banner374
23 Şubat 2012 Perşembe 09:29
İlksan Misyonunu Tamamlamadı mı?

İlksan’ın gelirlerinin %98’i faiz ve üye aidatından oluşuyor. Bu tür bir işletmenin/sandığın/sigortacılığın dünyada eşi benzeri kalmadı, nesli tükendi.
Şeffaf olmadığı, denetime kapalı olduğu yönünde medyada haberler çıkan Oyak, İlksan’dan çok daha şeffaf ve hesapverebilir durumda.
İlksan’nın gayrimenkullerinin güncel değerine ilişkin bir “Değerleme Raporu” mevcut değil.
İlksan, 1950’de yürürlüğe giren T.C Emekli Sandığı Kanunu ile misyonunu tamamladı.
Hali hazırda Sandığın kâr eden herhangi bir işletmesi bulunmuyor. Bunun aksini iddia edenler, İlksan’ın Oyak’ta olduğu gibi bağımsız denetimden geçmesini kabul etmek ve son beş yılın faaliyet raporlarını internetten yayımlamak zorundadırlar.
İlksan: Üyelere kâr getirecek, sandığın itibarını ve değerini arttıracak büyük çaplı yatırımlara girişmiyor. Araba alıp satmak, oto galericilik yapmaktan başka ticari bir icraat sergileyemiyor.
Danıştay kararında: “Sınıf Öğretmenleri İlksan’a Zorunlu Üye Yapılamaz.” deniliyor.


BİR: İlksan Misyonunu Tamamlamadı mı?

Cumhuriyetin kurulmasından sonraki yıllarda, devletin, askeri ve mülki görevlerinin yanı sıra ekonomik ve ticari alanlarda da faaliyet göstermesi gerekliliği, çeşitli kurumların kurulması ile bu kurumlara özgü sandıkların oluşturulmasını beraberinde getirmiştir. Örneğin, 1934–1947 yılları arasında Devlet Demir Yolları ve İşletmeleri Umumi İdaresi memurlarından köy öğretmenleri ve sağlık memurlarına kadar uzanan 11 ayrı emekli sandığı kurulmuştur. Ancak, bu sistemin zaman içinde karmaşıklığa ve devlet memurları arasında eşitsizliğe yol açtığı gözlenmiş ve kamu çalışanlarına yönelik sosyal güvenlik politikasının tek metin halinde hazırlanması ve tek elden yürütülmesi görüşü ağırlık kazanmıştır.

Nitekim 08.06.1949 tarihinde kabul edilen ve 01.01.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kanunu ile mevcut emeklilik hükümleri ve sandıkları ortadan kaldırılmış, çalışanlardan ve işverenlerden prim alınması ilkesine dayalı, modern anlamda bütüncül bir sosyal güvenlik politikası oluşturulmuş ve bu politikanın tek elden yürütülmesi için de T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

İlkokul öğretmenlerinin; doğum, ölüm, hastalık, sakatlık, emeklilik gibi yaşamını; yangın, kaza, deprem, sel, hırsızlık gibi mal varlığını etkileyen öngörülemeyen olaylarla ve bu olayların ekonomik etkilerini azaltmak gayesiyle 1943’te kurulan İlksan’ın, 1950’de yürürlüğe giren T.C Emekli Sandığı Kanunu ile misyonunu tamamladığı anlaşılmaktadır.

2010 yılında Eğitim-Sen tarafından yapılan ve 40 bin İlksan üyesinin katıldığı araştırma sonucuna göre; 36 bin üye (katılımcıların %90’ı) İlksan'ın tasfiye edilerek mal varlıklarının satılmasını, gelirlerinin üyelere hakedişleri oranında bir defada ödenmesini istemektedirler.


İKİ: İlksan’ı kim yönetiyor?

Sandık Ana Statüsünün hazırlanması yetkisi, yasal olarak Milli Eğitim Bakanlığındadır. Milli Eğitim Bakanlığı, 4357 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesine dayanarak Sandık Ana Statüsünü hazırlamış ve 19.7.1985 tarihli ve 18816 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bunun Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek iptal davası açılmış, Anayasa Mahkemesi 28.11.1985 tarihli ve 1985/22 sayılı kararıyla Anayasaya aykırı bir durum görmeyerek davayı reddetmiştir.

İlksan Yönetim Kurulu 7 kişiden oluşur. Bu üyelerin 4'ünü Millî Eğitim Bakanı seçer. Denetleme Kurulu 3 kişiden oluşur. Buradaki üyelerin de 2 sini Millî Eğitim Bakanı seçer. Karar ve denetleme sürecinde yer alan kilit personelin “çoğunluğunu” Millî Eğitim Bakanlığı temsilcileri oluşturmasına rağmen, yönetimde bir sendikanın dediği olmaktadır. Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Denetleme Kurulu Başkanlığı sendika temsilcisi üyelere emanet edilmektedir. Buna da “teamül” ismi verilmiştir. Millî Eğitim Bakanı’nın temsilcisi olan üyeler kâğıt üstündedir. Sandığın genel kurulunda çoğunluğu sendika oluşturduğundan, bir sonraki dönemde seçilme ve ibra edilme gibi kişisel kaygılar, Bakanlık temsilcilerini “Sendika Temsilcisi” haline getirmiştir. Sendikanın icazeti olmadan İlksan yönetiminden ve İlksan Genel Kurul’dan herhangi bir kararın çıkma imkânı yoktur. Bu gerçeğe rağmen, “İlksan Bakanlığın Vesayeti altındadır” sloganıyla sendikalar afişler hazırlamakta ve tüm olumsuzlukları Bakanlığa fatura etmeyi başarabilmektedirler.

İlksan’da davul, Millî Eğitim Bakanlığının boynunda tokmak ise sendikanın elindedir. Millî Eğitim Bakanlığı; İlksan’ın ve içindeki 300.000’e yakın kendi personelinin, sendikalar arasındaki çatışmada oyuncak olmaktan ve de ideolojik cepheleşmeye kurban gitmekten nasıl kurtarması gerektiğini düşünmek zorundadır.


ÜÇ: İlksan neden şeffaf olamıyor?

İlksan’ın yaklaşık 300.000 üyesinden herhangi biri merak edip de Sandığın mali durumunu öğrenmek istediğinde, yapacağı ilk iş İlksan’ın resmi web sayfası olan http://www.ilksan.gov.tr adresini ziyaret etmektir. Sitede “raporlar” isimli bir bölüm yer almakta, 3 ancak Sandığın hiçbir faaliyet raporu burada bulunmamaktadır. Rapor adı altında sosyal yardım ve ikraz rakamlarından oluşan birtakım ham, işlenmemiş, dağınık ve raporlama standartlarına aykırı bilgiler konulmuştur.

İlksan ile aynı hukuksal pozisyonda olan OYAK’a bakıldığında durum şaşırtıcıdır. Şeffaf olmadığı, denetime kapalı olduğu yönünde medyada haberler çıkan Oyak, İlksan’dan çok daha şeffaf ve hesapverebilir durumdadır. Oyak (Ordu Yardımlaşma Kurumu) 27 Mayıs darbesinden sekiz ay sonra kurulmuş bir sandıktır. Oyak’taki karar alıcılar asker kökenli olmasına, gizlilik ilkesini çok iyi bilen ve gizliliği seven kişiler olmasına rağmen; http://www.oyak.com.tr/TR/kurumsal/faaliyet-raporlari/faaliyet-raporu-2010.html# adresinden 2000 - 2010 yılları arasındaki tüm faaliyet raporlarını görmek ve indirmek mümkündür. Örneğin 2010 faaliyet raporunda: Bağımsız Denetçinin düzenlemiş olduğu Bağımsız Denetim Raporu; kurumun mali tabloları; 31 Aralık 2010 ve 2009 bilanço – aktif durumu yine 31 Aralık 2010 ve 2009 gelir tabloları görülebilir. Diğer yandan kamuoyuyla paylaşılan veriler, son beş yıllık karşılaştırmalarla sunulmuştur. Oyak’ın yaklaşımında profesyonellik, İlksan’da ise amatörlük-gizlilik-güvensizlik öne çıkmaktadır.

İlksan’ın gelirlerinin %98,23’ü faiz ve üye aidatından oluşmaktadır. Böyle bir kuruluşun elbette faaliyeti de olmaz, faaliyet raporu da. Varsa bile bir önceki yıl raporlarından yapılan kopyala-yapıştırlardan oluşacağı için kamuoyuyla da paylaşılacak bir icraat mevzubahis olmaz. Bu tür bir işletmenin/sandığın/sigortacılığın dünyada eşi benzerinin olmadığını bilmekte fayda vardır.


DÖRT: İlksan’da neden körler sağırlar birbirini ağırlar?

2012 yılı rakamlarıyla üye sayısı yaklaşık 300.000’i bulan İlksan’ın, banka hesaplarında yatan mevduatı, menkul ve gayrimenkullerinin toplam değeri yaklaşık 500.000.000 ile 800.000.000 TL arasındadır. 25 yıl çalışan bir üyeye 12.000 ile 17.000 TL arasında emekli ikramiyesi ödenmektedir.

İlksan’nın gayrimenkullerinin güncel değerine ilişkin bir “Değerleme Raporu” mevcut değildir. Sandığın portföyünde bulunan malvarlığına ilişkin gerçek değere ulaşmak için ekspertiz raporuna ihtiyaç vardır.

Sandığın Ticaret Kanunu kapsamında işlettiği Alanya Ananas Otel ve Alanya De-ha Otel işletmeleri bulunmaktadır. Bu iki işletme de zarar etmektedir. Hali hazırda Sandığın kâr eden herhangi bir işletmesi bulunmuyor. Bunun aksini iddia edenler, ilksan’ın OYAK’ta olduğu gibi bağımsız denetimden geçmesini kabul etmek ve son beş yılın faaliyet raporlarını internetten yayımlamak zorundadırlar. Sandığın tasfiyesi halinde mevcut Sandık portföyüne ilave olarak en az 1.000.000.000 TL’ye ihtiyaç olduğu dillendirilmektedir. Şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti hazinesi bunu karşılamaya yanaşmayacaktır.

Tüm bunların sonucunda, başarısızlık eğer bir yere fatura edilecekse burası, şüphesiz Millî Eğitim Bakanlığı olacaktır. Ancak, İlksan Genel Kurulu’nu oluşturan temsilcilerin tamamının istisnasız öğretmen olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Öğretmenler de bu başarısızlıktan paylarına düşeni almalıdırlar.

Öğretmenlerin krediye ihtiyaçları varsa Türkiye’de yeteri sayıda banka vardır. Sosyal güvenlik, sağlık, emeklilik denilecekse, sosyal güvencesi olmayan ve Sosyal Güvenlik kurumu çatısı altında bulunmayan bir tane öğretmen dahi yoktur.

Sandığın içinin boşaldığı gerçeği 1993 yılındaki skandalla anlaşılmıştı. Geçen 19 yılda bu yaraya neden bir merhem bulunamadığı sorusu ise cevapsız kalmaya mahkûm gibidir.

Bu gün itibariyle dikkate alınması gereken en riskli durum sandığın bağımsız denetimden/dış denetimden geçmiyor olmasıdır. Yapılması gereken, Oyak örneğinde olduğu gibi, kurumun her yıl bağımsız denetimden geçirilmesidir. Sandık, bağımsız bir denetim firmasınca sistematik denetlenmeli ve bağımsız denetçinin raporu kurumun web sayfasına konulmalıdır. Türkiye’de büyük holdingleri mali ve idari yönden denetleyen Ernst&Young, Pricewater House ve Deloitte gibi kendini uluslararası alanda kanıtlamış kuruluşlar mevcuttur.


BEŞ: İlksan’ın “varoluş” sorunu vardır.

İlksan Yardımlaşma Sandığı, ikinci dünya savaşının yaşandığı, Türkiye’de henüz merkezi bir sosyal güvelik kurumunun olmadığı bir zaman diliminde; ilkokul öğretmenlerinin (köy öğretmenleri) konut, sağlık, doğum, ölüm ve emeklilik gibi sorunlarını çözmek maksadıyla kurulmuştur.

1943’ten 1997 yılına kadar, 54 yıllık zaman zarfında çeşitli badireler atlatan Sandık, 4306 sayılı Yasa ile aşılması güç bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. İlksan, 4357 sayılı “İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun” (Resmi Gazete: 19.01.1943/5308) ile kurulmuştur. Ancak, 16.08.1997 tarihli 4306 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun, İlksan’da zorunlu üyeliği tartışılır hale getirmiştir. Bu yasayla Türk Eğitim Sistemi sekiz yıllık zorunlu eğitime geçmiş, İlkokuldan İlköğretime geçiş yaşanmış ve İlkokul uygulaması son bulmuştur.

Yani; 4357 sayılı Yasa’nın 11 inci maddesinde geçen İlkokul Öğretmenleri kavramı, 4306 sayılı Kanun’la İlköğretim Okulu Öğretmeni olarak değiştirilmiştir. Böylelikle, Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında ilkokul öğretmeni unvanıyla çalışan öğretmenler, sınıf öğretmeni olmuşlardır. Kanun koyucu, meri mevzuatımızda yer alan ilkokul tabirini ilköğretime, 4306 sayılı yasa aracılığıyla 222, 1739, 3308 ve 3797 sayılı Kanunlara madde madde göndermede bulunarak dönüştürmüştür. Bunlar olurken, 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde yer alan: … Maarif Vekâleti bütçesinden maaş alan ilkokul öğretmenleri… Tümcesi olduğu gibi kalmıştır.

İlksan’ın adı hâlâ İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı’dır. Her ay sınıf öğretmenlerinin maaşlarından %2’lik kesinti yapılarak İlksan’a zorunlu üyelik kapsamında kaynak aktarılmaktadır.

Danıştay: “Sınıf Öğretmenleri İlksan’a Zorunlu Üye Yapılamaz.” Danıştay Birinci Dairesinin 14.04.1999 tarihli ve E. 1999–56, K. 1999-70 sayılı kararında özetle; “4357 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi uyarınca kurulan Sandığa, 4306 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler “ilkokul” ve “ortaokul” ibareleri “ilköğretim okulu” olarak değiştirildiğinden, ilkokul kurumu ve ilkokul öğretmenliği kavramlarından söz etmek olanaksız bulunduğundan ve de sınıf öğretmenliği unvanının eski ilkokul öğretmenliği unvanı anlamına geldiği konusunda herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı anlaşıldığından yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin Sandığa zorunlu üye yapılmalarına yasal bir olanak bulunmadığı” yönünde hüküm beyan edilmiştir.

Bu karar tarihinden itibaren atanmış bulunan yüzbinlerce sınıf öğretmeninin İlksan’a zorunlu üye yapılması ve her ay maaşlarından kesinti yapılması tartışmalıdır.

ALTI: Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.

İnsanoğlunun unutkan olduğu gerçeğinden hareketle 1993 İLKSAN SKANDALI’nda yaşanan hortumlamayı, yolsuzluğu ve hırsızlık karşısında MİLLETİN düştüğü çaresizliği hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Tercüman Gazetesi'nin Sahibi Kemal Ilıcak’ın, Pendik’te bulunan 6 bin 300 dönüm arazisinin, 120 milyar liraya alınıp 346 milyar liraya İlkokul Öğretmenleri Yardımlaşma Sandığı'na satılması vakası. Milli Eğitim Bakanlığı, Sedat Çolak'ın sahibi olduğu AY-BA şirketine arazinin bedelini ödemesi için İlksan'a 300 milyar lira ödenek aktardı. Kemal Ilıcak, haberlerin gazetelerde yer almasının ardından 8 Nisan tarihinde beyin kanaması geçirerek komaya girdi ve 9 Nisan'da öldü.

Başbakan Süleyman Demirel, Ilıcak'ın ölümünün ardından 13 Nisan'da yaptığı açıklamada, "Arsanın alınması için talimatı ben verdim, parayı da ben ödedim" dedi. Sedat Çolak, bir süre sonra gazetenin sahibi oldu. Çolak, 29 Kasım 1995 tarihinde İLKSAN davasının görüldüğü Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. İlksan’da öğretmenler ve sandık üyeleri için düzenlenen otomobil kampanyalarında da yolsuzluk olduğu ortaya çıktı. Uzun süre gündemden düşmeyen skandalın ardından ülke genelindeki İlksan mağazaları kapatıldı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın iddialar üzerine başlattığı soruşturma sonucunda, İlksan Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelerinden bazıları tutuklanarak cezaevine konuldu. Tercüman Gazetesi sahibi Sedat Çolak ile 11 sanık hakkında ise gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. Yaklaşık 4 yıl süren dava sonunda sanıklar, 2 yıl ile 9 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

SON OLARAK: Faiz gelirini kâr olarak algılayan; milyonlarca liralık nakit parayı bankalardaki vadeli hesaplarda tutan; üyelere kâr getirecek, sandığın itibarını ve değerini arttıracak hiçbir yatırıma girişmeyen; araba alıp satmak, oto galericilik yapmaktan başka ticari bir icraat sergileyemeyen ve tüm işletmeleri zarar eden; itibarı sarsılmış, imajı bozulmuş, toplumsal algısı olumluya dönüştürülememiş İlksan’a yapılacak biricik öneri şudur: “Zararın neresinden dönülürse kârdır

banner182
Son Güncelleme: 23.02.2012 09:29
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol