banner374
02 Eylül 2012 Pazar 10:34
“Başbakan Erdoğan’a Sesleniyoruz! Çocuklarımızın,Öğretmenlerimizin Geleceği İle Oynamanıza İzin Vermeyeceğiz!“
 
Başbakan Erdoğan’ın, gazetecilerin sorularını yanıtlamak için katıldığı bir televizyon

programında yaptığı açıklamalar, sorunlarımızın katlanarak artacağının habercisi oldu.

Görülmüştür ki Başbakan Erdoğan ve partisi AKP, öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın içine

hapsedilmek istendiği cendereyi önemsememekte, çözümden çok çözümsüzlük üretmekte ve

velilerimize karşı haddini aşan ifadeler kullanmakta ısrarcıdır. İşte Başbakan’ın fermanında

öne çıkanlar:

 

Rapor Alan Velilerimiz Değil, Asıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Çocuklarımıza

İhanet Etmektedir!

 

Başbakan Erdoğan konuşmasında, okula başlama yaşı ile ilgili olarak “Bu işe karşı

 

bir kampanya var. Bu 66 ay meselesinde gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle

vasıflandırıyorum. Ben de babayım. Biz çocuklarımızı yaşları daha gelmeden okula başlattı”

demiş ve çocuklarının geleceğine sahip çıkan velilerimize “ihanet” gibi bir kavramı

yakıştırmıştır. Bilinmelidir ki gerek Avrupa’daki uygulamalar gerekse eğitim bilimci

akademisyenlerin yaptığı araştırmalar, bu uygulamanın çocuklarımızın geleceğine yapacağı

olumsuz etkileri açıkça sıralamaktadır. Asıl “ihaneti”, bu olumsuzlukları görmek istemeyen

ve 60 ay uygulamasında “ben yaptım oldu” mantığıyla ısrarcı olan Başbakan’ın kendisi

yapmaktadır. Velilerimize yönelttiği bu itham, öncelikle kendi politikalarına yapışmıştır.

Başbakan Erdoğan bu eleştirilere cevap vermek istiyorsa öncelikle şu tespitlerimizin gerçeği

yansıtmadığını kanıtlamalıdır:

 



 

5 yaş uygulaması 1983-1985 yıllarında ülkemizde denenmiş ve olumsuz sonuçlarından

dolayı vazgeçilmiştir.

 



 

Çocuklarımızın öğrenme sürecinde önemli olan mantıklı düşünme, yorumlayabilme ve

bir işi başından sonuna kadar bitirebilmesi 6 yaştan sonra başlar.

 

• 5 yaşındaki çocuklar zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak ilkokula hazır

değildir.

 



 

5 yaşındaki çocukların dikkatlerini 40 dakikalık derse vermeleri mümkün değildir.

 

• Aralarında 1,5-2 yaş farkı olan çocuklarımız aynı sınıflarda eğitim görecektir. Yaş

farkı nedeniyle büyükler, küçüklere göre daha başarılı olabilir. Bu nedenle 5 yaşındaki

çocuklarımızda okula gitmek istememe gibi sorunlar baş gösterecektir.

 

• Sıralar, tuvaletler, merdivenler küçük çocuklar için hem güvensiz hem de muhtemel

tehlikeler içermektedir.

 

• Engelli çocuklarımız ise 4+4+4’ün yarattığı kaos ve karmaşadan daha fazla olumsuz

etkilenecektir.

 

Devlet Okullarına Para Yok Diyenler Özel Okul Kurmaları İçin Dershanelere Teşvik

Veriyorlar!

 

Başbakan’ın şu sözleri ise eğitim hizmetinin geleceğini bizlere sunmuştur: “Tüm

dershanecilere sesleniyorum. Gelin dershanelerinizi birleştirin okul yatırımı yapın. Biz de size

öğrenci verelim.”

 

Eğitim sisteminde 4+4+4 ile yapılmak istenen değişikliklere paralel olarak gündeme getirilen

dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi projesi için, bilindiği üzere kamu kaynaklarının

kullanılması düşünülmektedir. Yıllardır kamu okullarına yeterli kaynak aktarılmamasına

rağmen okul müdürlerini özveriyle çalışmamakla suçlayan Başbakan’ın asıl amacı; her

alanda yaptığı gibi eğitim alanında da “özel olan güzeldir” anlayışıyla hareket etmek ve uzun

vadede kamu eğitimini tasfiye etmeyi amaçlamaktır. Bu nedenle AKP’nin bugüne kadar

gösterdiği pratiğe baktığımızda, sınavların ve dershanelerin kaldırılması tartışmalarının

gerçeği yansıtmadığı açıktır.

 

Başbakan’ın bu yöndeki açıklaması, piyasa sisteminin asli bir parçası olabilecek bir eğitim

sistemi yaratılmak istendiğinin de en açık kanıtıdır. Ayrıca, bir taraftan özel okullardaki

öğrenci başına ortalama 1500 TL teşvik ödemesinin yapılması planlanırken diğer taraftan

halen 50 bin öğretmeni istihdam eden özel okulların sayısını artırarak, birkaç yıl içinde 250

binden fazla öğretmenin güvencesizliğe mahkum edilmesinin önü açılmak istenmektedir.

Böylelikle ataması yapılmayan, işsiz öğretmenlerin güvenceli atama talebine karşı bir hamle

gerçekleştirilmiş olacaktır. Aynı zamanda bu uygulama ile kamu görevlilerinin sosyal ve

özlük hakları güvencesiz istihdam ile çevrelenmiş ve baskı altına alınmış olacaktır. AKP’nin

hedefi eğitim hizmetini tamamıyla piyasalaştırarak öğrencilerin müşteri, öğretmenlerin de

köle olduğu bir eğitim sistemini egemen kılmaktır.

 

Öğretmenlerimiz Evlerinin Yanına Okul Kurulmasını Değil Ailelerine Kavuşmak

İstiyor!

 

Son günlerde gündemdeki yerini büyüten ve öğretmenlerimizin en yakıcı sorunlarından

birisi haline gelen “tayin konusu” da Başbakan’ın fermanında yer almış, öğretmenlerimizin

umutlarını karartmıştır. Başbakan “Öğretmenler illa aynı ilçede görev yapacak diye bir şey

yok. Evlerinin etrafına okul kuracak değiliz. Böyle bir durumda batıya istek fazla olduğundan

yığılma oluyor ve Güneydoğu'da boşluk meydana geliyor.” Birçok öğretmenimiz yıllardır

eşinden ve çocuklarından ayrı yaşamaktadır. AKP’nin yandaşı sendikalar dahi uzun bir

sessizlikten sonra bu soruna kayıtsız kalamamıştır. Hal böyle iken Başbakan Erdoğan sorunu

çarpıtarak, öğretmenlerimizin talebini basitleştirme yoluna girmiştir.

 

Bilinmelidir ki bu ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır. Öğretmenlerimiz yıllardır büyük bir

fedakarlıkla görevlerini yerine getirmeye çalışmakta ve öğrencilerinin geleceğini AKP’den

daha fazla düşünmektedir. Unutulmasın ki kopya şaibelerinin üzerini kapatan, çocuklarımızın

geleceği ile oynayan ve onları test sorularına mahkum eden öğretmenlerimiz değil, bizzat

AKP’dir.

 

Ayrıca, öğretmenlerimiz yıllardır ülkemizin her köşesinde, en ücra köyünde dahi çok zor

şartlar altında görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Çoğu zaman yıkık dökük okulları,

sırf çocuklarımızın geleceği için, kendi çabalarıyla adeta yeni baştan inşa etmektedirler.

Bunları görmezden gelen Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı, öğretmenlerimizi öğrencilerinin

eğitimini düşünmemekle suçlaması, gerçeği yansıtmayan ağır bir iftiradan ibarettir. Kaldı ki

buralarda görevini yerine getiren öğretmenlerimizi AKP hükümetinin ne kadar düşündüğü de

cevaplanması gereken ayrı bir sorudur.

 

Açıkça ifade etmek gerekirse öğretmenlerin çalışma koşulları, öğrencilerimizin aldığı

eğitimin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Hasta çocuğuyla ilgilenemeyen, ailesine ya da

 

eşine kavuşamayan bir öğretmenden nitelikli bir hizmet beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Öğretmenlerimizin bu sorunu insani bir sorundur ve acil olarak çözüme kavuşturulması

gerekmektedir.

 

Sorunlarımızın Çözüm Yolu Daha Güçlü Bir Muhalefeti Örmekten ve Yan Yana

Gelmekten Geçmektedir!

 

Başbakan’ın açıklamaları, sorunlarımızın çözümü için örgütlü mücadelemizi büyütmek

dışında bir yol olmadığını bizlere açıkça göstermiştir. Hükümetle kapalı kapılar ardında

uzlaşma arayışına giren sendikaların izlediği politikalarla cesaretlenen AKP, artık biz eğitim

emekçilerinin, velilerimizin ve öğrencilerimizin sesini daha güçlü duymalıdır. Çocuklarımıza,

geleceğimize ve haklarımıza sahip çıkmanın yolu, birlikte örülecek bir mücadeleden

geçmektedir. Eğitim Sen olarak dün olduğu gibi bugün de bu mücadelede kararlı olduğumuz

bilinmelidir. Unutulmasın ki dün AKP’ye teslim olmadık, bugün de olmadık, yarın da

olmayacağız! 11 Eylül’de 4+4+4’e karşı dört koldan Ankara’ya yapacağımız yürüyüşümüzde

ne kadar haklı olduğumuz Başbakan’ın açıklamalarıyla bir kez daha görülmüştür. 15 Eylül’de

Ankara’da gerçekleştireceğimiz kitlesel basın açıklamasına katılmaları için velilerimize ve

bütün halkımıza sesleniyoruz: Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine hep birlikte sahip

çıkmak için sizleri, ortak taleplerimiz etrafında birleşmeye ve birlikte mücadele etmeye

çağırıyoruz.
banner182
Son Güncelleme: 02.09.2012 10:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
erdal 4 yıl önce

bende eğitim-sen de ki vatandaşlara sesleniyorum. sırf akp'ye muhalif olmak için anadolu liselerine ilk atamayı mahkemeye verip iptal eden vatandaşlar: iyi mi oldu lise branşlarında bu kadar az alınmasının tek sebebi sizsiniz. yazıklar olsun. chp nin belediyelerin burslarını iptal etrmesi gibi sizde bu yükün altında ezileceksiniz...

Avatar
erdal bi git 4 yıl önce

bireysel erdal'a selamlar... erdal'ın derdi hepimizi gerdi.

Avatar
biri 4 yıl önce

mağdur olarak iktidara gelmişlerdi ancak uzun süre iktidarda kalmak "mağduriyet" nedir bunu unutturuyor galiba.

Avatar
eğitim sen 'e 4 yıl önce

il içi mağdurlarını unutuyorsunuz?