banner374
03 Eylül 2012 Pazartesi 12:27
Bakan Dinçer, öğretmenlerden destek istedi
 
Önümüzdeki hafta birinci sınıflar, 17 Eylül’de ise bütün okullarda 2012-2013 eğitim öğretim yılı başlayacak. Yeni eğitim sistemi ile birlikte son hazırlıklar sürerken, öğretmenlerin 4+4+4 eğitimi de bugün başladı. Video konferans yoluyla verilecek eğitimlerin açılış konuşmasını Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yaptı. Ardından da CNN Türk’te ‘Eğrisi Doğrusu’ programının canlı yayın konuğu oldu.

 

Bakan Dinçer, her iki yayında da yeni eğitim sisteminin uygulanması hakkında bilgi aktardı, eleştirilere yanıt verdi, merak edilen konuları açıkladı.

 

Eğitim süresinin 4+4+4 ile neden 12 yıla çıkarıldığını anlatan Dinçer, video konferans sırasında eleştirilere karşı öğretmenlerden destek istedi. Öğretmenlerin karşısına hiçbir zaman çıkmaktan imtina etmediğini, gittiği yerlerde öğretmenler tarafından sevgiyle karşılandığını belirten Bakan Dinçer, “Bizim bir derdimiz varsa bunu kendi içimizde çözmeliyiz. Sokaklara düşüp, başkalarına malzeme vererek değil” dedi.

 

Bakan Dinçer’in açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:

 

Eğitimi 12 yıla çıkarmak zorundaydık

 

Sistemi değiştirdik. Türk insanının eğitim ortalamasını düşük. Dünyada eğitim ortalaması 12 yılın biraz üzerindeyken Türkiye’de 6 yıl. Öyleyse eğitimi 12 yıla çıkarmak zorundaydık. Dünyada kesintisiz yapan ülke yok, bu nedenle kesintisiz yapmalıydık. Biz de eğitimi esnek ve demokratik hale getirmek zorundaydık.

 

Yaptığımız şeyin sonuçları henüz belli değil, bir beklentimiz var, ancak ulusal ve ulaslararası başarılarıyla sınav sistemiyle velilerin şikayetiyle Türkiye’de eğitim çok başarılı ve memnun muyduk? Biri çıkıp bana eğitim sistemi üzerinde değişiklik yapılamayacak kadar mükemmel diyorsa biz yaptığımız değişiklikler için özür dileriz. Ama bu kadar şikayet varken değişmeden duralım dersek burada bir paradoks var.

 

Derdimizi sokaklara düşerek değil, içimizde çözmeliyiz

 

Türkiye’de küresel düzeyde rekabet edebilen çocuklar yetiştirmek istiyoruz, öğretmenlerimize güvenmek istiyoruz. Bugünlerde yine bazı konularda bir dünya dedikodu hatta hiçbir bilgiye dayanmadan, fikir yürüten insanların iftiraları ile karşı karşıyayız. Pek çok sendikacı, eğitim uzmanı, köşe yazası bugünlerde bizim üzerimizden veryansın ediyor. Bu sene eğitim sisteminde yapılacak değişiklikler olarak önceki yıllardan daha kötü problem yaşamayacağız. Hiçbir zaman sizin karşınıza çıkmaktan imtina etmedim, gittiğim yerlerde beni sevgiyle karşıladınız. Bizim bir derdimiz varsa bunu kendi içimizde çözmeliyiz. Sokaklara düşüp, başkalarına malzeme vererek değil.

 

Derslik yeterli mi?

 

Biz zaten her yıl 17-20 bin arasında dersliği bu ülkeye hediye ediyoruz. Bu dersliklerin yaklaşık kapasitesi 600 bin civaırında. Ama bu yıl bunlara ilave olarak okullarımızda inceleme yaptık, proje dışı uygulamalar varsa, müdürlerin odası çok geniş ise, okul müdürleri dersliklere yerleşmişse, büyük makam odaları varsa boşalltık küçümsenemeyecek kadar yeni derslik kazandırdık. Derslik meselesi üzerinden propaganda yapılıyor olmasını anlamakta zorlanıyorum. İnşallah okullar açıldığında mahçup olacaklar.

 

Bu gürültüye papuç bırakmayacağız

 

Normal şartlarda biz zaten 68 ayını tamamladıktan sonra çocukları eğitime alıyoruk. Bu çocukların iki ay erken okula başlamasında nasıl bir mahsur var ki? biz bu gürültüye papuç bırakmayacağız. Ama bütün algıyı değiştirecek olan, her şeyin önceki yıllardan daha iyi olduğunu anlatırken bize destek verecek olanlar sizlersiniz.

 

İstanbul üzerinden gürültü koparıldı

 

Bu ülkede ikili eğitime yeni eğitim sistemi ile mi geçiyoruz? Geçen yıl Türkiye’de eğitim sisteminde okullarımızın yaklaşık yüzde 24’ünde ikili sistem vardı. Bu sene bundan daha fazla olamyacak. O zaman bunu eleştirmek siyasetten, ideolojiden başka bir şey olabilir mi? İstanbul üzerinden gürültü koparıldı bu konuda. İkili eğitim yapan öğrenci geçen sene yüzde 67 idi bu sene de bundan fazla olmayacak. Şimdi bütün bunları yan yana koyduğumuzda üzüldüğümü söylemek istiyorum. Türkiye’de iki kesim ideolojik olarak bizimle mücadele ediyorken, sizlerin bu meseleye sahip çıkmasını istiyorum.

 

Müfredatı hafiflettik

 

Ders saatlerinin artması konusu eleştiriliyor. Tüm dünyada 8 yıllık eğitimde verilen ders saaatleri ile bizde verilen ders saatlerini karşılaştırdık Talim Terbiye Kurulu (TTK) ile. 8 yıl içinde tam bir yıl eksik ders veriyoruz. Çocuklarımız küresel ölçekte rekabet etsin, dershanelere gitmesinler derken bunu nasıl telafi edebiliriz? Eğitim sistemimizin sorunu fazla ders saati değildi, az saat içinde çok fazla ders veerecek bir tavır içinde olmasıydı. Eğitim müfredatını hafiflettik, ders saatlerini arttırdık. Küçük dimağlara kendi başına daha geniş bir zaman dilimi içinde, eğlenerek öğrenme imkanı vereceğiz.

 

4+4+4 için acele mi edildi?

 

Gelecek sene de başlasaydık benzer tartışmalar yapılacaktı. Bilgi olmadan fikir sahibi olarak yapılan tartışmalar ideolojik yaklaşımları gösteriyor. Türkiye şimdiye kadar değişik konularda onlarca yıl gecikiyorken eğitimde dünyadaki çalışmaları göz önüne aldı ve belki ilk kez bu değişimlere daha çabuk cevap verdi. Yaptığımız tartışmalar, analizler hesap edildiğinde aceleye getirildiği kanaatinde değilim. Eğitimin 12 yıla çıkarılması konusu yeni değil ki. Belki 1998’den beri Türkiye’de yapılan tartışmalar bunlar. Daha ne kadar süre tartışacağız biz bunu?

 

Okul öncesi eğitim

 

İki noktada itirazlar geliyor. “72 aylıklar bu müfredatta sıkılmaz mı, bu nüfredat uygulanacaksa neden bu çocuklar okul öncesinde bırakılmadı” diye. Biz bu çocukları birinci sınıfa alarak birer yıl kazandırmış oluyoruz. Bu çok önemli. Önceki müfredatımız zaten ağırdı. Okumayı, okulu ve öğretmeni sevmekte zorlanıyordu. Şu anda aslında dünyayla uyum sağlayan bir müfredat oluşturduk. Bu eleştirileri yerinde bulmuyorum.

 

Sınıf mevcutları

 

71 ilimizde sınıf başına yaklaşık 20-32 arasında öğrenciye sahibiz. Ortalaması 30 civarında. Öğretmen başına 22-24 civarında öğrenci düşünoyr. Ama 11 il var ki İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Mersin, Diyarbakır, Batman, Bayburt, Antep gibi özellikle hepsi çok ciddi göç alan iller. Her yıl daha fazla derslik yapıyor olmamıza rağmen altyapı sorunlarını çözmekte henüz başarılı olamadık. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde ciddi mesafe kaydedeceğiz bu konuda. Büyük illerde 40-45 olabilir derslik başına düşen öğrenci sayısı. Teknik olarak bakıldığında derslik başına 80 öğrenci deniyor, ama bu bir öğretmenin karşısına 80 öğrenci gelecek anlamına gelmiyor. İkili öğretim yapıldığında 40-45 öğrenci anlamına gelir. İstanbul’da bazı ilçeler var, yoğunluğun fazla olduğu Esenler, Esenyurt, Küçükçekmece gibi. Bu ilçelerde 40’tan fazla öğrenci olmaz.
banner182
Son Güncelleme: 03.09.2012 12:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
köstek 4 yıl önce

siz öğretmenlere geldiğiniz andan beridir hep köstek oldunuz haklarımızı adeta gasp ettiniz size bir de destek mi verelim siz ailemiz
in bütünlüğünü dağıtarak eğitime ancak köstek olursunuz

Avatar
sena 4 yıl önce

ben bir öğretmen olarak destek veriyorum yeni sistem başarısız olursa bu birazda bizden kaynaklanabilir.yok yere kaos yaratıp yok derslere girmeyelim bilmem rapor alalım bu ülkeye ihanettir yabancılara ülkemiz üzerinden emel gütmek için fırsat vermektir.mesleğimizi bu şak şakla ayağa düşürenler var ben sahip çıkan bir öğretmenim çocukların bi suçu yok yarın allaha nasıl hesap veririz..

Avatar
LEYLA @sena 4 yıl önce

yok yere mi sevgili sena? alt yapiyi oluşturmadan, binlerce öğretmenin norm fazlasi olacağini bile bile tepeden bir inme bir sistemi getiren meb in suçu yok değil mi?

Avatar
ÇOK BEKLERSİN 4 yıl önce

seni bugün okulumda dinleyen olmadi

Avatar
sena @LEYLA 4 yıl önce

mebi bilmem sevgili leyla ama çocukların bi suçu olmadığını kesinlikle biliyorum.ayrıca bukadar çocuğun hakkını sırtımda taşıyamayacağımıda biliyorum..

Avatar
biri 4 yıl önce

önce dert dinlemesini bileceksin sonra destek isteyeceksin. kulakların tıkalı, nasıl olacak ki bu iş? (eleştirim özür atamaları ile ilgili)