banner374
01 Haziran 2012 Cuma 10:04
Eğitimde Sorgulanmayan Sorunlar
Tüm sorunların çözümünün yolu, bu sorunları çözecek insan gücünü yetiştirecek, bilimsel bir eğitim sistemi kurmaktan geçer. Çağın sorunlarını algılayan, bunlara çözüm üretme becerisi kazanan insanlar yetiştirmeden yaşanılan çağa uyum sağlanamayacağı açıktır. Bu, bireyler için olduğu kadar toplumlar için de geçerli bir gerçeklik. Yıllarca eğitim sistemimizin içeriği değil, biçimsel yönleri değiştirildi. Ürün geliştirme yerine vitrin değişimi yapıldı. Bu biçimsel oyalamalar, yenilik diye yutturuldu. 
Eğitim sistemimizde köklü değişiklik getirdiği savıyla yapılan yasal değişiklikler, kamuoyunda yeterince tartışılamadı. Tartışılması gerektiği biçimde hiç tartışılamadı. Tartışmalar, ideolojik kalıpları, önyargıları aşarak, eğitim sisteminde yapılması gereken değişimin bilimsel boyutlarıyla tartışılabildiği bir düzleme taşınamadı. 

Eğitim kurumlarımızın fiziksel yapı olarak bu değişime yeterli olup olmadığını tartışamadık.


Sorgulanmayan sorunlar 
‘İmam hatip ortaokullarını, liselerini açacaktın-açamayacaktın’ tartışmaları içinde boğulan bir kısır tartışma süreci yaşandı. Bu tartışmaların bulanıklığı içinde, erken yaşta evlenmeler, çocuk gelinler, sokak çocukları, çocuk işçiliği alanlarında neler yaşanacağını sorgulayamadık. 

Bunların tümünden daha önemli olan, ilköğretim sürecinde çocuklara neler okutulacağı, okutulacak konuların çağın gerçekleriyle ne denli uyumlu konular olacağı, verilecek bilgilerin ne işlerine yarayacağını yeterince gündeme taşıyamadık. 


5 yaşında ilköğretime alacağımız çocukların, eğitim sisteminin bugüne dek uyguladığı felsefeyi bir yana bırakmaması halinde, yarar değil zarar getireceğini sorgulayamadık. Yeni yasayla ilköğretime alınacak çocuklar, okulöncesi eğitim sürecini yaşayamayacaktır. Kırsal alandaki ilköğretim okullarında, okulöncesi eğitim düzeyinde eğitim verecek öğretmen bulmak güç olacaktır. Kamuoyu, bu gerçekleri tartışmaktan yoksun bırakıldı.



Okulöncesi eğitimin önemi 
Okulöncesi eğitimle ilköğretim çok ayrı şeyler. İkisinin ortamları, kullandığı araçlar farklı. Amaçları, felsefesi, uygulamaları farklı olmak zorunda. 60 aylık çocuk, ilköğretim okuluna değil, anaokuluna gitmeli. Taşımalı eğitim yapılan yörelerde, 60 aylık bebeler, 14 yaşındaki gençlerin taşındığı şartlarla eğitim kurumlarına taşınırsa nelerle karşılaşılacağı tartışma konularımız arasına giremedi. 60 aylık bir çocuğun, oyun çağını yaşamasına izin vermeden, kışla mantığına dayalı bir eğitim sistemi içine sokulması, yaşamları boyunca silemeyecekleri olumsuzluklarla karşı karşıya gelmelerini gündeme getirecektir. Bunların hiçbiri tartışılamadı. 

Eğitimin içeriğini değiştirmeden süresini değiştirmek, köklü bir çözüm getirmeyecektir. Eğitimin süresini, 4+4+4 =12 yıl yerine, 8+8+8=24 yıl yapmak, eğitim giderlerini arttırmanın, gençlerin zamanlarını daha çok harcamanın ötesinde bir yarar sağlamaz. Eğitim süreci boyunca, öğrencilere öğretecekleriniz önemlidir. Verilecek eğitimin içeriği, felsefesi önemlidir. 4, 8 ya da 12 yılda, bilimsel gerçekler yerine, ideolojilerle donanan bir gençlik yetiştirmek, çocukları hiç okula getirmemekten daha kötü sonuçlar doğurur. 


Eğitim-öğretim süreci, geleceğin insanlarını bilindik, istenen kalıplar içine sokma uğraşından kurtarılıp önlerine çıkan engelleri aşma becerisi kazanma sürecine dönüştürülmek zorundadır. 


Çocuklarımızı, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi 8 yerine 12 yıl ilköğretim kurumları altında tutmamız değil, onların 12 yılda kazandırdıkları bilgi ve beceri düzeyine getirmemiz önemlidir. 15 yaşında bulunan bir gencimizin, gelişmiş ülkelerde 15 yaşında olan bir yaştaşının çok gerilerinde bilgi, beceri düzeyinde olması devam ettiği sürece, eğitim sistemimizi olması gereken düzeye getirmemiz olanaksızdır.



Gençliği ileriye taşımak 
İnsan kaynaklarının niteliğini arttırmak, günümüzde, tarih boyunca olduğundan daha önemli bir konu olmuştur. Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla yaşama egemen olduğu bir çağda, deneye, gözleme dayanan, insan düşüncesinin yakaladığı gerçekleri yaşamın yol göstericisi olarak uyarlamaya çalışan insanlar yetiştirmek zorundayız. 

Türk eğitim sisteminin en önemli sorunu olan öğretmen yetiştirme sorununun yakası bile açılamadı. Eğitim sisteminde değişiklik yapmak için bu değişikliği gerçekleştirecek kişilerin yetiştirilmesi kaçınılmazdır. Eğitim sistemimiz bu yönüyle büyük bir tıkanıklığın içindedir. Bu tıkanıklığın nasıl aşılacağıyla ilgili düşünce üretme süreci yaşanamadı. 


Eğitim sistemi, gençliği, ülkeyi geriye değil ileriye, geçmişe değil geleceğe taşıyan bir öğrenme süreci olmalıdır. Bunu sağlayamayan bir değişikliğin hiçbir önemi yoktur. 


Fark yaratacak, düşünce üretecek insanlar yetiştirmeyen bir eğitim sistemi, gençlerin zamanlarını çalmaktan, onları evrensel yaşam süreçlerinin dışına taşımaktan ötede bir işe yaramaz. 


Bir ülkenin geleceği olan gençleri, dinsel, düşünsel (ideolojik) kalıpların içine sıkıştırarak onları insanlığın ulaştığı birikimlerden koparmak, bunları göremeyecek durumda körleştirmek, yalnız bu gençlere değil, insanlığın geleceğine yapılabilecek en büyük kötülüktür. 


Devlete hizmet edecek insan yetiştirme çabasını bırakıp geleceğin özgür bireyini yetiştirme çabasına girmeden eğitim alanında hiçbir sorun çözülemez.



Radikal/Faik Akçay


banner182
Son Güncelleme: 01.06.2012 10:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol