banner374
01 Nisan 2013 Pazartesi 10:48
Eylemi Engelleyen
 Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı, “Sivil itaatsizlik eyleminin sendika genel yönetim kurulu tarafından alınmış bir karar olduğunu Danıştay kararıyla sabit olduğu üzere sendikal eyleme katılanlara ceza verilemez. Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin hukuki mütalaası da bu yöndedir. Tutanak tutan yöneticilere gelince, bu yöneticiler de kendilerini unutturmayacak yasakçılar listesine isimlerini yazmış olacaklar.”Yazısında “Eylemimize katılan üyelerimizi kurumlara veya derse girmelerini engelleme gibi bir cürette bulunanlarsa “çalışma hürriyetini ihlal” suçunu işlemiş olmazlar mı?” dedi.

 

12 Eylül Darbe Anayasasında ilginç hükümlerinden birinin de İnkılâp kanunlarını koruyan 174. Maddesi olduğunu söyleyen Çakırcı, Şapka için insanların hayatına hiçe sayan zihniyetin temsilcilerinin bugün kendilerinin bile şapka takmadıklarını söyleyen Çakırcı, bu kanuna göre başta ‘TBMM üyeleri olmak üzere tüm memur ve hizmetliler şapka takmak mecburiyetinde olduklarına değindi.

 

Kılık Kıyafet Yönetmeliği Şapka Kanunu Gibi Bir Hükmü Yoktur

Çakırcı, bakanlar ve milletvekilleri dâhil tüm kamu kurum ve kuruluşlarındaki memur ve hizmetlilerin şapka giymeleri mecburiyetine rağmen kamu görevlilerinin şapka giyip giymediklerini kontrol eden, giymiyorlarsa haklarında işlem tesis eden kaç disiplin amiri olduğu sorusunu sordu.

Anayasasının hükmü olan devrim kanunlarının ihlaline karşı cumhuriyet savcılarının neden harekete geçmedikleri sorusunu soran Çakırcı yazısında şöyle devam etti:

“Sadece bu kanun mu koruma altında, tabi ki değil. Yedi devrim kanunu daha koruma altındadır. Türkiye’de insanlar ya yasaları çiğneyerek suç işliyor ya da sivil itaatsizlik yapıyor. 75 milyonun yarısı suç işlemediğine göre herkes sivil itaatsizlik mi yapıyor? Memur-Sen’in öncülük ettiği kılık kıyafet serbestliği eylemine katılan kamu çalışanları da, hükümete verilen süreye rağmen yasakçı yönetmelik yürürlükten kaldırılmadığı sürece, yönetmeliği yok sayarak süresiz sivil itaatsizlik süreci başlatıldı.”

 

Eğitim-İş’in İddialarının Hukuki Geçerliliği Yoktur

Yasakçı ve dayatmacı sendikal anlayışın müntesipleri dışında herkesin bu sürece destek verdiğini söyleyen Çakırcı, “Yasakçı zihniyete sahip bazı sendikalar kamu kurumlarına yazılar yazdı, başvurular yaptı. Sözde özgürlükçü bu sendikalara göre, özgürlük sadece kendilerine mahsus bir imtiyaz olduğundan, 12 milyon 300 bin imzanın hiçbir hükmü yok. Zira onların gözünde halkın bir hükmü yok. Öyle ki bahse konu yazılarında belirttikleri AİHM’nin kararlarını dahi tek taraflı olarak aktarmaktırlar. Yazılarında geçen Soile Lautsi&İtalya Davası’nda AİHM’nin verdiği karar Büyük Daire tarafından bozulmuş;  Büyük Daire, kararında, kısaca, haçın bir dinî simge olduğunu kabul etmekle beraber okullarda asılmasının öğrenciler üzerinde etki doğuracağı, dolayısıyla din özgürlüğünü ihlal edeceği iddiasını reddetmektedir. Hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan, yönetmeliğin anayasal ve kanuni dayanağının olmadığını, uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu görmezden gelerek zorlama gerekçelerle baskı ve korku ortamı oluşturmaya çalışan, hukuki dayanaktan yoksun bu ve buna benzer yazıların hiçbir geçerliliği yoktur.”İfadelerini kullandı.

 

Kurumların Eyleme Katılanların Bilgilerini Üçüncü Kişiye Vermesi Suçtur

Söz konusu yazıları da gerçekte tehdit içermektedir. AİHM Büyük Dairesi’nin bozduğu bir daire kararından hareketle öğrenci velilerinin tazminat davaları açacağı ve bu tazminatın ilgilisine rücu edileceği ihtarı, hukuki dayanağı bulunmayan içi boş bir tehditten öte bir şey değildir. Kurumların da bir sendikanın istediği üzerine kişilerin özel hayatını ilgilendiren bilgilerini bilgi edinme hakkı kapsamında verme yetkisi yoktur. Kişilerin özel hayatını ilgilendiren bilgilerini üçüncü kişilere vermek suç teşkil eder.

 

Eylemi Engelleyenler Birçok Açıdan Suç İşlemiş Olurlar

Yazısında, “Kamu çalışanlarının yanında yer almayıp yasakları savunan, sivil itaatsizlik eylemine katılan üyelerimizi tahrik ve tehdit eden zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Bu zihniyetin nesli tükenmek üzeredir. Bizler kararlı ve sabırlı olacağız, tahriklere gelmeyeceğiz. Gerilerden gelen bu seslere dönüp bakmayacağız. Biz önümüze bakacağız.” şeklinde devam eden Çakırcı, “Diğer yandan sivil itaatsizlik eylemimiz genel yönetim kurulumuz tarafından alınmış bir karar olduğu için, AİHM’nin Karaçay&Türkiye ve Urcan ve Diğerleri&Türkiye kararları ve Danıştay kararıyla sabit olduğu üzere sendikal eyleme katılanlara ceza verilemez. Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin hukuki mütalaası da bu yöndedir. Tutanak tutan yöneticilere gelince, bu yöneticiler de kendilerini unutturmayacak yasakçılar listesine isimlerini yazmış olacaklar. Bu yasakçı zihniyet müntesipleri şapka kanununa mugayir davrandıkları için disiplin cezası ile birlikte devrim kanunlarına da muhalefet etmiş olmazlar mı? Bugüne kadar aynı yönetmeliğin başka maddeleri ihlal edilirken seslerini çıkarmamışlarsa, “ayrımcılık” suçunu işlemiş olmazlar mı? Hele bu eylemimize katılan üyelerimizi kurumlara veya derse girmelerini engelleme gibi bir cürette bulunanlarsa “çalışma hürriyetini ihlal” suçunu işlemiş olmazlar mı?” ifadelerini kullandı.

 

Eylemimize Sonuç Alıncaya Kadar Kararlılıkla Devam Edeceğiz

Söz konusu yönetmeliğin yasal bir dayanağının olmadığını söyleyen Çakırcı, yönetmeliğin hukuka aykırı olduğu, gerek 657 sayılı Kanun’da gerekse diğer kanunlarda, kamu görevlilerine yönelik başörtüsü yasağını öngören hiçbir düzenleme olmadığını söyledi.

Ceza hukukunun “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince, başörtülü olarak derslere girilmesini engelleyen bir kanun hükmü bulunmadığını ve sivil itaatsizlik eylemine katılanlar hakkında yürütülen disiplin soruşturmasının hukuki ve kanuni dayanağı yoksun olduğuna değinen Çakırcı açıklamasına şöyle devam etti: “Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yargı içtihatları, genelgeler ve hukuki mütalaalarla güvence altına alınan sendikal faaliyet kapsamında bir eyleme iştirak edilmesinden dolayı idari soruşturma başlatılması ve disiplin cezası verilmesi mümkün değildir. Biz, bildiğimiz doğru yolda yürümeye; üç beş darbeci paşanın(!) yürürlüğe koyduğu yönetmeliği yok sayarak değişiklik yapılıncaya kadar sivil kıyafet ile işe gitmeye devam edeceğiz. Bizim için bu yönetmeliğin şapka kanunu kadar bile hükmü yoktur.

banner182
Son Güncelleme: 01.04.2013 10:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol