banner374
12 Haziran 2012 Salı 10:30
Dinçer: Kaç gün başım önde gezdim...
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlere, "Hamaset yapmamı istiyorlar. Asla size gerçekleşmeyecek bir vaatte, siyasi söylemde (velev ki o hoşunuza gidecek bile olsa) yapmak istemiyorum ve yapmayacağım. Varın bana alkış yapmayın." diye seslendi.


Her öğretmenin atandığı yerde görev yapacağını vurgulayan Bakan Dinçer, üniversite giriş sınavında 50 bin öğrencinin sıfır aldığı dönemde hissettiklerini şu ifadelerle anlattı: "Haberler çıktığında ben utandım. Kaç gün başım önde gezdim. Kimseye demeç vermedim. 50 bin kişiden birisi olan sıfır çeken öğrencilerden Şırnaklı çocuk, ‘Niçin sıfır çektin?” sorusuna diyordu ki (beş yılda 7 öğretmen değiştirdim. Daha ne olabilirdi ki benden?)"


Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, okul öncesi ve sınıf öğretmenlerine yönelik dün gerçekleştirilen tele konferansta eğitim kalite çerçevesi çalışması yürüttüklerini söyledi. Bunun tüm okullarda uygulamaya konacağını dile getiren Dinçer, "Bunu yaparken AB yeterlilik çerçevesi ile uyumlu olarak da tanzim edeceğiz. Böylece yine AB’de de çocuklarımızın sahip olduğu bilgi ve yetenekler ve yine sahip olduğu belge ve diplomalar geçerli hale gelecek." dedi.


Türkiye’de en saygın meslek olarak öğretmenlik mesleğinin bilindiğini söyleyen Dinçer, "Öğretmenlik bu şekilde tanımlanmayı hak eden bir meslektir. Ama onun saygınlık ve onurunu korumak yine öğretmenlere düşen bir uygulamadır. Öğretmen olarak toplum içinde bunu koruyacak bir saygınlık içinde olmazsak, çocuklarımıza sevgi ve şefkatle muamele etmezsek, çocuklarımız kadar anne ve babalarını da yetiştirecek bir tavır içinde olmazsak, herkese örnek olacak bir yapı ve sabır içinde bulunmazsak o zaman öğretmenlik mesleğinin saygınlığını korumuş olamayız. Ben sizlerin her birinizin bu saygınlığı koruyacağını, koruduğunu hem de bundan sonraki değişimlerde başarılı olacak her türlü tedbiri alacağınızı ve fedakarlığı yapacağınızı biliyor ve inanıyorum." diye konuştu.


"ÖĞRETMENLERİN GÖNLÜNÜ ALACAK LAFLAR ETMEM GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYORLAR"


Telekonferanstan önce karşılaştığı kişilerin kendisine ‘öğretmenlerin gönlünü alacak laflar etmesi’ gerektiğini söylediğini söyleyen Dinçer, şöyle devam etti: "Her dediklerinde hepsine tek tek şunu soruyorum. ‘Ben ne söylersem öğretmenlerimizin gönlünü almış olurum?’ Her birinizin gönlünü kazanmak benim için büyük bir şeref olurdu… Ama öğretmenin gönlünü kazanmam için ne yapmam lazım diye sorduğumda ciddi bir bakış açısı farklılığımız var. Sendikalarla benim ciddi bir bakış açısı farklılığı söz konusu… Hep şunu hissediyorum: hamaset yapmamı istiyorlar. Şunu söylememi bekliyorlar, ‘Arkadaşlar hiç merak etmeyin, sizlerin maaşlarınızın artması için bütün gücümle çalışacağım. Konuştum, maaşlarınıza bu kadar zam geliyor… Dışarıda bekleyen 300 bin öğretmeni alıp kadromuza dahil edeceğiz.’ Hayatta hiç hamaset yapmadım, beceremem de… Asla size gerçekleşmeyecek bir vaatte, siyasi söylemde (velev ki o hoşunuza gidecek bile olsa) yapmak istemiyorum ve yapmayacağım. Ama öğretmenlik mesleği ise söz konusu olan, öğretmenlerimizin yaptığı işte mutlu olması ise, işini severek yapmasını sağlamak ise bunun için de elimden ne geliyorsa yapacağım. Bugüne kadar hamaset yapanlar öğretmene ve öğretmenlik mesleğine ne kazandırdılar? Sadece size değil, bana bu tavsiyeyi yapan tüm insanlara da soruyorum. Belki bu zamana kadar pek çoğu geldi hamaset ile gönlünüzü alacak laflar etti, duygunuzu kabarttı, onlara büyük alkışlar yaptınız. Varın bana alkış yapmayın."


"BU AİLENİN FERDİ OLMAYI HAK ETMEMİŞ DEMEKTİR ONLAR"


Üniversite sınavlarında sıfır çeken öğrenciler ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Dinçer, "50 bin kişi sıfır aldı diye haberler çıktığında ben utandım. Kaç gün başım önde gezdim. Kimseye demeç vermedim. 50 bin kişiden birisi olan sıfır çeken öğrencilerden bir Şırnaklı çocuk, ‘Niçin sıfır çektin?” sorusuna diyordu ki; ‘Beş yılda 7 öğretmen değiştirdim. Daha ne olabilirdi ki benden.’ Bu bütün öğretmenlerin yüreğini yakmadıysa, sendikacıların yüreğini yakmadıysa, Milli Eğitim Bakanı’nın yüreğini yakmadıysa ben söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum. Bu ailenin ferdi olmayı hak etmemiş demektir onlar." dedi. Öğretmenlerden kurallara uymasını isteyen Dinçer, "Kim nereye atandıysa orada öğretmenlik yapacak. Herkes ancak kurallarına uygun olarak nakledilecek. Herkes ancak öğretmenlik mesleğinin onurunu yükseltecek şekilde öğretmenlik yapmaya devam edebilecek. Aksi davrananlardan hesabını soracağım." ifadelerini kullandı.


"NİYETİM GÖNÜL KIRMAK DEĞİL, SORUNU GÖRMEKTİR"


Öğretmenlerin tatil süresinde hizmet içi eğitim ile ilgili sözleri üzerine eleştirildiğini hatırlatan Dinçer, "Bugün eğitim yapıyoruz. Sizin haklarınızdan bir şey çalmadan yapmaya özen gösterdim. Eğitim yapıyorum, sözümü tuttum. Yıl boyunca bütün sendikalar, bütün illerde bu sözümü istismar ederek, ‘öğretmenlerin yaz tatili hakkında bile bilgi sahibi değil’, dediler. Bunun üzerinden öğretmenin gönlünün kırıldığını söylediler. Ben o zaman bir başka gerçeği de size tekrar söylemek istiyorum. Bu gönül kıracaksa, niyetim gönül kırmak değil. Niyetim sorunu görmektir ve söyleyeceğim. Dünya Bankası’ndaki rapor şunu söylüyordu: ‘OECD ülkeleri içerisinde işe devamsızlık oranı itibariyle öğretmenlerin en yüksek orana sahip olduğu ülke Türkiye, diyordu. Bunu kamuoyu ile paylaştım. Bunun da öğretmenlerin gönlünü kırdığını söylediler… Aslında öğretmenlerimiz içerisinde bu tip insanların sayısı belki yüzde 1’in altında. Yüzde 1’in altındaki bu insanlar için tüm camiayı karalamaya kimin hakkı var? Evet böyle yapanı varsa, bunun var olduğunu göreceğim ve hesabını soracağım… Birileri görevini iyi yapmıyorsa, okul müdürü ne iş yapıyor orada. İl Milli Eğitim Müdürü’nün, İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün görevi nedir? Sizler niçin böyle bir haksızlığa göz yumuyorsunuz? Ben sorunu görmek adına bunu kamuoyu ile paylaştım. Bugünde sizinle paylaşıyorum." şeklinde konuştu.


"HAMASET YAPMAMI MI, SORUNLARINIZLA İLGİLENMEMİ Mİ BEKLERSİNİZ?"


Okulda şiddet konusunda da değerlendirmelerde bulunan Dinçer, "Öğretmenlerimiz saldırıya uğradığında, bizim öğretmenlerle ilgili durumun ne olduğunu anlamadan, sorunu çözmeye yönelik zamanımızı kullanmaya çalışırken, sendika başkanlarının çıkıp (öğretmene sahip çıkılmıyor) diye bağırmalarını anlamakta zorlanıyorum. O esnada önce yangını söndürmek, şiddete maruz kalmış veya kazaya uğramış öğretmenimizin sorunu ile ilgilenmek benim için medyayı çağırıp hamasi şekilde demeç vermeye çalışmaktan daha anlamlı. Yakınımdaki hiçbir arkadaşım böyle durumlarda boş durmuyor, alınacak tedbirler için çaba sarf ediyoruz. Tercih sizin. Benim hamaset yapmamı mı yoksa sorunlarınızla doğrudan ilgilenmemi mi beklersiniz?" diye sordu.
 

banner182
Son Güncelleme: 12.06.2012 10:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol