banner374
19 Kasım 2013 Salı 23:08
HOCA MI ÖĞRETMEN Mİ?

 Özellikle ‘eski’ kelimeleri kullanmanın muhafazakârlığın; ‘yeni’ ya da öz Türkçe kelime kullanmanın da çağdaşlığın gereği kabul edildiği cumhuriyet Türkiye’sinde bu yaklaşımdan hoca ve öğretmen kelimeleri de nasiplerini almıştır.

Bu arada eski kelime kullanımını önlemek için yerine yeni diye ikame edilen kelimelerin ‘eski’ Türkçe’den diriltilmesi de ayrı bir tenakuzdur da bunun konumuzla ilgisi yoktur.

Sade Türkçe çabalarını dili korumak ve özüne sahip çıkmak noktasından saygıyla karşılamakla İslamiyet etkisi çerçevesinde dilimize giren ve Türkçeleşen Farsça ve Arapça kelimelerin korunması gerektiği görüşlerimi bağdaştırmak istiyorum.


Bunun yanında illa sadeleştirme yapılacaksa güzel Türkçemiz mutlaka yabancı dil baskısından kurtarılmalıdır. Özellikle Türk Dil Kurumunun yabancı kelimelere karşılık olarak bulduğu kelimeler yazarçizerlerce ve basın yayın organları tarafından desteklenmelidir. Her ne kadar dil bir organizmadır ve dışarıdan zorlamalara her zaman direnç gösterir. Nasıl ki vücut batan bir kıymığı şişerek, iltihaplanarak, kızararak ve sonunda kanayarak dışarı atar. Aynen öyle dil dışarıdan zorla gelen kelimeleri dışarı atma eğilimi gösterir. Ancak entelektüellerin katkısıyla, edebi metinlerde kullanılarak yeni bazı eklemeler zaman içerisinde yapılabilir. O bakımdan medyaya, siyasilere ve ediplere bu konuda ciddi görevler düşmektedir. Ancak bir şartla ki ‘masa’, ‘sayfa’, ‘ders’, ‘nazar’, ‘’nur’… gibi öpe öz Türkçe hale gelmiş binlerce kelimeye dokunma saçmalığına girilmeden!

Gelelim hoca ve öğretmen kelimelerine: Öncelikle şunu ifade etmek lazım ki hoca kelimesinin tarihi geçmişi ve yüklendiği anlam derinliği öğretmene göre çok daha fazladır. Sadece Nasrettin Hoca bile çok önemli bir avantajdır hoca için. Hoca kelimesinin günümüzde din adamı hatta dar anlamıyla imam yerine kullanılması aslında bir anlam daralması ya da kaymasıyla açıklanmalıdır. Osmanlı Türkiye’sinde hoca: danışılan, bilen, uzman, öğreten, yol gösteren, örnek olan gibi çok geniş bir anlamlar manzumesinin karşılığı olmuştur. Bugün kullanılan anlamıyla örgün eğitim veren hocalaraysa Arapça ders veren anlamına gelen müderris denilmiştir. Bu arada hoca kelimesinin dilimize Farsça’dan girdiğini de burada ifade etmek gerekir.

Cumhuriyet döneminde hoca kelimesi yaygın olarak akademik çevrelerde kullanılmıştır. Günümüzde bir doçent bir profesöre ‘hocam’ şeklinde hitap eder. Bu terminoloji tıp çevrelerinde de böyledir ki halktan kimseler bile bir tıp doktoruna ‘hocam’ şeklinde hitap ederler.

Cumhuriyet döneminde Türkçe’nin sadeleştirilmesi çabaları içerisinde ilkokul, ortaokul ve lise ‘hocalarına’ karşılık olarak ‘öğretmen’ kelimesi bulunmuştur. Her ne kadar ‘-man’ ‘-men’ eki Türkçe’de fiilden isim yapan bir ekse de çok az kullanım alanı olan bir ektir. Nitekim Muharrem Ergin Üniversiteler İçin Türk Dili kitabında bu eki şu şekilde vermiştir:

“ –man, -men

İşlek değildir. Az-man kelimesinde bu ek vardır. Eğer şiş-man, göç-men kelimeleri isimden yapılmış isim değillerse, onlarda da bu ek var demektir. Yeni yapılmış seç-men, say-man, öğret-men kelimeleri de bu ekle yapılmıştır. Belki deliş-men kelimesinde de bu ek vardır.”

Bunun yanında Tahsin Banguoğlu meşhur ‘Türkçe’nin Grameri’ kitabından bu ekten hiç bahsetmez.

Tüm bu bahsin en sevimli tarafı, 4. Sınıftan 5. Sınıfa geçen miniklerin öğretmen kelimesinden hoca kelimesine terfi etmeleridir sanırım.

Aşağıdaki etimolojik değerlendirmeleri okuduğunuzda öğretmenin kesinlikle sığ bir kelime olmadığını ve kökünün Türkçe’nin en temel anlamlarıyla yüklü olduğunu göreceksiniz.

İşte kelimelerin etimolojik karşılıkları:

ÖG, tr. ög/öğ (us, oluş, doğuş, ana, göğüs, öz, ilke, yükseliş, konuşma, düşünme, ölçü, karşılaştırma, denge, uyum bg. bildiren kök, bk. öğe).

ÖĞE, es. tr. ög (kök, öz, doğuş, oluş, gelişme, us, bilme bildiren kök)den öge... Türk dilinin kök sözcüklerinden, birçok eylem türeten özlerden biridir (bk. Ödül, övmek, öğrenmek, öksüz)... Türevlerinden birkaçı: övgü, öğüt, öğrenmek, öğrenci, öğreti, öğretim, ödül (eski biçimi ögdül), öğünmek, öksüz bg...

Ög (bk.) köküne gelen e ekiyle g sesinde yumuşama sonucu oluşan öge’de kökeninin bütün anlamları saklıdır. Bunu ög/öğ/öy köklerinden türeyen sözcüklerden anlamak kolaydır. Ög kökü öy’e dönüşünce k sesini de alır, öy-k/öyk ile başlayan öykenmek (bk.), öykünmek (bk.) sözleri gibi...

ÖĞRENMEK, es, tr. ög/öğ (us)den ög-r-e-n-mek/ögrenmek-öğrenmek (kendi kendine, us, yetenek edinmek, uslu, yetenekli olmak, uslanmak), anlam genişlemesiyle bilgi edinmek, bilgi kazanmak.

En eski Türk sözlüklerinde geçen öğrenmek eyleminin ög/öğ köküne r sesinin ne yolla sokulduğu bilinmiyor, başka sözcüklerde r sesinin köke eklendiği görülüyor, ancak açıklanması şimdilik kolay değil. Kıv köküne eklenen ır ekiyle kıvırmak, ra ekiyle kıvranmak, ak/ag köküne eklenen ar ekiyle ağarmak örneklerinde, ır, ar orta eklerini doğal seslere öykünme dışında açıklama olanağı yoktur. Kıvranmak, davranmak, iğrenmek eylemlerinde anlamın r sesine yüklendiği belli.

Öğrenmek (alışmak, bir konuyu anlar duruma gelmek, Uyg.), öğretig (bilgi, alışkanlık), öğretmek (alıştırmak, bilgi kazandırmak, Uyg.), öğüt vermek (us vermek, yol göstermek, yola getirmek), öğütmek, (bilgili kılmak, övmek, uslu, becerikli olduğunu söylemek).

ÖĞRETMEK, es. tr. ög/öğ (us)den öğretmek-öğretmek (us vermek, yol göstermek, aydınlatmak, alıştırmak bg.), anlam genişlemesiyle: bilgi vermek, bilgili kılmak, yetiştirmek, geliştirmek.

Öğretmen (öğreten, bilgi veren, us aşılayan), öğreti (ögretig'ten, öğrenilen, alışılan, kavranan, edinilen us varlığı), öğretim (öğ/us’den us verme, uslandırma, bilgi verme, bilgili kılma yolu), öğrenim (bilgi edinme, uslanma, us kazanma yolu). Tr. öğrenmek eylemini ar. ders sözcüğüyle karşılama yolu Osmanlı döneminde başlamıştı. Oysa anlam bakımından, içerik yönünden ög kökü ders’ten çok daha kapsamlı, tutarlıdır. Ar. ders, tr. öğrence...

HOCA, fars. hâce (öğretmek, usta, uzman)den hoca.

Fars, yazılışı hevâce biçimindedir, bunun okunuşu o sesini de verir, bu nedenle, ar. yazılarının bir özelliği olarak hâce hoca’ya dönüştü (elif, vav sesleri yanyana gelince, u, o sesi verir). Fars, sözlüklerde huvâce biçiminde de geçer. Gene fars. da horoz İbiği'ne de hâce-huvâce denir.

Kaynakça: Türk Dlinin Etimolojik Sözlüğü- İsmet Zeki Eyüpoğlu
                 Üniversiteler İçin Türk Dili- Muharrem Ergin

Bekir KARABULUT
banner182
Son Güncelleme: 19.11.2013 23:09
Anahtar Kelimeler:
HOCA MI ÖĞRETMEN Mİ?
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol