banner374
02 Mart 2012 Cuma 14:00
Bakanlık verilerine göre,50 bin yeni sınıf açılması gerekiyor


Günlerdir 5.sınıfların ikinci kademe olmasıyla beraber 50bin civarında Sınıf öğretmeninin fazla duruma düşeceğini, sınıf öğretmeni atamalarının daha az olacağını vurguluyorduk.

 
Böyle olmayacağını rakamlarla açıklamaya çalışanlar olduysa da bunun doğru olmadığı apaçık ortadaydı. Çünkü ortaya konulan rakamlardan kayda değer olan sadece ücretli sınıf öğretmeni öğretmen sayısı idi. O da sadece 50bin fazlanın 13binini karşılıyordu.


Bu da daha çok şube anlamına geliyor ve bu öğrencilere sınıf öğretmeni ihtiyacı oluşması öngörülüyor. Bu ihtiyaç da 5. sınıfın 2.kademeye katılmasından artan öğretmenlerden karşılanacak.


Şimdi de rakamlarla bir değerlendirme yapalım:

Bakanlık 2011-2012 istatistiklerini henüz yayımlamadığından rakamları 2010-2011 öğretim yılına göre ele alalım.





Bakanlık verilerine göre;

Okul öncesinde okuyan öğrenci sayıları:

Şeklindedir.

2011-2012 Eğitim Öğretim yılında 1.sınıfta okuyan öğrenci sayıları ise:


şeklindedir.

Yani yaklaşık olarak:

Okul Öncesinde okuyan 5 yaş grubu öğrenci sayısı:825bin

4 yaş grubu öğrenci sayısı:237bin

3 yaş grubu öğrenci sayısı:56bin

Birinci sınıf öğrenci sayısı ise:1.4milyon

Bu durumda her yıl İlköğretim birinci sınıfında yaklaşık 1.4 Milyon öğrencinin okuduğunu saptayabiliyoruz. İlköğretime başlama yaşının 6’ya indirilmesiyle önümüzdeki yıl (2012-2013) yaklaşık 2.5 milyon öğrencinin birinci sınıfa kaydedileceği anlaşılmaktadır.

Bu da daha çok 1.sınıf anlamına gelmektedir. Bu durumun ortaya çıkaracağı sorunlara bakacak olursak;

- Yeterli derslik olmayan özellikle İstanbul gibi büyük iller ile sınıf mevcudu ortalaması çok yüksek olan Gaziantep, Ağrı, Van, Adana… gibi illerimizde sınıf mevcutları daha da artacaktır.

- Bu uygulamanın anlamı 50bin yeni sınıf açılması şeklinde yorumlanamayacak belki binasında boş derslik bulunan okullarımız ile yeni açılacak okulların sisteme katılmasıyla şube sayısının artması yada açığa çıkacak öğretmenlerin istihdamının sağlanması anlamına gelecektir. Belki en vahim ihtimalle ikili eğitim yapan daha çok ilköğretim birinci kademe okulu anlamına gelecektir.

- 2010 2011’de birinci sınıfa kaydedilen öğrencilerin yaklaşık yarısı Okul Öncesi eğitimi alarak ilköğretime gelmişken gelecek yıl ilköğretimde okuyacak öğrencilerin ancak %25’i okul öncesi eğitim almış olacaktır.

- Gelecek yıl 6 yaşını dolduracağı için anasınıfına gelecek yıl göndermeyi düşünen veliler çocuklarını okul öncesi eğitim almadan okula göndermekle karşı karşıya kalacaklardır.

- Gelecek yıl birinci sınıfa kaydedilecek öğrencilerin yarısı 6 yaş grubu iken yarısı da 7 yaş grubu öğrencilerden oluşacaktır. Bu da bu yaş dönemlerinde çok çok önemli olan bir yıl farkının yarattığı sorunları ortaya çıkaracaktır. Bu yaş grubu farkını sınıf öğretmenliği görevinde de bulunan, ilköğretimde yıllarca görev yapan bir eğitimci olarak da söyleyebilirim.

- Çocuklar henüz hazır olmadan daha küçük yaşta ilköğretime kaydolacaklarından okula uyum konusunda sorunlar yaşayacaklardır.

- Aynı sınıfta iki farklı yaş grubu öğrenci ağırlığı nedeniyle gelecek yıllarda da aynı sorunlar devam edecektir.

- Bakanlık biz bu farklılığı öğretim programlarında yapacağımız düzenlemelerle çözeriz diye düşünüyorsa yanılmaktadır çünkü 6 yaş ve 7 yaş grubu öğrencileri ayrı sınıflarda okutmayı denese dahi aynı okulda iki farklı kategori oluşacaktır.

- Aynı sınıfta okutarak sorunu çözmeye çalıştığında ise 6 yaşa göre düzenleme de, 6 yaşa göre düzenleme de, her iki gruba göre düzenleme de sorunlar doğuracaktır.

Bu sorunlar ta ki bu öğrenciler mezun olana kadar sürecek hatta ve hatta mezun olduktan sonra da devam edecektir.

Bu adım doğru olmamıştır. Eğitim gerçekten ciddi ise bu denli önemli düzenlemeleri bu kadar alelacele ve tartışılmasına dahi mahal vermeden yürürlüğe konulmaya çalışılması eğitim adına üzücüdür. İlk kararların bazılarından vazgeçilmeye çalışılması dahi hazırlıksız yakalanılışın göstergesidir.

Bütün bunları tartışmanın ötesinde bilgi ve donanımına güvendiğim bir psikolojik danışman olan sayın A.ERDİNÇ’in konu ile ilgili olarak söylediği bu cümleleri tartışmak daha yerinde olacaktır aslında. “Bütün bunlar eğitimde niteliği konuşmayı bırakıp tamamen niceliği konuştuğumuzun göstergesidir. Niceliğin ön planda olduğu yerde sistemin neresinde oynama yapılırsa yapılsın alınan sonuç değişmez. Sistemde, eğitimde; barış, kardeşlik, dostluk, arkadaşlık, sevgi… konuşulması gerekirken biz bunların yerine başka değerler/değersizlikleri koymaya çalışıyoruz. Bu nedenle çıkan sonuçta bir farklılık olmayacaktır”diye devam eden uzun bir sohbet eğitim adına.

Saygılarımla…

Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 02.03.2012 14:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol