banner374
24 Ocak 2013 Perşembe 22:23
Başbakan'ın Dinçer Kararının 10 Maddede Analizi
 06.07.2011  tarihinde  61. Hükümetin Milli Eğitim  Bakanı olan Ömer Dinçer, 24.01. 2013 tarihinde  görevine beklenmedik bir  şekilde veda etti.

Bir çokları için  sürpriz  olan bu gelişmeyi 18 Ocak  tarihli  Dinçer Gidiyor, İşte Yeni M.E.Bakanı başlıklı haberimizde kamuoyuyla paylaşmıştık... Bizim ulaştığımız kaynaklara göre Ömer Bey'in gideceği kesinleşmişti ancak  Başbakan onun yerine Milli  Eğitim  komisyon başkanı Nabi Avcı'yı atayarak bizi de yanılttı. Zaten o yazımızı da  her an  herşey olabilir diyen başbakanın sözünü hatırlatarak bitirmiştik. 


İŞTE O YAZININ EN ÖNEMLİ KISMI

En yakın adamı olan Müsteşar Zararsızın Bakan adına tüm  yetkiyi   hesap verilebilirlikten uzak ve biraz da hoyratça  kullanması ,  bünyeyi tanımadan girişilen ve akim kalan proje ve reformların kamuoyunda sıkça dillendirilmesi.  Çalışma  Bakanlığı esnasında da SGK  Genel Müdürlüğünü verdiği ve sıkça eleştirilen Müsteşarının gönderilmesini isteyenlere direnmesi de son aşamada sayın Dinçer'i asıl hedef haline getirmiştir. Yani Bakan Dinçer'e reformlar için verilen sınırsız kredi sanıldığı gibi devam etmemektedir. Deniz bitmiştir. Ömer Dinçer'in çalışkan , dürüst, iyi bir akademisyen, teorisyen, danışman ancak kötü bir uygulayıcı olduğunu düşünenlerin sayısı hiç de az değil.


Sayın Dinçer'e bu satırlardan dostça ve çokça uyarılarda bulunmuş ve yanlışlarını eleştirmiş, doğrularını da alkışlamıştık. Güzel Anadolumuzun o veciz atasözünde olduğu gibi "Araba devrilince yol gösteren çok olur." ancak biz bunu daha önce yaptığımız için sayın Dinçer'in ben nerde yanlış yaptımsorusuna daha kolay cevap vermesini sağlamak adına bu yazıyı kaleme alıyoruz. Tabii bu yazı çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanımıza da yol gösteren bir yazıdır. -araba devrilmeden-

Öncelikle Başbakan R.T.Erdoğan'ın Ömer Dinçer kararı iyi etüd edilmesi gereken önemli bir siyasi karardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi ; Sayın Dinçer: Başbakan Erdoğan'ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan beri yanındaki en önemli danışmanlarından. 28 Şubat'ta bedel ödemiş (intihalle suçlanmış) Erdoğan'ın Başbakanlığının ilk yıllarında Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile birlikte hazırladıkları ve kamuoyunda çok bilinmeyen raporla hükümet politikalarının projeksiyonunu hazırlamış önemli bir isim.  Başbakan müsteşarlığı ardından milletvekilliği ve Çalışma Bakanlığı ve nihayet Milli Eğitim Bakanlığı ile taçlandırdığı kariyerini bugün itibariyle sonlandırmış bulunuyor. Peki bu duruma ne sebep oldu?


İşte Sebepler:

1-) Akparti hükümetleri içerisinde hatta tüm Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri içerisinde görev süresinde en fazla öğretmen atayan M.E.Bakanı olmasına rağmen atanamayan öğretmenlerle yaşadığı sorunlar. Göreve geldiği günlerde yaptığı açıklamayla özür dilediği genç öğretmenlerin kalbini kazanan bakan kimliğinden , sonraki süreçte yaptığı iddia edilen yem bekleyen güvercin benzetmesi yapan bakan kimliğine dönüşmesi.

2-) Yine Eş durumu özründen en fazla atamayı yapmasına rağmen Aileleri bölen bakan ithamlarının muhatabı olması

3-) Milli Eğitim Bakanlığı gibi orta ölçekli ülke nüfuslarına eşit personele sahip bir bakanlığın başında işi ehline vermeyip ben bilirimci ekibiyle çalışması

4-) Kendine verilen krediyi sonsuz zannedip özgüven patlaması yaşaması ve özellikle en çok eleştirilen bürokratı Emin Zararsız'a ve ekibine haklı birçok eleştirye rağmen sahip çıkması.

5-) Bir reformu bitirmeden bir başkasına girişerek kendinden sonra bile yıllarca telafi edilemeyecek büyük yanlışlar yapması.

6-) Kendisi bir işletme ve yönetim uzmanı olmasına rağmen MEB kadrolarını bütünüyle karşısına alacak kötü bir yönetim sergilemesi

7-) Cemaatle yaşanan olumsuz havanın cemaatin tarihinde olmayacak bir şeye sebep olması - Sendika kurma- 

8-) Selefi M.E. Bakanlarını milletvekilleri sonrasında da kamuoyu önünde zor durumda bırakan Basın Müşavirine sahip çıkması. Milletvekillerinin bile ulaşamadığı bir yapıda MEB'i yönetmesi.

9-) Toplu sözleşme sürecinde yetkili olan Eğitimbirsen ve Memursen camiasıyla aynı sosyal tabandan gelmesine hatta aynı ideolojiyi paylaşmasına rağmen yaşanan doku uyuşmazlığının gün yüzüne çıkması. Bu süreçten sonra eğitim camiasının tüm sorunlarının mücbir sebeplerden diğer bakanlara hatta doğrudan Başbakan'a ulaştırılması. Milli Eğitim şurasında verdiği önergeyi (4+4+4 eğitim sistemi) Dinçer'le tüm uyuşmazlığına rağmen bakanlık bürokratlarının bile savunamadığı dönemde kanal kanal gezip savunan Eğitimbirsen yönetiminin tarz ve üslup konusunda Dinçer ve ekibiyle yaşadığı sıkıntıyı Başbakan'ın görmesi.

10-) Hepsinin toplamı olan eskilerin dediği gibi vusulsüzlük usulsüzlüktendir sözünde karşılığını bulan başarıyı engelleyen en önemli şeyin -TARZ ve USLÜP- olduğunu bilmemesi 

Neden Nabi AVCI?

1-) Öncelikle tıpkı Ömer Dinçer gibi Başbakanın en yakınında bulunan iç kabinesi tabir edilen çekirdek kadrodan gelmesi. Güvenilir olması

2-) Akademik seviyede Profesör düzeyinde İletişimci olması, bu konuda oluşan ve anketlere bile yansıyan yaraları tamir edecek entellektüel bilgi ve birikim ve tecrübeye sahip olması. (MEB icraatları son dönem anketlerde en başarısız hükümet icraati idi.)

3-) Zaman gazetesinde yazarlık yapmış bir isim olmasının cemaatle yeniden ilişkiyi tesis edecek olması. 

4-) Milli Eğitim komisyon başkanlığı sürecinde 4+4+4 eğitim sistemi reformu başta olmak üzere bir çok eğitim meselesine vakıf olması

5-) Ömer Dinçer gibi sosyal doku olarak örtüştüğü Memursen ve Eğitimbirsen'in camiasının güvenini ve sempatisini kazanmış olması entellektüel islamcı kimliğinin yanında tarz ve üslup olarak da bu camiayla öteden beri iyi anlaşıyor olması.

6-) Başbakan baş danışmanlığı sırasında bir çok seçim sürecinde aktif bulunması ve siyaseten hükümeti zorda koyacak çalışmalar yapmayacak olması.

7-) Selefi Hüseyin Çelik gibi çok makam bekleyen çok sayıda hemşerisinin bulunmaması yine  Ömer Dinçer gibi dar alanda kısa paslaşmalar yaptığı bir ekibinin bulunmuyor olması

8-) Kendisine verilen kredinin farkında olması. Reformist olmasının yanında çevresine de duyarlı olması.

9-) Selefi olan birbakanla atışmak şöyle dursun parti teşkilatlarının kolayca ulaşacağı bir ağabey olması

10-) Hepsinin toplamı olan eskilerin dediği gibi vusulsüzlük usulsüzlüktendir sözünde karşılığını bulan başarıyı engelleyen en önemli şeyin -TARZ ve USLÜP- olduğunu bilmesi 

Son olarak Başbakanı iyi tanıyanlar bilir ki Erdoğan kolay kolay adam harcamaz Ömer Bey'in bir süre dinlendirileceği kesin gibi gözüküyor. Umarız yoğun geçen bu maratondan sonra biraz dinlenir ve hatalarından ders alır. Nabi Hocamıza da hoşgeldin diyoruz , işi kolay değil ama o da zaten kolay işe talip değil. Umarız seleflerinin hatalarından ders alır ve eğitim camiasının beklediği huzur dolu ortama dönüş sağlanır.


Memurlar.biz /Özel haber

banner182
Son Güncelleme: 24.01.2013 22:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
SERDAR 4 yıl önce

düzeltme
"1995 ve 1996 yıllarında kanal7 televizyonunda 360 derece isimli program yaptı. aynı dönemde yeni şafak gazetesinde yazarlık ve yöneticilik yaptı. "
kaynak: haber7