hatiplere ortaokul açma hakkı tanırken, halkım böyle istiyor demişti..


Halkın öyle istemediği ortaya çıktı..


İşin ilginci yasa çıktığından bu yana değişikliği doğru bulanların oranı yüzde 7 azalmış, doğru bulmayanların oranı yüzde 7 artmış..


O zaman yapılacak tek şey var.. Yol yakınken vazgeçmek!.. Çocukların hayatını karartmamak..


*


Başbakan bir ankete bakarak vazgeçer mi? Devrim niteliğinde gördüğü değişikliği çöpe atar mı?


Atmaz atmasına ama mutlaka revize etmesi gerekir..


Niye mi?


Başbakan anketlere çok önem veriyor.. Ülkeyi 10 yıldır anketlerin sesine kulak vererek yönetti.. Hemen her büyük meselede anında kamuoyu yoklaması yaptırdı.. Politikasını buna göre belirledi..


Partisine anketlere bakarak yön verdi..


Bunu gizli saklı yapmadı.. Bir yığın meselede kürsüye çıkıp; halkım böyle istiyor dedi..


Halkın öyle istediğini nereden biliyor?


Anında anket yaptırarak..


Bu da onlardan biri.. Halk 4+4+4’e karşı..


*


Anketten çıkan bir başka sonuç daha var.. Ülke kötüye gidiyor diyenlerin oranı dört ay içinde yüzde 35’ten yüzde 50’ye fırlamış..


Toplum acayip karamsarmış..


Neden?


Söyleyeyim.. Suriye işine fazla daldık.. İç savaşın resmen tarafı olduk.. Bir yığın risk aldık..


Sıkıntısı başladı, giderek artacak.. Ekonomiye yükü fazla olacak..


PKK da fırsat bu fırsat diye azıttı.. Ölümüne saldırmaya başladı.. Şiddetin nasıl duracağı belli değil..


Siyasi tansiyon desen beyin kanaması seviyesinde.. Damarlar çatladı çatlayacak..


Toplum acayip gergin.. En ufak tartışma kavgaya; kavga çatışmaya dönüyor..


Ülke kötüye gidiyor diyenlerin yüzde 50’ye çıkma nedeni bundan.. 


Rektöre cevap polis devleti olur


İddia şu.. İstanbul Üniversitesi polis kaynıyor..


Eskiden.. Benim üniversite yıllarımda polis üniversiteye giremezdi.. Tabii ki sivil polis vardı, ama varlıklarını kimse bilmezdi..


Şimdi aleni..


Rektöre sormuşlar.. Aynen şöyle demiş..


“Burada bin tane polis olsa ve herkes adam gibi öğrenimini yapsa polisin kime ne zararı var? Sivil polis batıyor mu, bana ya da öğrenciye bir şey mi yapıyor? Burada yüz tane polis olsa ne yazar, bin tane olsa ne yazar?”


*


Hemen söyleyeyim; polis devleti olur..


Düşünün, üniversitede bin polis!.. Fecinin de ötesi!..


Rektör kusura bakmasın ama bu bakış bizi diktatörlüğe götürür.. Mübarek’in Mısır’ı, Çavuşesku’nun Romanya’sını hatırlayın.. Ortalık sivil polis kaynıyordu..


Sayın rektör; o devletlerin adı neydi?


Başbakan Yardımcısı Başbakan’la ters düştü!


Üç gündür sürdürüyorum ama mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamış değilim..


Mesele giderek ciddiyet kazanıyor..


Ekonomide gaza basalım diyenlerle frenli gidelim diyenler kılıçları çekmiş savaşırken..


Türkiye’yi 2001 krizinden çıkaran adam olarak bilinen Kemal Derviş frencilere destek vermişken.. Ali Babacan’dan yana tavır koymuşken.. Mali istikrar politikasını desteklediğini açıklamışken..


Beklenmedik bir gelişme oldu..


Devreye Başbakan girdi..


Girdi ve raconu kesti..


Dedi ki; “Zafer Bey’in (Ekonomi Bakanı Çağlayan) deyimiyle balata aşınıyor. Ali Bey’ler (Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Babacan) politik faiz üzerinden değil piyasa faizleri üzerinden konuşuyorlar. Ben şu andaki faiz oranlarını yüksek buluyorum.”


Bu sözlerin anlamı şu..


Gaza basın..


Başbakan iki bakan arasındaki tartışmada Çağlayan’dan yana tavır koydu.. Çağlayan’ın “şoför ileri sürüş tekniğini biliyorsa sorun yok” yaklaşımına katıldı..


*


Basit bir olay değil.. 10 yıldır ekonominin şoförlüğünü yapan Başbakan Yardımcısı ilk kez Başbakan’la ters düştü..


Hem de ne ters düşmek.. Onun kara dediğine Başbakan ak dedi..


Bakalım ne olacak?


Başbakan’ın tezi çok tartışılacak


Başbakan ekonomide gaza mı basmalı frenli mi gitmeli meselesini ele alırken faizin çok yüksek olduğunu iddia etti..


Düşürülmesini istedi.. Bu konudaki tezini şöyle anlattı..


“Faiz ve enflasyon bir sebep netice ilişkisidir. Enflasyon neticedir, faiz ise sebeptir. Faizi ne kadar yüksek tutarsanız enflasyon o kadar yüksek olacaktır, ne kadar düşürürseniz enflasyon o kadar düşecektir. Bunu ters orantılı olarak düşünenler bizi sıkıntıya sokuyor. Geçmişte faizi yükseltince enflasyon düşecek dediler olmadı.”


Alın size bomba gibi tartışma konusu..


Faiz düşerse enflasyon çıkar mı, iner mi?


*


Benim tartışacak halim yok.. Çok teknik konu.. Ben ekonominin politiğinden anlarım, tekniğinden çakmam..


Sorum şu..


Merkez Bankası faizi dört puan, beş puan aşağıya çekerse enflasyon da aynı oranda iner mi?


Bir gecede dört puan deli saçması olur diyelim..


Bir puan indirirse enflasyon ne olur?


Piyasalar ne tepki verir? Şahane konu değil mi?


Bakalım Başbakan’ın tezini çürütmeye soyunan çıkacak mı?


Milliyet 
banner182
Son Güncelleme: 28.09.2012 05:04
Anahtar Kelimeler:
e halk karşı
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
0+4+4 4 yıl önce

%37 lik kısım da atananlardır herkes bencil atandı mı sorun yok onlar için bizim gibi atanmayanları düşünen yok