banner374
18 Ekim 2012 Perşembe 13:09
EĞER ÖĞRETMENLİKSE, DEĞER...
Öğretmen olmayı istemek, bazen bir olay ya da durumun bizi etkilemesi, bazen anne
ve babamızın istekleri, bazen öğretmenlerimizin bize olan yaklaşımı (benim ilkokul 3. Sınıfta
öğretmenimizin bizleri geziye götürmesi ve bizlerle çok ilgilenmesi sonucu hep öğretmen olmak
istemem gibi), bazen istemeyerek de olsa hemen iş sahibi olayım gibi birtakım sebeplerle bu mesleğe
adım attığımız, üniversite hayatıyla başlar. Üniversitede aldığımız teorik eğitimin yanında staj
eğitimi ile artık bu mesleğe olan sevgimiz ve ilgimiz perçinleşir. Staj döneminde ilk defa derse girip
öğrencilerin bizlerden bir şeyler öğrenmek için “öğretmenim” sesiyle irkilir ve bu sesin bizde bıraktığı
etki yaşanmaya değer. O vakit anlarız öğretmeyi, öğrenciyi ve öğretmenliği.
Üniversite biter bitmez bir atama heyecanı sarar bizleri “cennet vatanımın her yerinde görev
yapabilirim” der ve tercihimizi yaparız. Atandığımızda sevincimizi bazen göz yaşlarıyla çevremize
gösteririz . Anadolunun her bir köşesine valizimizi elimize alır gideriz. O da ne? Daha önce
görmediğimiz, yaşamadığımız bazen de hayal dahi edemediğimiz bir takım olaylar bizi karşılayabilir.
Ama bunlar öğretmen için engel değildir. Öğretmen için öğrenciler, o kardelenler yok mu? Onlar
her şeyi unutturur size. Gittiğiniz yer hele bir de kasaba veya köy ise; sizin köye geldiğinizi anne ve
babalarına müjdelemek için koşan çocukları, duvar diplerinden size utangaç bakışlar altında bakan
öğrencilerinizi görürsünüz.
Sınıfa girdiğinizde artık bütün olumsuzluklar, sizin kapınızın dışında kalmıştır. Nasıl kalmaz
ki; “öğretmenim bana öğret, beni yetiştir” bakışları ile size bakan öğrencileriniz karşısında… Öğrencisi
hasta olsa, sıkıntısı olsa öğretmen adeta bunlarla dertlenir, çözmek için uğraşır, bu durum devamlı
onunla beraberdir. Öğrencisinin mutluluğu, kendisinin mutluluğudur. Öğrencilerini yetiştirip onların
başarılarını gördüğünde “bunlar benim öğrencimdi” sözleriyle haklı olarak gururlanır. Hele bir de
daha önce öğrencisi iken, şimdi suça karışmış birini gördüğünde, başını öne eğer ve nerede hata
yaptığını sorgular. Kendi kendine hayıflanır keşke o öğrencime şöyle söyleseydim, keşke ailesi ile bir
daha görüşseydim gibi keşkelerin ardı arkası kesilmez.
Yaşlandığınızda veya emekli olduğunuzda genç insanların size gelip; “öğretmenim ben
sizin öğrencinizdim, şimdi şu mesleği yapıyorum, sizin bizde emeğiniz çok” sözleri sizin aslında hiç
yaşlanmadığınızı, yetiştirdiğiniz nesillerle devamlı genç kaldığınızı anlarsınız.
Öğretmenlik; dünyada eşi olmayan hammadesi insan olan, insan yetiştiren tek meslektir.
Öğretmen mumdur kendisi tükenirken etrafını aydınlatan; öğretmen güneştir geleceğe ışık tutan …
Öğrenci öğretmeninden öğrenir; sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, doğruluğu… kısaca bütün değerleri.
Bunlar yormaz öğretmeni, yoramaz. Onun temel inancı “ Eğer öğretmenlikse değer”.
Yarınlarımızın mimarı, bu onurlu mesleği icra eden kıymetli eli öpülesi öğretmenlerimiz, iyi ki varsınız.



İbrahim KILIÇ
Etik Derneği Başkanı 
banner182
Son Güncelleme: 18.10.2012 13:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol