banner374
09 Haziran 2012 Cumartesi 15:36
ERG'nin 4+4+4 Raporunda Vahim Tablo
Okulöncesi görmeden haydi okula


Okula başlama yaşı düşerken okulöncesi eğitimde de gerileme var. İstanbul'da 3-6 yaş her 100 çocuktan sadece 20'si eğitim alıyor.


Eğitim Reformu Girişimi ERG, 2011 yılının Eğitim İzleme Raporu’nu tamamlarken 2011-2012 eğitim-öğretim yılına ilişkin çarpıcı tespitler yapıldı. 5 yaşta okulöncesi eğitimin 71 ilde zorunlu olmasına karşın okullaşma oranında düşüş var, Engellli çocukların akranlarıyla aynı sınıfta eğitim almasını sağlayan kaynaştırma eğitimi ilköğretimde önceki yıla oranla yüzde 63 arttı, ancak ortaöğretimde oran çok düşük...


ERG’nin bu yıl beşincisini hazırladığı rapor, dün açıklandı. Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezi’ndeki toplantıda konuşan ERG Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, 4+4+4 ile ilgili atılan adımların hem olumlu hem riskli yanları olduğunu belirterek “Eğitimin içeriğiyle ilgili olumlu gelişmeler, özellikle din ve eğitim ekseninde getirilen yeni düzenlemelerden etkilenmemeli ve öğrencilerin eleştirel düşünen, temel yetkinliklere sahip ve haklarını savunabilen bireyler olarak yetişmesi başlıca önceliklerden olmalı” dedi. ERG Koordinatörü Batuhan Aydagül ise ilk ve ortaöğretime erişimi değerlendirirken okullaşma oranı kadar devamsızlık, sınıf tekrarı ve okuldan diplomasız ayrılma oranlarını da incelemek gerektiğini ancak bu yıl MEB’in bu bilgileri paylaşmadığını belirtti. Rapordan çarpıcı tespitler:


* Bu eğitim yılında, okulöncesi eğitimde okullaşma oranı 36-72 ay yaş grubunda yüzde 1.02 puanlık bir artışla yüzde 30.9’a, 48-72 ay yaş grubundaysa yüzde 0.94 puanlık bir artışla yüzde 44’e yükseldi.


* 60-72 ay yaş grubunda ise net okullaşma oranı yüzde 1.21 puanlık düşüşle yüzde 65.69’a geriledi.


* Okulöncesi eğitime katılımda iller arası eşitsizlikler sürmekte. 60-72 ay için net okullaşma oranının en yüksek olduğu Mersin , Kütahya ve Hatay’da bu oran yüzde 97’lere çıkarken, Şırnak, Ağrı ve Hakkari’de yüzde 30’lara kadar geriliyor.


* Okulöncesi eğitimdeki gerilemenin nedeni olarak okulların fiziksel yetersizliği ve anasınıflarının ücretli olması gösteriliyor.


* 36-72 ay yaş grubu çocuk nüfusuna bakıldığında en fazla çocuk sayısına sahip olan kent İstanbul . İstanbul ’da 36-72 ay yaş grubundaki her 100 çocuktan sadece 20’si okullu.


* 2010-2011 eğitim yılında pilot uygulama kapsamında olan 57 ilden sadece beşinde 60-72 ay yaş grubu okullaşma oranları ilerledi.
* İlköğretimde net okullulaşma oranı 2010-2011’de yüzde 98.41 iken, bu dönem yüzde 98.67’ye çıktı.


* Ortaöğretimde net okullulaşma oranı 2010-2011’de yüzde 66.07 iken, 2011-2012’de yüzde 67.37’ye yükseldi. Kız çocuklar için net okullulaşma oranı 2010-2011’de yüzde 63.86 iken, yüzde 66.14’e yükseldi.


* Genel liselere devam eden öğrencilerin örgün ortaöğretimdeki öğrencilere oranı yüzde 29’dan yüzde 25’e geriledi. İmam-hatip liselerine devam eden öğrencilerin oranıysa artışını sürdürüyor: Yüzde 5.9’dan yüzde 7’ye ulaştı.


* Mesleki ve teknik eğitimin örgün ortaöğretimdeki ağırlığı yüzde 46.8’den yüzde 48’e çıktı.


* Toplam 238 bin 917 öğrenci özel eğitim hizmetlerinden yararlandı. Bu öğrencilerin yüzde 29’u örgün ve yaygın özel eğitim kurumlarında, yüzde 9’u özel eğitim sınıflarında eğitim görürken, yüzde 62’si kaynaştırma eğitiminden faydalanıyor.


* 2010-2011’de ilköğretimde kaynaştırma eğitiminden yararlanan öğrenci sayısı 84 bin 637 iken, 2011-2012’de bu sayı 137 bin 893’e yükseldi. Ortaöğretim kademesinde ise yalnızca 10 bin 860 öğrenci kaynaştırma eğitiminden faydalanabildi.


* 2010-2011’de ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 31 iken, bu dönem sayı 30’a indi.


Olumlu yönler de var


Raporda eğitimdeki olumlu değişiklikler de şöyle özetlendi:


* Başta demokratik vatandaşlık ve insan hakları eğitimi ve ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında olmak üzere, olumlu gelişmeler yaşandı.


* Öğretmen politikalarına yönelik bütüncül bir strateji geliştirme gayretleri başladı.


* MEB’i yeniden yapılandırma süreci başladı.


‘Seçmeli’ uyarısı: Çocuklara ve ailelere baskı


Raporda, ‘Hz. Peygamberimizin Hayatı’ ve ‘Kuran-ı Kerim’in ortaokullarda ‘isteğe bağlı seçmeli’ dersler arasında sunulacak olmasıyla ilgili şu risklere değinildi: “Çocuklarımıza zaten temel becerileri kazandırmakta yetersiz kaldığımız düşünüldüğünde, din eğitimiyle ilgili dersleri seçecek çocuklarımız, temel eğitimin önceliği olan becerilerini geliştirecek ve zenginleştirecek derslerden ve çeşitli sosyal etkinliklerden yoksun kalabilir. Din dersini seçmek istemeyen öğrenciler, aile, öğretmen, akran baskısı ile karşılaşabilir, inançlarını ya da inançsızlıklarını açıklamak ya da gizlemek zorunda kalabilirler.”


Radikal 

banner182
Son Güncelleme: 09.06.2012 15:36
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol