banner374
24 Kasım 2013 Pazar 14:54
CAN GÜVENLİĞİ SORUNU OLAN ÖĞRETMENİN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLANMAZ

 30 yılı aşkın süreden beri 24 Kasımlar eğitimin ve eğitimcinin sorunlarına çözüm üretmekten ziyade, sadece bu güne mahsus  öğretmenlerin kutsandığı adına göstermelik methiyelerin düzüldüğü ve  23 Nisan çocuğu muamelesine tabi tutulduğu bir  gün olmaktan öteye gidememiştir.

            Öğretmenlik özü itibariyle gerçekten kutsal bir meslektir. İnsanlık tarihinin en eski mesleğidir. Zira ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem Allahtan aldığı emir ve yasakları insanlara öğreten, iyiliklere ve güzelliklere ulaşmanın, kötülüklerden kaçınmanın yollarını gösteren bir öğretmen olduğu gibi ondan sonra gönderilen her peygamberde bir öğretmendir.
              "Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim."
             Son peygamber Hz. Muhammed (sav) in "Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim.","Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya onları seven ol, ya onları dinleyen ol beşincisi olma helak olursun". "Alimler  peygamberlerin varisleridir. "Dünyada iki çeşit insana gıpta edilir. Birisi Allah’ın kendisine mal verip de, o malı Allah yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse, diğeri ise kendisine ilim veripte o ilim ile amel etmesini ve onu başkasına öğretmesini nasip ettiği kimsedir.”[7] hadisleri Bedir savaşındaki müşrik esirlerin on Müslümana okuma-yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılma şartına bağlanması, Hz Ali (r.a) nın "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" sözleri, Yüce Allah'ımızın  :"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" “Allah içinizden iman edenlerle, ilme nail olanların derecelerini yükseltir.” “Sakın cahillerden olma” “Cahillerden yüz çevir” ayetleri öğretmenliğin kutsiyetini ifade eden en güzel örneklemelerdir.
              İyilikler ve kötülükler öğretmenlerin eseridir.
            Bilindiği gibi fert ve toplumların maddi ve manevi alanda ilerleme ve yükselmelerini sağlayan unsurların başında, okumuş ve eğitilmiş insan gücü gelmektedir. öğretmenlerimiz ise bu gücün baş aktörü ve geleceğimize yön veren manevi mimarlarımızdır. ülkemizde iyi ve kötü adına yapılan her şey onların eseridir. görevleri kutsal sorumlulukları büyüktür. geleceğimizin huzur ve refah içinde olması maddi ve manevi anlamda onlara vereceğimiz değerle  doğru orantılıdır.
               Öğretmeni itibarsızlaştırmak geleceğimizi yok  saymaktır.
            Öğretmen  bir öğretici olduğu kadar aynı zamanda öğrenicidir. Eğitimci olduğu kadar aynı zamanda bir yol göstericidir. Eğitim çocukların dünyaya gelmesiyle başlayıp ömür boyu devam eden bir süreçtir. çocuklarda bozulma ve sapma aldığı eğitim ve terbiye ile doğrudan ilgilidir. Çocuğun ilk eğitimi aldığı yer aile ocağı olsa da çocuğun şekillenmesinde kimlik ve kişilik kazanmasında en etkili unsur öğretmendir.Öğretmene sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır. Öğretmeni itibarsızlaştırmak geleceğimizi yok saymak kimliksiz kişiliksiz nesillerin yetişmesine sebep olmaktır. Çünkü itibarsız öğretmen itibarlı nesiller yetiştiremez.Şartlar ne olursa olsun hiçbir ekonomik kaygı onları yokluğa yoksulluğa, korumasızlığa ve itibarsızlığa  terk etmenin mazereti sayılamaz.
               Öğretmen kaybettiği itibarının ve can güvenliğinin peşine düşmüştür.
             Günümüzde öğretmenin eğitim-öğretim,özlük idari ve ekonomik sorunlarının kendileri tarafından bilinmesine rağmen bu sorunları bir tarafa bırakmış adeta kaybettiği itibarının ve can güvenliğinin peşine düşmüştür.  
            Peygamberlik mesleğini omuzlarında taşıyan, dün kendisine bir harf öğrettiği için köle olunacak kadar kıymeti bilinen, çocuklar okula teslim edilirken babalar tarafında "eti senin kemiği benim" denilerek güven duygusu ifade edilen öğretmen bu gün veliler tarafından yapılan hakaretler, öğrencileri tarafından darp ve yaramalar ile dövülür, sövülür ve aşağılanır hale getirilmiştir.  
            Devamsızlık yapan öğrencisini yok yazmasının ,dersine çalışmayan ve sorulan sorulara doğru cevap veremediği için düşük not  vermesinin,disiplinsizlik yapan öğrencilerini ikaz etmesinin bedelini  ne yazık ki canıyla ödeyebilmektedir.
              Öğretmene kalkan el onmaz.
            Daha bu öğretim yılı başından itibaren  Adana'da bir müdür yardımcısının öğrenciler tarafından yaralanması,Balıkesir'de öldürülmesi,Mardin'de,İstanbul'da Bitlis'te ve bir çok il ve ilçe de öğretmen ve yöneticilerin öğrenci velileri ve yakınları tarafından darp edilmesi bu olayların sürekli gazete sayfalarında tv ekranlarında tekrar,tekrar  yayınlanması işin vahametinin boyutunu gösterdiği kadar öğretmenin sahipsizliğini de ortaya koyan utanç verici bir belgedir. Eğer bir ülkede öğretmene el kalkabiliyor ise o ülkenin geleceği ile ilgili hayaller kurmak nafiledir. Çünkü öğretmene kalkan el onmaz.  
              Eğitimin sorunlarının çözümünde eğitimci saf dışı bırakılmıştır.
            Ülkenin geleceğini inşa etme sorumluluğunu omuzlarında taşıyan ve eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerin fedakârlıklarının görmezlikten gelinmesi, eğitimin kök sorunlarının çözümünde, müfredatın belirlenmesinde ve yenilenmesinde, kitapların seçiminde, okul fonlarının kullanılmasında, öğrencilerin sınıf tekrarı yapıp yapmayacağı konularında, devamsızlık ve disiplin kurallarının belirlenmesinde eğitimi, öğretimi ve yönetimi ilgilendiren daha pek çok konuda eğitimcilerin ve yöneticilerinin görüşlerine itibar edilmemesi ,eğitiminin sorunları ile eğitimcinin sorunlarının ayrı ayrı mütalaa edilerek eğitimi önemli gösterip eğitimcinin yok sayılması,eğitim sistemini sorun çözen eğitim sisteminden sorun üreten bir  eğitim sistemine dönüştürmenin faturası ne yazık ki öğretmene çıkarılmıştır.
              Öğretmenlik geliri düşük ve riskli meslekler arasındadır
            Yürüttükleri kutsal mesleğin maddi karşılığının ödenmemesinin yanında manevi karşılığı olan saygının bile kendilerinden  esirgenmesi,zaman zaman aşağılayıcı ifadelerin kullanılması,köklü, kalıcı ve milli kimliğimize uygun bir  eğitim sisteminin ortaya koyamayanların, sürekli sistem arayışı adı altında eğitimi yaz boz tahtasına çevirenlerin hesap vermesi gerekirken, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan ‘Alo 147’ hattıyla öğretmenlerin adeta şikâyete teşvik edilmesi, meydana gelen aksaklıklardan dolayı öğretmenin hedef tahtası olarak gösterilmesi toplum ve öğrencileri nazarında saygınlığının  giderek yok olması sonucunu doğurmuştur.
            Böylece Özendiğimiz ve içinde yer almak için büyük gayret gösterdiğimiz Batı ve OECD ülkelerinde öğretmenler kamuda en itibarlı ve geliri en yüksek meslek grupları arasına yer alırken  ülkemizde öğretmenler aldığı maaş bakımından OECD ortalamasının çok altında ifa edilişi sırasında yaşadığı can güvenliği tehlikesi açısından da riskli meslekler grubunda yer almıştır.
              Gerisi laf-ı güzaftır.
            Aslında başta öğretmenlik mesleğini üniversiteye geçişte tercih edecek öğretmen adaylarının seçiminde hem ihtiyaç hem de mesleğe yatkınlık açısından kriter konulmaması,eğitim uzmanlarının seçimi alımı ve yetiştirilmesinde meslek dışı tercihin ön plana alınması, 300 bin öğretmen adayı atanmayı beklerken 130 bin öğretmen ihtiyacının karşılanmaması,mahrumiyet bölgelerine atanan öğretmenlerin yerlerinde bir türlü tutulamaması bu bölgelerde  hala derslerin ücretli ve vekil öğretmenlerce doldurulmaya çalışılması eğitim öğretimin ivedilikle çözülme kavuşturulması gereken sorunlarıdır.
            Bunun dışında başta özür grubu atamalarının alan değişikliğine bağlanması sebebiyle  alan değiştirenlerin alan değişikliği iptal taleplerinin çözüme kavuşturulması,sözleşmeli olup 632 sayılı KHK ile kadroya geçen öğretmenlerin sözleşmeli olarak ilk göreve başladıkları tarih görev başlama tarihi olarak sayıldığı halde sözleşmeli öğretmen olarak atanıp daha sonra KPSS ile kadroya geçen öğretmenlerin sözleşmeli olarak görev yaptıkları sürenin görevden sayılmaması,28 şubat sürecinde görevden atılan öğretmenlerin yeniden göreve başlatılması sağlandığı halde o günün şartlarında hiç göreve başlatılmayan öğretmenlerin feryatlarına kulak tıkanması kurucu müdürler ile daha önceden yıllarca müdürlük yapmış herhangi bir sebebe binaen kendi isteği ile görevden ayrılmış olanların isteğe bağlı atanma haklarının ellerinden alınması,yıllardan beri ek ders ücretlerinin artışı ve adil dağılımı konusunda bir düzenleme yapılmaması, ilk ve orta okullara düzenli ödenek gönderilmemesi ve buna paralel olarak gönüllü bağışların yasaklanması sebebiyle okulların başta ısınma olmak üzere sıkıntıların giderilmemesi, derslik ihtiyacının hat safhada olması sebebiyle çok yerde ikili eğitimden tekli eğitime geçilememesi, ülkemizin kaderine hükmeden bilim, fikir ve siyaset adamlarının, yetiştirilmesinde en büyük pay sahibi olan emekli öğretmenlerin adeta sefalete mahkum edilmesi gibi eğitimi,eğitimciyi ve yönetimi ilgilendiren devasa sorunların olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir.
            Şüphesiz sadece İlk ve orta öğretimde 17 Milyon öğrencisi 800 ini aşkın öğretmen ve idarecisi  1 milyonu aşkın çalışanı olan bir ülkede eğitim öğretim ve yönetimle ilgili sorunların oluşması kaçınılmazdır. Ancak sorunlar biriktirmek için değil, çözülmek için vardır. Eğer bir ülkede eğitim emekçilerinin güvenliği ve itibari söz konusu ise  diğer sorunları tartışmak laf-ı güzaftır.


MUSTAFA KIR

EĞİTİMBİRSEN ANKARA ŞUBE BAŞKANI
banner182
Son Güncelleme: 24.11.2013 14:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
80 yılı artığı.. 3 yıl önce

evrenin hediyesi öğretmenler gününü kabul etmiyorum..