banner374
24 Mayıs 2013 Cuma 08:15
Görsel Sanatlar Öğretmenlerinden “AÇIK MEKTUP“ Var!..
  MİLLİ EĞİTİM BAKANINA VE DEVLET    BÜYÜKLERİNE AÇIK MEKTUP
ATANAMAYAN VE ÖZEL OKULLARDA ÇALIŞAN GÖRSEL SANATLARÖĞRETMENLERİNDEN M.EĞİTİM BAKANINA VE DEVLET     BÜYÜKLERİNE AÇIK MEKTUP
Gelişim bir bütündür. Formasyon da öyle, sanat eğitimi ihmal edilmiş bir formasyon da hep güdük kalacaktır. İnsanda öyledir. Ülkemizde ekonomik durum, yaşam standartları, kültürel seviye, popüler kültür içerisinde muhafazakarlığın yanlış algısı, sanatçıların halktan kopukluğu milletin sanat kavramına mesafeli duruşuna yol açmış tespitlerdir.  Bu gerçekler içerisinde eğitim de direk etkilenmiş ve uzantılarından olarak ta sanat eğitimi yetim kalmıştır.Sanat eğitiminin, eğitimin oturduğu mesafe aldığı ortamlarda bile en büyük sorunu; eğitimin de en acı gerçeği  olan planlama ve uygulama arasındaki problemlerdir. Her şeyi bir kenara bırakıp kalite ile uğraşmamız gereken bir ortamda, çok gülünç problemleri üretip bunlara takılmakla zaman heba edilmektedir.  Doğal problemlerden biri de yeni nesildir ki -Zamane gençliği Aristo'dan beri söylenegelmiştir. Fakat araştırmalar ve tespitler gösteriyor ki günümüz öğrenci modeline formasyon kazandırmak ateşten gömlek giydirmek durumuna gelmiştir. Buna bir de kronikleşmiş MEB planlama krizleri eklenmiş ve birkaç yılda bir yapılan ve Güney Amerika devrimleri gibi erken kalkan sistem kuruyor olmuştur. Doğru olsa bile uyum sağlanamadan değişen yeni sistemler dizisi hiçte iyi niyetli gibi görünmemektedir. Zaten en kötü karar kararsızlıktan iyi değilmidir. Gelen kokular, güçler çatışması gibi iken olan yeni nesillere olmaktadır. Önceleri yetersiz kadro nedeni ile sanat eğitimi dersine uygun olmayan formasyonlarda idareci ve farklı branş öğretmenleri atanmış, sanat eğitimine küskün binlerce kaza örneklemeleri sadece anı olarak kalmamıştır… Son on yıllarda ise kabus olarak atamalar da yaşanmış, kopya hadiseleri tuz biber olmuştur. Atamalar da sanat eğitimi branşları kontenjanları son 10 yıl da 10 kattan fazla düşmüş, atanamayan binlerce resim-iş ve görsel sanatlar öğretmeni var iken teknoloji tasarım dersine seçim döneminde inşaat, gıda işletme ve muhasebe gibi dersler atanmıştır. Acı ve komik bir tablodur ki MEB'e yazan bilişim dersi öğretmenleri yazılarında tasarım yazılımlarına hakim olduklarını belirterek bu dersin içeriğine ne kadar uzak olduklarını aslında açıkça beyan etmişler fakat bu derse atanma iznini alabilmişlerdir. Acı bir anı olarak bazı bölgelere bir iktisat mezunu bölge koordinatörü atanmış, atama bekleyen bir gurup öğretmene seminer verebilmiştir. Bu dersin içeriğine resim iş ve görsel sanatlar transkribindeki temel tasarım, temel sanat eğitimi ve tasarım dersleri aynı atölye dersleri iken bu branşlar atanamaması resmi bir komedidir. Zaten özel okullarda yıllardır mantıken de bu derse görsel sanatlar öğretmenleri girmektedir. Atölye dersi öğretmenlerine zulüm niteliği almıştır. Ki atanamayan öğretmenler arasında intihar vakaları dahi görülmeye  başlamıştır.( Haber kaynakları, 30 diyor.) Bu bilerek yapılmıyor ise bu yazının sanat eğitimcileri adına  bir zar olmasını diliyoruz.MEB öğretmenleri de çok anlaşılmış değilken müfredat ta, sanat eğitimi ile ilgili bir çok düzeltmeye muhtaçtır. Ders ücretli öğretmenlikte sadece genel eğitim için değil sanat eğitimi için de hükümetler adına günü kurtarmak yolu olmuştur. Özellerde de durum farklı değildir. Bu branşlar sigortadan kaçmak için ders ücretli çalıştırma, uzun programlar, dekoratör, tasarımcı, yayıncı, kırtasiyeci daha birçok kılığa bürünmekte tabiri caizse helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştirmeleri istenmektedir. Hatta okula boya yapan süsleyen öğretmen manzaraları sıradan makul işleyiş haline gelmiştir.
Son kroşe ise yıllardır konuşulan ve KPSS saçmalığına belki biraz anlam yükleyecek alan sınavı uygulaması özellikle yetenek dersi öğretmenleri için bir farz olduğu halde, görsel sanatlar öğretmenleri uygulama dışı bırakılarak nakavt edilmiştir. Binlerce öğretmen adeta çözümsüzlük çukuruna atılmıştır.
Aslında MEB uzman danışma kurulları oluşturmaya muktedirdir, üniversitelerin çalıştayları kullanılabilir ve farkında olunmayan pişmiş bir potansiyel olan, özel okul öğretmenlerinden de bir kurul oluşturulabilinir. Sadece öğretmenlerin çığlıklarına bile kulak asılsa problemler bu kadar büyümeyecek zannındayız. Peki bu küçük sularda boğulmasa idik problemimiz ne olurdu: Sanat eğitimi kuramsal olarak atölyelerde  uygulama sahasına indirilince formasyon, kadro, atölye - sınıf şartları, sanat güncesinin takip edilebileceği çevre şartları gibi alanlarda yoğunlaşmalı idik. Ve teknoloji tasarım dersinin halen anlaşılamadığı gibi kazalar olmaması adına son derece sıkı komisyonlar kurulmalıdır. Bu; soruları hazırlayan, ÜYS komisyonunda titizlik adına sağlanmıştır. Özellikle statükonun kalıplaştıramadığı esnek, dinamik, akademik kriterlere sahip akademisyen ve günümüz öğrenci modelini, şartları iyi tanıyan MEB kadrosundan, her koşulda üretmeye alışmış özel okul öğretmenlerinin ve de geniş ufuklu halktan kopuk olmayan sanatçılardan komisyonlar, bize! uygun planlamalar oluşturabilirler.Hatta bazı alanlarda uygulama imkanları bulmuş branşlaşma yani öğrenci daha detay seçeneklerle dersi seçiyor kaligrafi, ebru, yağlıboya vs. gibi. Ayrıca geleneksel sanatlarda yüzyılların ürünü hazinelerimizi yeni nesillere aktarma da ihmal edilmemelidir.Estetik kaygı kalitesini artırma adına da toplumla birlikte hareket edilmelidir. Şehirlerde tabelalar gibi görsel kirliliğe estetik standartlar getirme bu konuya bir örnek olabilir. Estetik kaygıyı artırmadan yazarlar, ressamlar yetişemez.Görsel kimlik kazanma da en büyük problemlerimizdendir. Küçük ve çok genç ülkelerin bile bu kimliği kazanma adına gayretleri var iken en köklü medeniyetlerden olan milletimizin bu alanda dibe vurduğunu, medyadan, tabelalardan, mimari ve görsel yayınlardan görebiliriz. Kendi görsel üslubumuzu kurmalıyız. Evrenselliğe bir şeyler kattığımız ölçüde var olabiliriz. Çözüm eğitimdedir. Eğitim şart sloganları atarak, öğretmenleri, sanat eğitimcilerini heba ederek yol alamayacağımız bir gerçektir. Görsel sanatlar öğretmenlerini yok saymak üvey evlat muamelesi yapmak devlet büyüklerine yakışmamaktadır. Hükümetler hangi misyon olursa olsun estetiği, sanat eğitimini ihmal etmemelidirler. Ancak bu şekilde ve büyük referanslarla meydan okuyabilirsiniz sanat eğitimini, eğitimi paçavraya çevirerek ancak yeni nesillerin katili olursunuz.
Bir öneri daha: iktisat ve hukuk mezunları için tanınan beş yıl özellerde çalışanların devlete atanma imkanı öğretmenlere de tanınsın. İnanın özel okullarda ki tecrübeleri ile değil öğretmen müdürler yetiştirirler şükrü bilirler idealizmi  MEB'e taşırlar.
Niyetlerimiz bir kıvılcım olabilir.  Hayır içindir avazımız..


banner182
Son Güncelleme: 24.05.2013 08:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol