banner374
29 Nisan 2013 Pazartesi 07:13
Eğitimciler Beni Hayırla Yadedecekler!
 Hüseyin Çelik,  Yalova   Milli   Eğitim   Müdürlüğü tarafından  düzenlenen   Yalova 'nın  Eğitimde Dünü Bugünü  ve   Geleceği "  adlı   çalıştayın kapanışkonuşmasını yaptı.

Çelik,  Yalova  merkeze  bağlı   Kadıköy  beldesinde bulunan  bir   otelin konferans   salonunda   gerçekleşenetkinlikteMilli   Eğitim   Bakanlığı  yaptığı  dönemde   yaşadığı  sıkıntıları dile getirdi.

Eğitim  için yapılacak daha çok   olduğunu kaydeden Çelik, şöyle devam etti: "Ben fırtınalı bir zamanda, okyanus dalgalarının gemiler batırdığı bir dönemde  Milli  Eğitim Bakanı oldum. Sayın Ahmet Necdet Sezer, bir muhalefet partisinin genel başkanı gibi bize muamele ederdi. Kararname  gönderirdik , 5 ay orada beklerdi, sonra geri  gönderirdi . Hiçbir açıklama yapmadan. Efendim, Anayasa Mahkemesi, akla ziyan icraatlara imza atıyordu. Kanun çıkarırdık, Sayın Sezer bize iade ederdi, bir daha çıkarırdık, Anayasa Mahkemesi'ne  gönderirdi  orada iptal edilirdi. Danıştay bizi çalıştırmamaya ahdetmişti. Yargıtay, benim bürokratları içeri atmak için akla, hayale gelmez entrikalar peşindeydi. Benim o dönemki müsteşarım Sayın Necat Birinci'nin peşinden devam eden 10'larca dava var. Sivil ve askeri bürokrasiden oluşan bir vesayet sistemi vardı. YÖK başka bir âlemdi, Üniversitelerarası Kurul başka bir âlemdi. Burada öğretim görevlisi hocalarımız var onun ne olduğunu bilirler. Sendikalar bir taraftan, Meclis  içi muhalefet bir taraftan. Medyada 3 günün 2'sinde benim aleyhime bir manşet yoksa ‘hiçbir şey yoktur' derdik biz. ‘Güllük gülistanlık' derdik biz. Böyle bir dönemde biz bu işleri yaptık arkadaşlar."

Konuşmasına bir fıkra anlatarak devam eden Çelik, "Temel hacca gitmiş. Dönüşte ‘Temel ne yaptın?' demişler. ‘Büyük şeytanı taşladım, sonra ortanca, sonra da küçük şeytanı taşladım' demiş. ‘Başka bir şey yapmadın mı?' diye sormuşlar. ‘Şeytan taşlamaktan ibadete vakit kalmadı ki' demiş. Eğitim tarihini yazanlar bir elimizle şeytan taşlayıp bir elimizle ibadet ettiğimiz halde, bizim yaptıklarımızı herhalde hayırla yâd edeceklerdir. Bu herkes biliyor." dedi.

Türkiye'de uzun yıllar yaşanılan tüm başarısızlıklarda nüfusun suçlandığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz canımız sıkıldıkça hep suçu nüfusumuzda bulmuşuz. ‘canım bizim nüfusumuz çok büyük, galiba çok doğuruyorlar' falan filan dediler. Geç bunları kardeşim. Esas bizim derdimiz bu değil. Türkiye'de yönetenlerin zaafı, yönetenlerin beceriksizliği hep bizim nüfusumuza fatura edilmiş. Bizim topraklarımız 200 milyon nüfusu çok rahatlıkla besler. Şuna katılıyorum: Eğer nüfus sağlıksız, eğitimsiz, idealizmden mahrum olursa, karnı tok, sırtı pek olmazsa, o nüfus başınıza bela olur. Nüfus her zaman nüfuz değildir arkadaşlar. Nüfusunuz eğitimli olursa bu sizin için aynı zamanda nüfuz haline gelir. Sayın Başbakan bütün nikâhlarda ‘asgari 3 çocuk' diyor. Birileri kendi aklınca ti'ye alıyor. ‘Efendim kim bakacak buna' diyorlar. Arkadaşlar fakirin çocuk problemi var mı? Fakirin zaten bir düzine var. Esas çocuğu olmayan zenginlerdir, hali vakti yerinde olanlardır, koca koca holding sahipleridir, valilerdir, büyükelçilerdir, profesörlerdir. Öyle değil mi? köylü vatandaşa ‘sen çocuk yapma' desen de yapacak. Çünkü kuzuya, ineğe, çarşıya, pazara lazım. Mesele bu. Onun için mevcut olan genç ve dinamik nüfusumuzun çok çok iyi ve kaliteli bir nüfus olarak eğitmemiz gerekiyor."

Üniversite sınavlarında alınan sonuçları da değerlendiren Çelik, "Bizim medyamıza şenlik lazım. Efendim sıfırcılar şöyle, şu kadar sıfır alan oldu. Aynı sınavı Amerika'da yapın sıfır alanlar Türkiye'nin 10 katı çıkar. Eğitimi bilen arkadaşlar bilirler. Amerika'da liseyi bitiren, okuma yazması olmayan yığınla çocuk var." ifadesini kullandı.

Çelik, ardından çalıştaya katılanlarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

banner182
Son Güncelleme: 29.04.2013 07:13
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol