banner374
11 Şubat 2014 Salı 10:06
Çalakalem MEB Kanun Tasarısı
 Eğitim Yöneticileri ve Uzmanları Derneği (EYUDER) Yönetim Kurulunca,  son günlerde basına yansıyan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca imzalandıktan sonra görüşülmek üzere TBMM’ye gönderilen  “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” hakkındaki aşağıdaki değerlendirmelerimizin kamuoyu ile paylaşılması uygun görülmüştür.
EYUDER olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlandığı öne sürülen ve meclise gönderilen  “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile ilgili eğitim camiasında oluşan derin kaygı ve endişeleri paylaşmaktayız.

Söz konusu kanun tasarısının konunun taraflarının görüşü alınmadan alelacele ve yeterince olgunlaştırılamadan hazırlanarak görüşülmek üzere TBMM’ye sevk edildiği kolaylıkla anlaşılmaktadır.  Tasarı amaç ve gerekçeleri bakımından tatmin edici olmaktan uzak,   genel geçer ve çalakalem bir üslupla kaleme alınmıştır. Tasarı bu haliyle adeta sisteme verimlilik kazandırma yerine sistemi kaosa sürükleyecek ideoloji temelli ve kişilerin inisiyatifine bırakılan bir sistemsizliğin belgesi niteliğindedir.

Tasarının yasalaşması halinde genel olarak;

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Merkez teşkilatında Müsteşar hariç tüm üst düzey yönetim ile 81 ilin il milli eğitim müdürlerinin görevleri sona erecek,
Okul ve kurum müdürleri, müdür başyardımcıları ve müdür yardımcılarından dört yıllık görev süresini dolduranların yöneticilik görevleri kendiliğinden sona erecek.
Teftiş sistemi tek başlı hale getirilecek.
Uzman/Baş öğretmenlik hakkını mahkeme yolu ile elde edip MEB’in itirazı üzerine son kararla hakları ellerinden alınan uzman öğretmenlere ödenen ücretler geri istenmeyecek.
Bakanlık merkezde görevli bürokratlar tasarı kesinleşirse özlük hakları saklı kalmak kaydıyla Eğitim Uzmanı olarak istihdam edilecek ve alanı uygun olanlar okullara öğretmen olarak görevlendirilebilecek.
Özür grubu atamaları dönem ortası ve yılsonu olmak üzere yılda iki sefer yapılacak.
Okul ve kurum müdürleri, il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine, müdür başyardımcısı ve yardımcıların ise okul veya kurum müdürünün inhası ve il milli eğitim müdürünün teklifi ile vali tarafından dört yıllığına görevlendirilecektir. Yöneticilik görevinde dört yılı dolduran okul ve kurum yöneticileri tasarının yasalaştığı öğretim yılı sonunda yöneticilik görevleri kendiliğinden sona erecektir.
Yönetici atamada son on yılda siyasal erk ve eğitimcilerin gerek uzlaşarak gerekse yasal yolla elde ettikleri ve her geçen gün olumlu yönde şekillenen sistemi iki satırlık bir cümle ile ortadan kaldırmak eğitimcileri, okulları ve bakanlığı telafisi mümkün olmayan sorunların içine sokacaktır.

EYUDER olarak, yükseköğretime geçiş sisteminin dershane ve özel derslere ihtiyaç hissettirmeyecek bir yapıda kurgulanmasını eğitim sistemimizin en acil çözüm bekleyen sorunlarının başında geldiğini kabul etmekle birlikte sorunun çözümüne dershanelerin kapatılarak başlanmasını “yumağı tersinden çözmeye çalışmak” olarak değerlendirilmekte ve bu durumun mevcut sorunları daha karmaşık hale getireceğinden endişe edilmektedir.

Merkez Teşkilatını yeniden yapılandıran ve merkez teşkilatındaki Müsteşar hariç (Müsteşar yardımcılarından şube müdürlerine kadar) tüm yöneticilerin ve  tüm il milli eğitim müdürlerinin aktif görevlerini sona erdiren  652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin üzerinden henüz 2.5 yıl geçmişken tekrar müsteşar hariç tüm merkez teşkilatı yöneticileri ile 81 il milli eğitim müdürünün görevlerinin sona erdirilmesine çalışılması Milli Eğitim teşkilatının nasıl  iyice düşünüp taşınmadan günübirlik kararlarla yapboz tahtasına dönüştürüldüğünün açık göstergesidir. Tasarıda dikkat çeken çok önemli bir nokta da mevcut yöneticilerin hak arama hürriyetlerinin yasa maddeleriyle engellenmeye çalışılmasıdır. Milli Eğitim Teşkilatında yargı yolunu kapamak için Teşkilat kanununu değiştirerek yöneticilerin görevlerini sona erdirmek adeta “yol” olmuştur.

Yıllardan beridir haksız bir şekilde özlük haklarındaki güvence eksiklerine rağmen büyük özveriyle eğitim sisteminin yükünün çok önemli kısmını omuzlayan okul yöneticileri okul yöneticiliği kadrolarının ikinci görev olmaktan çıkarılarak torba kadro haline getirilmesini, okul yöneticiliği karşılığında ek ders değil maaş artışı beklerken bu tasarıyla mevcut kazanımlarda da geriye gidiş sağlanarak okul yöneticiliği seçme ve atama kriterleri hiçbir yasal güvenceye bağlanmamış bir “görevlendirme” konumuna indirgenmiştir. Eğitim sisteminin temel alışveriş alt sistemi olan okul yönetimlerinde oluşturulacak zafiyetin eğitim sistemine olan olumsuz etkisinin merkez teşkilatındaki veya diğer alt sistemlerdekilerle kıyaslanmayacak ölçüde fazla olacağı aşikardır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda 30/6/2004 tarihinde yapılan değişiklikle öğretmenlik mesleği adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve baş öğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılmışken, geçen süre zarfında bir kez yapılan uzman öğretmenlik sınavı uygulaması dışında herhangi bir faaliyette bulunulmamasına anlam verilememektedir. Oysa bu düzenlemenin uygulamaya sokulacağı öne sürülerek alanlarında yüksek lisans yapanların %25, doktora yapanların %40 oranında artırımlı ek ders almaları uygulamasına son verilmişti. Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde öğretmen ve yöneticilerin özlük haklarında gerileme sağlayan uygulamalarda Milli Eğitim Bakanlığının çok hızlı, özlük haklarını iyileştirici adımlarda da olabildiğince ağır davrandığı eğitim çalışanlarının gözlerinden kaçmamaktadır. Tüm bu çekincelerle birlikte 1739 sayılı Kanuna eklenen “Bu maddenin yayımı tarihinden önce, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarını mahkeme kararıyla elde edenlerin, mahkeme kararının aleyhlerine kesinleşmesi halinde bu kişilere unvanlarının iptal edildiği tarihten önce yapılan ödemeler geri alınmaz.” Şeklindeki geçici madde olumlu olarak değerlendirilmektedir. Fakat aynı süreçte haklarında mahkeme kararı olumlu gelip MEB tarafından  itiraz edilmeyen ya da itiraz edilmesi unutulan dosyalar var mıdır? Eğer bu durumda olan dosya var ise itiraz süresi de dolduğundan yasal süreç kapanmış durumdadır. Bu durum ise kariyer basamaklarında eşitliğe aykırı bir durum oluşturacak ve EYUDER bu eşitsizliğin giderilmesinde takipçi olacaktır.

Tasarıda sorunlu gözükmeyen madde ise özür grubu atamalarının yarıyıl ve yaz tatilleri yapılacak şeklinde düzeltilmesidir.

EYUDER olarak eğitimcilerin yaklaşık %70 ini temsil eden yetkili ve diğer üç büyük sendikanın kanun tasarısına karşı cılız ve çekingen tepkilerini de tartışmaya değer bulduğumuzu ve ilerleyen süreçte sendikaların etkililiğinin de eğitimciler tarafından değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Zira sunulan tasarıda ve yöneticiliğin henüz bir meslek olarak yasal zemine oturtulmamasında bahsi geçen etkililiğin rolünün büyük olduğu düşüncesindeyiz.

EYUDER olarak eğitim iş görenlerinin eşitlik ve genellik ilkelerine uyulması koşuluyla özlük haklarını ileriye götürecek her düzenlemeye olumlu bakıp desteklemek temel prensiplerimizdendir. MEB bu tasarıyı çıkarmakla Türk Eğitim Sistemine telafisi mümkün olmayan hasar verecektir. Eğitimcileri kutuplaştıracak ve çalışma barışını zedeleyen uygulamaya imza atacaktır.

EYUDER olarak Milli Eğitim Bakanlığından ve Bakanlar Kurulundan açık talebimiz ilgili tasarıdan yukarıda bahsi geçen maddelerden sorun olarak gördüklerimizin kesin çıkarılmasıdır. Eğitimcilerin özlük hakları ile kariyer basamaklarında kişisel ve mesleki gelişimine katkı sunacak her türlü çalışma ve düzenlemeye katkı ve destek vermeye hazır olduğumuzu bildiririz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
banner182
Son Güncelleme: 11.02.2014 10:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol