banner374
17 Şubat 2012 Cuma 14:00
Bakan Dinçer İle Öğretmenlerin Arası Limoni

"Dışarıdan bakıldığında Bakan Dinçer ile Öğretmenler arasında ciddi bir sorun var izlenimi ediniliyor.Bakan Bey’in sert çıkışları, aldığı kararlar ve geleceğe yönelik öngörülerinin böyle bir kanının oluşmasında etkili olduğu söyleniyor. "

Hemen her gün bu yönde yüzlerce mail geliyor.

Zaten bizde adettir, hiç kimse teşekkür ya da takdir için mail göndermez ama eleştiri için hiç üşenmez.

İşte bu noktada gelen mailler öğretmenlerin ne kadarını temsil ediyor yani herkes Bakan Beyden şikayetçi mi değil mi ya da tüm öğretmenler Bakan Bey’in kendilerini sevmediğine inanıyor mu, inanmıyor mu? Bu konuda ne söylense boş.

Yüz binlerce öğretmen var ama tek bakan var.

Tüm öğretmenlerin ne düşündüğünü bilemezsek de, Bakan Bey’in ne düşündüğünü kendisine direk sorarak öğrenebiliriz.

Nitekim öyle yaptık.

Gelen tepkileri kendisine anlatıp, öğretmenleri sevip sevmediğini, onlara kızıp kızmadığını, gelecekleriyle ilgilenip ilgilenmediğini sorduk.

Böyle bir sorunun sorulmasından rahatsızlık duydu. Çünkü hiç biri doğru değil dedi.

Öğretmenleri çok seviyorum, onların sorunları benim sorunum, çözmek için buradayım dedi.

Bireysel anlamda istismarların söz konusu olduğunu, kızgınlığının da onlara olduğunu vurguladı.

Yani öğretmenlerin geneliyle hiçbir sorunum yok ve hepsini çok seviyorum diye üzerine basa basa söyledi.

Peki parçalanmış ailelerden öğrenim özrüne, maaşlardan özlük haklarına kadar yaşanan sorunlara ne diyor?

Yeni bir yapılanma içerisindeyiz, bütün sorunları biliyoruz ve hepsi çözülecek diyor.

Nasılının detaylarına girmiyor. Ama takıntıları da yok değil.

Örneğin 1300 kilometre ötede mastır yapanlar örgün değil, uzaktan eğitim yapanlar. Ortalığı ayağa kalırdan da onlar diyor başka bir şey demiyor.

Peki mastır ve doktoraya karşı mı?

Kesinlikle hayır. Keşke öğretmenlerimizin hepsi yapsa, bundan en büyük gururu ben duyarım diyor…

Daha önce ne söyledikleri önemli değil, yüz yüze konuştuğunuzda, Bakan Bey’in öğretmenleri sevmediğine inanmak mümkün değil.

Söylediklerimin içinden cımbızla birkaç kelime alınıp böyle yorumlar yapılıyor, siz asıl konuşmanın tümüne bakın diyor…

Ama görünen o ki arada bir diyalog sorunu var. Öyle olmasa her gün aşağıdakilere benzer yüzlerce mail gelir mi?...

Kırk defe deli denir deli olunur

Sayın Abbas Güçlü,

Sitenizde "Bakan Dinçer: Öğretmenleri Çok Seviyorum" başlık haberle ilgili daha detaylı bilgi vereceğinizi belirtmişsiniz. Ancak başlığı görünce ah, keşke demedim desem yalan olur. Bakan Bey'in iyi niyetle uygulamaya çalıştığı faaliyetlere kimsenin bir şey demeyeceği apaçık, hele ki öğretmenler gibi ülke adına entelektüel birikimi ortalamanın üzerinde olan bir kesimin Bakan Bey'in ufuk açıcı projelerine karşı çıkması söz konusu bile olamaz. Lakin, "üslubu beyan ayniyle insandır" darbı meselince de veciz bir şekilde ifade edildiği gibi sorun, Bakan Bey'in icraatlarına ortamı hazırlamadan, aceleci ve öğretmenleri tahkir edici cümleleri de icraatın başına koyarak uygulamaya çalışmasıdır.

Bir insana 40 kişi deli derse deli olurmuş, denir. Öğretmene çalışmıyor, geç geliyor, tatil yapıp duruyor, kendini geliştirmiyor vb. derseniz alacağınız karşılık sadece tepki olacaktır. Bu şekilde hazır yüreğiyle bu işi yapan öğretmenleri de soğutup eğitimi iyice çıkmaza sokmuş olursunuz. Ayrıca yukarıdaki ithamlar kısmi olarak doğru da olabilir ama asla diğer mesleklerden yüksek oranda değil belki de azdır.

Her ay -yazılı zamanları özellikle- en az günlük mesai dışında 3 saatini yazılı sorusu hazırlama ve okumaya ayıran öğretmenlerdir. Öğrencilere nasıl farklı test, çalışma kağıdı hazırlarım deyip internet sitelerinde dolaşan, bunları hazırlayıp değerlendiren öğretmenlerdir. İsteyen, öğretmen dökümanlarının paylaşıldığı farklı sitelerdeki 20000-30000'lere varan öğretmen üyelere bakıp anlayabilir. Öğretmen derse geç kalamaz, kalmaz demiyorum bakın, kalamaz. Çünkü öğrenciler asla rahat durmaz ve kesin sorun çıkar, yani öğretmenin geç kalma gibi bir lüksü yoktur. Bütün bunları ancak bu mesleğin içindeki öğretmenler layıkıyla görebilir.

9 yıllık öğretmenim, yukarıdaki olumsuzlukları sergileyen üç-beş öğretmene ancak rastladım. Yakından tanıdığım, gözlemleme imkanı bulduğum öğretmen sayısının yüzlerle ifade edilebileceği bir insan kitlesinde çok olağan bir durumdur bu. Genelde kendi görevlerini standart şekilde her öğretmen mutlaka yapar. Görevinin üstüne çıkıp aslında her gün gazetelere haber olması gereken öğretmen saysı ise inanın her 100 öğretmende en az 10 kişidir. Hiçbir meslekte bu oranda fedakarlık yapan, bazen iki-üç ay köyden şehre inemeyen, günlük 20-30 km yolu köy yollarında harcayan, kendi cebinden çalıştığı kuruma harcama yapan, öğrencilerine kalem, test vb. alan, öğrencisi başarılı olunca en azından bir çikolata ile ödüllendiren, gurbete giden öğrencisini bir kenara çekip yardımda bulunan meslek erbabı bulamazsınız. Öğretmenlerinki sessiz bir destandır, görebilene.

Hülasa-i kelam, buna rağmen kendi bakanı tarafından hakir görülmek öğretmen camiasını derinden üzmekte, araya buzlar değil buzdan dağlar örmektedir. Keşke öyle olmasa, keşke bizler de "Evet, Bakanımız bizi düşünüyor, sıkıntılı şeyler olsa da manevi desteği arkamızda." deyip yüksek motivasyonla işimize odaklanabilsek. Bakan Bey'in önündeki yapısal zorlukları biliyoruz ama bunun çözümü öğretmenlerin kalbini kırmak, satranç tahtasında öğretmeni piyon olarak tahayyül etmek asla değildir. Öğrencinin gönlünü fethetmeden bir öğretmen başarılı olamayacağını çok iyi bilir, öğrenmede ilk ilkelerden birisinin "öğrenmek istemeyene öğretemezsiniz" olduğunun her öğretmen farkındadır.O nedenle önce öğrencinin kalbine dokunmaya çalışır. Umarım icraatı elinde bulunduran Bakanlık makamı da bunun bilincindedir.

Derdimiz kişiler değil sitem ve insandır. İnsan yaşarsa sistem de yaşayacaktır.

Saygılarımla.

Çocuğundan ayrı kalmak ne demek biliyor mu?

Merhaba, Öncelikle saygılarımı Sunuyorum.

Binbir güçlük ile çalışıp ve hakederek öğretmen oldum. Şu an kimsenin cesaret edipde gidemediği Hakkari Yüksekova ilçesinde görev yapıyorum. Çoçuğuma bakacak kimse olmadığı için 1,5 yaşındaki kızımıda buraya getirdim.Mecburi hizmet süremi doldurup eşimin yanına memleketime gitmek istiyorum. Çocuğumun babasından ailesinden uzak kalması sayın Dinçer’e ne fayda sağlayacak? Bu ne zulümdür. Kendisi hiç ayrı kalmışmı çoçuğundan ne demek olduğunu biliyormu acaba? En kısa zamanda il ve ilçe emrinin tekrar gelmesini istiyoruz. Elinizi vicdanınıza koyun. Bu psikoloji ile ne kadar verimli olunabilir. Bu bakanın öğretmenlere çektirdiği işkence ne zaman bitecek. Hergün yeni bir can sıkıcı haber daha çıkacacak endişesi ile uyanıyoruz bu nasıl bir bakanlık stratejisidir.Bu nasıl bir politikadır Sayın Başbakanımız bu konuyu nasıl görmezden gelir anlamak mümkün değil.İl emri yıllarca mücadele ederek elde ettiğimiz çok önemli bir kazanımdır. Eş durumu özrü olanlardan bu hakkın geri alınması asla kabul edilemez. Sn.DİNÇER, aileleri parçalayarak, mutsuz aileler ve bireyler yaratarak eğitimde hangi başarıyı ve hedefi yakalayacaktır çok merak ediyorum. Anayasamız ailenin Türk toplumunun temeli olduğunu ve bütünlüğünü esas almaktadır.Hal böyle iken eş durumunu ve aile bütünlüğünü yok sayacak tavırlar içerisine girmek Sn.DİNÇER’e bir şey kazandırmayacağı gibi,eğitim camiasındaki huzursuzluğu artıracaktır.MEB önü sürekli eylem alanı haline gelecek ve mağduriyetler bitmeyecektir.Duyun sesimizi lütfen yardımcı olun.

Eğitim Kazanı Fokur Fokur

Bakan kıpır kıpır ama eğitim camiası fokur fokur kaynamaktadır. Bakanın heyecanı sadece politik amaçlı çünkü sınıflar 50 kişilik, okullarda hizmetli yok temizlik yapılmamaktadır. Ayrıca en önemlisi Bakan öğretmenine sahip çıkmak yerine onları aşağılamakta ve toplumda değersizleştirmektedir. Bunu tüm sendikalardaki öğretmen arkadaşlar söylemekte (eğitim bir sen dahil)

Öğretmensiz Proje Olmaz

26 yaşında dershane müdürlüğü yapmaya başladım. şimdi 35 yaşındayım ve bir özel okulun müdürüyüm. Proje üretme konusunda kendi ilimde oldukça iddialı olduğum söylenebilir. Fakat idareciliğim sırasında üretilen projelerle ilgili öğrendiğim en önemli şey öğretmenlerin inanmadığı hiçbir projede başarılı olunamayacağıdır. Bakan Bey Öğretmenleri ile barışmadığı sürece FATİH projesine yatırılan servet yine bizim cebimizden çıkıp çöpe atılmış olacak.

Program Yapın!

sayın abbas güçlü ben her hafta Yozgat’tan Ankara'ya 250 kişinin arasından seçilerek kazandığım yüksek lisans programındaki derslerime girmek için 700 km yol yapıyorum.mağduriyetimizi dile getirdiğiniz için teşekkürler.sizden isteğimiz bu konuyla alakalı bir program yapmanız.teşekkürler.

Ben de Mağdurum

Ben de bir çok arkadaşım gibi eksik yapılan özür grubu atamaları mağduruyum. Yüksek lisansımı yapıyorum ancak öğrenim özrünün kaldırılacağı söylentisi, bakanın kendimizi geliştirdiğimiz yerine olaya zorunlu hizmetlerini bitirmelerine rağmen "Doğudan kaçmak istiyorlar" şeklinde yaklaşması bizi çok üzüyor. Sesimizi kimseye duyuramıyor gittikçe umutsuzluğa kapılıyoruz. Lütfen bu konuya özel bir program yapar mısınız?

Bakan Bey Bizi Gerçekten Seviyor mu?

Sayın Abbas GÜÇLÜ.Ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretimi bölümünde yüksek lisans yapıyorum.Daha doğrusu yapamıyorum.Derslere gidip gelemediğim için devamsızlıktan kaldım.Bu dönemde kalacağım.Her dönem boşuna harç parası ödüyoruz ve yazın gidememe ihtimalimiz var.Çünkü sayın bakan bizleri ahlaksız olarak nitelendirip sadece tayin olmak için özür grubunu kullandığımızı iddia etti.Ben hakkımla yani ales ve okul puanım yüksek olduğu için kabul edildim üniversiteye.Sınıf öğretmeniyim ve kendimi geliştirmek için alanımda yüksek lisan yapmak istemem suç mu? Yönetmeliğe göre ara dönemde gitmem gerekiyordu,sadece eş durumu özrü yapıldı ve biz kaldık.Yaza da kalkarsa gidemeyeceğiz.Bu konuda bize sonuna kadar destek olduğunuzu biliyorum."Okumak isteyene eziyet çektirilir mi?" ve "Eğitim Hakkımızı vermeyiz!Öğrenim Özrü kaldırılmasın" başlıklı yazılarınız tam da durumumuzu ifade ediyor.Lütfen bu konuyu gündeme taşıyın ve bizim için bir program yapın.Bugün size söylendiği gibi sizce bakan bizi seviyor mu? Buna inanmak gerçekten çok zor.

Hazırlayan : Abbas GÜÇLÜ
Eğitim Ajansı

banner182
Son Güncelleme: 17.02.2012 14:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
kimsesiz 5 yıl önce

5 yıl herkes dogu görevini yapsa ve 5 yıl için hiçbir şekilde özür ataması olmazsa yani bi öğretmeni 5 yıl doguya çakarsan ortada kimse magdur olmaz.il emri uygulaması bakan beyin yaptıgı ilk büyül icraatıdır.elinden öpmek gerekir.il emri oldugu zaman bu sefer yıllarca doguda kalmış öğretmneler magdur oluyor.yer değiştirmek için illa özürlü mü olmak gerekiyor.

Avatar
emir bugay 5 yıl önce

Özür Gruplarında 30 Eylül Baz Alınmalı İl/İlçe Emri Kaldırılmamalıdır facebook grubumuza, mücadeleye bekliyoruz
Haklı mücadelemizi yazılı basın ve görsel medya yoluyla sürdürmek isteyen,bu yolla kamuoyu oluşturmaya çalışan özür grubu mağduru öğretmenleriz.
Bakanlığın bu yıl özür grubu atamalarında 30 Eylül 2011 tarihini baz almasını ve il emri ile ilçe emri uygulamasını yürürlükten kaldırmamasını talep ediyoruz. Eş durumu atamalarının ağustos öğretmen atamalarından önce yapılması ve boşalan yerlere de ilk atama öğretmenlerin gönderilmesi yerinde bir uygulama olacaktır.