banner374
26 Mayıs 2013 Pazar 09:53
İlkokulda Sınıf Tekrarı Olmalı Mı? Olmamalı Mı?
 Bakanlığımız İllere gönderdiği  21 /05/ 2013 tarihli  yazı  ile   ilkokullarda   öğrenci   başarısının değerlendirilmesi   ile   ilgili   yeni   bir   uygulamayı  yürürlüğe koydu. Buna göre; Okula  devamı sağlanamayan  sürekli  devamsız  öğrenciler   ile   derslerden  yeteri kadar not almamış kaynaştırma  ve   özel eğitim   öğrencileri  de dâhil olmak üzere, ilköğretim  kurumlarında  benzer konumdaki tüm  öğrenciler e- okul  tarafından  sınıf   tekrarına  bırakılacaktır.” ifadesi gereğince temel  eğitimin   birinci  aşaması olan ilkokullarda  öğrenci  başarısı  ve sınıf tekrarı sorununu gündeme taşındı. Yeni uygulamanın Bakanlık nezdinde elbette mantıklı, bilimsel gerekçeleri vardır ve elbette düşünülerek böyle bir uygulamaya geçilmiştir. Bu yazıya göre; -okula devamı sağlanamayan, -derslerden sınıfı geçmek için yeteri kadar not alamamış ve özel eğitime ihtiyacı olup ta kaynaştırma eğitime tabi tutulan öğrenciler sınıf tekrarına bırakılabilecekler. Özetle, okula davam etmeyen ve yeteri kadar not alamayan her öğrenci artık sınıfta bırakılabilecek. (“Yeteri kadar not alamama” ifadesi, öğrencinin değerlendirilmeye tabi tutulması gerektiği not sayısı mı, yoksa  o dersle ilgili  başarısı  mı? Sorusunun netleşmesi gerekir)   Farklı bir bakış açısı geliştirmek adına bu uygulamayı genel hatlarıyla değerlendirirsek:

1-İlköğretimin temel ilkeleri incelendiğinde; “-Eğitim-öğretim hizmetleri düzenlenirken öğrencilerin ilgi, istek ve yetenekleri ile toplumun ihtiyaçları dikkate alınır. - İlköğretimde öğrenciler, oldukları gibi kabul edilerek değer verilir.” İfadeleri görülür. Bu esasların temel maksadının çocukluk dönemi yaş gurubu bireylerinin ilgilerinin, isteklerinin ve potansiyel becerilerinin hesaba katılması gereğine dikkat çekmenin yanında, çocuğun  bu yaş dönemindeki var olan pozisyonunun(beceri, tutum, yetenek)  olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğine de vurgu yapar. Bu ilkelerin gerçekliğinden hareketle İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 47. maddesi düzenlenmiş ve öğrenci başarısının nasıl değerlendirilmesi gerektiği eğitimci(gelişim) bir bakış açısıyla çok güzel düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ilk paragrafı:“İlköğretimde öğrenci, kendi yaş grubu içinde bir bütün olarak yetiştirilir ve değerlendirilir. İlköğretim, öğrencilerin derslerdeki başarısızlığına bakılarak elenecekleri bir dönem değil, öğretim programlarında öngörülen derslerin ve sosyal etkinlik çalışmalarının ortak katkısıyla ilgi ve yeteneği ölçüsünde yetiştirilecekleri bir dönem olarak değerlendirilir” ifadesi aslında ilköğretim özellikle birinci kademe çocuğun gelişim özellikleri düşünülerek düzenlenen bir hüküm olarak değerlendirilmektedir. Bu yaş gurubu öğrencilerde akademik başarı birincil hedef olarak düşünülmemektedir. Daha çok çocuğun sosyal, kişilik ve benlik gelişimi esas alınır. Aynı zamanda ortak kültürün benimsetilmesi ve bu kültür zemininde ortak bilinç oluşturma da ilköğretimin amacıdır. Bu durumda salt akademik gelişimin ölçülmemesi gerektiği bir dönemde, çocukların sınıf tekrarına bırakılması yine akademik bir çelişki olarak karşımıza çıkar. Bir taraftan ilköğretim döneminde okul programlarının içeriğini azaltmaya çalışırken, diğer yandan çocuğu kendi gerçeğiyle değerlendirmeyip onu başarısız diye elemek beraberinde bir çok sorunu gündeme getirecektir.

Eğitim sistemi içerisinde zorunluluk arz eden kademelerde “sınıf tekrarı” nın olması, zorunluluk ilkesiyle çelişin bir husus gibi görülmektedir.  Zorunlu kılınan bir iş ve eylemin, nasıl ve hangi düzeyde gerçekleşebileceği, gerçekleşmez ise nasıl bir yaptırım olması gerektiği çok iyi düşünülmesi gerekir. Bu zorunluluğun sıradan bir eylem olması halinde kişiye ceza vermekle sorunu kısmen çözeceğimizi düşünebiliriz. Lakin bu iş /eylem bir eğitim işiyse ve başarılamama durumunun net bir şekilde ortaya konmasının zorluğu şöyle dursun, velev ki başarılamadığı kesinleşse bile çocuğun sınıf tekrarına kalması onun için bir ceza mı? Yoksa ona sağlanan bir avantaj mı? Diye düşünmekte gerek. Sınıf tekrarına kalan çocuğu bir sonraki yıl ne beklemektedir?

2-Sürekli devamsız olan öğrencilerin sınıf tekrarına bırakılması zaten olağan bir durum. Lakin devlet olarak çocuğun okula neden gelmediğinin çok iyi araştırılıp nedenlerinin açık bir şekilde ortaya konması gerekir. Nedenler analiz edilmeden çözülmeye çalışılan problemler olduğu gibi kalmaktadır. Ayrıca bu alanla ilgili problemlerin çözümü için farklı projelerin üretilmesi de gerekir. Yasa gereği para ve diğer cezai müeyyideler  olmasına rağmen, okula devam sorununu tam olarak çözülememektedir. Sıradan rutin ve daha çok yazışma yöntemli (talimat) uygulamalar bir sonuç vermemektedir. Öğrenci devamını sağlamak amacıyla okul yöneticilerine daha fazla yüklenilmekte; ancak bu alanla ilgili çalışmalar sorunu ‘çözer göstermekten' öte geçmemektedir. Bu hususta farklı çözüm yöntemleri üzerinde düşünmek gerekir. Okula devam etmeyen çocuk için, sınıfta kalmak ile kalmamak arasında bir fak zaten yoktur. Fark, çocuğun okula gitmesi gereğini(nedeni ve gerekliliği) anlatabilmede yatar.

3-Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin Kaynaştırma yoluyla sınıf/okul ortamlarında eğitimi esas alınmaktaydı ve yönetmelik hükmüne göre; “Kaynaştırma ve özel eğitim sınıflarında eğitimlerine devam eden öğrencilere, başarısızlıklarından dolayı sınıf tekrarı yaptırılmaz. Bu öğrencilerin başarısının tespiti, 31/5/2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre yapılır.” Denilmekteydi.  Söz konusu öğrenciler için, çocuğun engel tanımına göre ayrı bir plan uygulanarak ve dengi sınıf içerisinde eğitimine bir şekilde devam etmesi sağlanmaktaydı. Bu öğrencilerin engel durumları ile ilgili tanılamanın çok net yapılıp, yapılan bu tanıya göre de ayrı bir program belirleyip ve bu programında (üzerinde bir epeyi yükü bulunan) sınıf öğretmenlerinden uygulamasını beklemek ve üstelik bu öğrencinin başarısıyla ilgili doğru ölçekleri geliştirip, değerlendirip çocuğun başarıp başaramadığına karar vermek ne kadar doğru bir uygulama olabilir?  Diyelim ki  çocuk sınıf tekrarına kaldı…Bu çocukla ilgili hangi sorunu çözebiliriz.

Diğer yandan var olan yönetmelik hükümlerinin mülgası gerekir. Yönetmelik yasal metin olup bağlayıcıdır. Düzenleme ve uygulamalarda hukuki silsile esas alınmazsa başka sorunlar gündeme gelecektir. Bu konuda bahis konusu olan çocuğun okula devam ve okulla ilgili sorunu ise, bu sorunun çözümü yazılı takip ve cezalar olmamalıdır. Sorunların çözümünde bilimsel ve sonuç alıcı yöntemler esas alınmalıdır. İlkokulda başarısızlığından ötürü bir çocuğun tekrara kalmasının ne anlama geldiğini, gelişim uzmanlarına sormak gerekir.

Sorular:

-İlkokulda çocuk okula neden devam etmez?

-Okula devam etmeme ile ilgili olarak rutinin dışında araştırmalar yapıldı mı?

               -Çocuk neyi başaramamaktadır?

               -Çocuğun neyi başaramadığını net ve doğru olarak ölçülebildik mi?

               -Çocuğun başarısızlığının nedeni hangi değişkene bağlı(kendi ve kendi dışı)

               -Çocuktan başarmasını beklediğimiz şeyler ne derece çocuğa göre?

               -Gerçekten çocuk başarısız ise bunun nedenleri doğru olarak tespit edilip, belirlenen sorunların çözümü için bir şeyler yapılabildi mi?

               -Çocuk sınıf tekrarına bırakıldığı zaman (yani bir sonraki sene) programda hedeflenen becerileri gerçekten gösterebilecek mi? Bu konuda önceden yapılan bir bilimsel araştırma var mı?

İlkokullarda asıl çözmemiz gereken sorun, çocuğu okula kazandırmak ve çocuğun kendi gelişim özelliğine uygun bir programla eğitim ortamları hazırlamak ise, çocuğun neyi başaramadığını, neden başaramadığını yeniden gündeme getirmek gerekir diye düşünüyorum.  Çocukla ilgili verilen kararların isabetsizliği ülke için sorun; karar verenler için vebaldir. Selam ve muhabbetle


Zafer ÖZER

 Kamuajans.com

banner182
Son Güncelleme: 26.05.2013 09:53
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol