banner374
09 Ocak 2013 Çarşamba 13:59
Devlet Memuru Artık Hükümetin Memuru Mu Olacak?
 Bugün 9 Ocak 2013. Haber sitelerine bakıyorum da bizleri doğrudan ilgilendirmeyen o kadar çok haber var ki; insanın kim olduğunu unutması çok doğal.

 

Oysa hükümet belki de bizi yaşamsal önemde ilgilendiren çok önemli bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Artık 657 sayılı devlet memurları kanunun baştan sona değişmesi ve bir sabah resmi gazetede yayınlanması an meselesi... Bu yasayla öncelikle memur tanımı yeniden yapılacak. Hükümetin genel söylemlerine bakılacak olursa, bundan böyle devlet kapısında iş bulmanın sıcacık güvencesi de tarihteki yerini alacak; ve tatlı bir anı olmaktan öteye geçemeyecek.

 

Yapılan her düzenleme öyle bir ambalajlanarak sunuluyor ki; çoğu zaman hak vermemek elde değil.

 

Eşit işe eşit ücret sloganı kulaklarımızda hala çınlamıyor mu? İşini hakkıyla yapmayan bir devlet memurundan hangimiz çekmedi bu ülkede? Üretmeyen bir çalışanınız olsa siz ona para ödemeye devam eder misiniz? Daha sıkı çalıştığınızda daha çok kazanmayı ve bir kenarda keyif süren meslektaşınızdan daha yüksek ücret almayı adil bulmaz mısınız?

 

Dürüst olmak gerekirse bu sorulara herkesin vereceği yanıt açıkça ortadadır. Bu nedenle böyle bir düzenlemeyi savunmamak hangi akılla tarif edilir? Hele karşısında olursanız duyacağınız ilk tepki şu olmaz mı?

 

“Demek senin yaran var ki bundan gocunuyorsun.”

 

Maalesef bu sığ tepkiler öyle sıradan insanlar tarafından da dile getirilmez. Koca koca adamlar oturdukları makama bakmadan sallayıp dururlar pişkin sırıtışlarının arkasına gizlenerek. Hal böyle olunca hakları elinden alınanlar da şekerini kaptırmış çocuk gibi öylece kalakalır. Çünkü yıllarca örgütlenmek tukaka ilan edilmiştir. Hakkını aramak için birlik olmak illegalite ile ilişkilendirilmiştir. Yalnız başına kalmalı ki vatandaş hakkını arayacak gücü bulamasın. Hele sendikalara ne demeli. Onlar da sistemin oyuncağı değil mi? İşlerini çok iyi yaparlar. İnsanlar buralara üye olur önce…  Onlar da arada bir takvim ve ajanda dağıtarak bir parmak sahte bal çalarlar ağızlara. Yönetim kurulları üyelerinin aidatları ile özel araçlara binerek, yabancı devlet adamlarının sahip olmadığı gösterişle, hükümet temsilcileriyle kahvaltılı toplantılarda buluşurlar; gülüşüp eğlenirler; yiyip içtikten sonra mangalda kül bırakmayan demeçler verirler. 

 

Elbette adamda mangal gibi yürek olmayınca ancak mangalın külünü savurmak kalır elde.

 

Ee şimdi bu sendikal yapılanmanın mali yükünü çeken emekçiler toptan suçsuz ve kandırılmış mı? Sanırım suçun en büyüğü de biz emekçilerde… Yıllarca hak aramaktan korktuğumuz için. Göz göre göre, bizi savunmayan, hakkımızı gereği gibi koruyamayan yapıların mali yükünü çekip, görevimizi yaptığımızı sandığımız için. Tam da saydığım nedenlerin farkında olup hiçbir sendikaya inanmadığımız; ama doğru bir yapı oluşturmak yerine “hiçbirine üye olmam” kolaycılığını seçtiğimiz için.

 

Bu yozlaşmış sistemin içinde adı konmamış bir kölelik düzenine hapsolmaktan ne kurtarabilir bizleri? Çok meşhur bir “kısa vade” lafı vardır ya! Vallahi işte orada pek umutlu değilim. Ama bildiğim bir şey var ki; her şey vadeye bağlanmış azar azar ödüyoruz…

 

Şimdi memurlar ne yapmalı? İki yol var önlerinde:

 

Ya “büyüklerimizin bir bildiği vardır elbet” deyip güdülmeye boyun eğecek ve her hükümet değiştiğinde acaba performansımı yeterli bulacaklar mı endişesiyle ölüp ölüp dirileceğiz.

 

Ya da her hükümet değiştiğinde biz de metamorfoza uğramış bir tırtıl gibi yeni hükümetin renklerine bürünmüş bir kelebek olacağız.

 

Ama unutmamalı ki omurgasız bir canlı olan kelebeklerin ömrü bir gündür.

 

Üçüncü yol mu? Ona kokuşmuş sendikalar değil omurgalı memurlar karar verecek.

Serkan AVCI

Anadolu Eğitim Sendikası Genel sekreteri

 

banner182
Son Güncelleme: 09.01.2013 13:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol