banner374
05 Haziran 2014 Perşembe 08:20
İmtiyazlı Maarifler
 Tüm Eğitimciler Ve Eğitim Müfettişleri Sendikası, 24 Mayıs 2014 Tarih ve 29009 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği ile ilgili Açıklama Yaptı.
24 Mayıs 2014 Tarih ve 29009 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği, alanda tartışma ve huzursuzluk yaratan bir düzenleme olarak gündeme oturmuş vaziyettedir.
 
Anayasa, ilgili kanunlar, yüksek mahkemelerin kararları ve alandaki uygulayıcılardan gelen geri bildirimler esas alınarak bu Yönetmelik bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
 
Yönetmelik bütünü yönünden, iptale yazgılıdır. Çünkü Anayasa’nın 128., 3046 s.K.’nun ilgili maddeleri ile önceden verilen Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına aykırı olarak tesis edilmiştir. Bu bağlamda Yönetmeliği, “takdir hakkı”nın, sınırı ve çerçevesi belirsiz bir biçimde kullanılabileceği bir yönetmelik olarak okumak da mümkündür. Yönetmelikte bir yanda müfettişlik güvencesi ortadan kaldırırken öte yandan “imtiyazlı müfettişler” sınıfı oluşturmakta, müfettişlerin özlük hakları ve gelecekleri kimi maddelerle amirin iki dudağı arasına terk edilirken, kimi maddelerle teftiş işlemleri ile hiçbir ilgisi olmayan amirlere dahi “değerlendirme” yetkisi verilmektedir.
 
Yönetmelik bu haliyle, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Denetim Sistemine gerekli katkıyı sağlayamayacak, öteden beri yaşanan sorunlara çözüm getiremeyecek ve uygulama sürecinde yeni pek çok soruna sebebiyet vereceğinden bakanlığı açılacak sayısız davalara muhatap kılacaktır.
 
Alanda yaşanan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak, etkin ve verimli bir denetim hizmeti ortamının yaratılması için mümkün olan en kısa zamanda paydaşlarla birlikte sorunlu yönetmelik yeniden gözden geçirilerek yeni düzenleme gidilmesi gerekmektedir.
 
Sendikanın Yönetmeliğin bazı maddeleriyle ilgili görüşleri ise aşağıdaki gibidir. Bu görüşler Milli Eğitim Bakanlığı’na da iletilmiştir.
 
“İmtiyazlı Müfettişler” Sınıfı Oluşturulmuştur.
 
Yönetmeliğin 5. maddesi
 
- “Atama” ve “görevlendirme” sözcükleri bağlamında karmaşaya yol açacak şekilde bir düzenleme içermektedir. Başkanlık bünyesinde görev yapacak Müfettiş ve Müfettiş Yardımcılarının atamalarının Ankara Maarif Müfettişleri Başkanlığına yapılacağı belirtilmiş ise de, sözü edilen görevlendirmelerin hangi süre ile yapılacağı, görevlendirme ve atamalarda hangi ölçütlerin bulunması gerektiği hususu belirsizliğe terk edilmiş, Başkanlık bünyesine yapılacak olan görevlendirmeler üzerinden imtiyazlı bir sınıf yaratılmak istenilmiştir. Nitekim bu imtiyaz, “yer değiştirme” bağlamında, maddenin 2. fıkrasının son cümlesi ile de desteklenmiş, imtiyazlı müfettiş ve müfettiş yardımcıları Yönetmeliğin 37 ve 38. maddelerinde yer verilen “yer değiştirme”lerden bağışık tutulmuştur. Bu durum çalışma barışı ilkelerine aykırı bir düzenleme olarak ortaya çıkarken, “müfettiş güvencesi” yok edilmiştir. Bunun yanında, Merkez Teşkilat’a (Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’na) yapılacak olan görevlendirmeler nihayette bir süreye bağlanmadığı ve geçici nitelikte olduğu için, sözü edilen görevlendirmeler imtiyaz yaratmakla birlikte, Merkez Teşkilatında sabit bir teftiş kadrosu olmayacağı, bu suretle görevlendirmelerine son verilmesini istemeyen denetim elemanlarının “dikte edileni yapmak” yönünde baskı altında tutulacağı, bu elemanlarının her an görevlendirmelerine son verilebileceği baskısı altında görevlerini icra edecekleri bunun da teftişten beklenen (kamu) yararın elde edilmesini olanaksız hale getireceği açıktır.
 
- Madde, Rehberlik ve Denetim Başkanlığının teşkili bağlamında Başkanlığın idari teşkilat yapısı içerisinde “Genel Müdürlük” gibi teşekkül ettirilmesini öngörmekte ve bu şekilde bir teşekkül “rehberlik, teftiş, denetim” görevlerinin icrasını zorlaştırmakta hatta giderek olanaksız hale getirmektedir.
 
- Başkanlığın teşekkülüne ilişkin 1. fıkrada Başkanlık bünyesinde “müfettiş yardımcıları”nın da bulunacağı belirtilmişken, maddenin 2.fıkrasında Başkanlıkta “yüzden fazla olmamak şartıyla müfettiş görevlendirileceği” belirtilmiş ve fakat “müfettiş yardımcıları” bakımından bir görevlendirme ya da atamanın hangi şart ile gerçekleştirileceği ya da kaç adet müfettiş yardımcısı görevlendirileceği ya da atanacağına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
 
- Maddenin 3.fıkrasında, 652 s. KHK’de yer verilen görev tanımı genişletilerek Maarif Müfettişlerine, 4483 s.K. uyarınca “ön inceleme” görevi de verilmiş, Yine aynı maddede görev tanımı daraltılarak işbaşında yetiştirme ve değerlendirme görevi verilmemiş, görev tanımı bu suretle Kanundaki görev sınırları Yönetmelik eliyle aşılmıştır.
 
Maarif Müfettişleri Kanuna Aykırı Olarak İl Milli Eğitim Müdürüne Bağlanmıştır.
 
Yönetmelik Md.44
 
Bu maddede müfettiş, Kanununda yer verilmemesine rağmen, doğrudan doğruya İl Milli Eğitim Müdürüne bağlanmıştır. Müfettişlerinin İl Milli Eğitim Müdürü emrinde astlık üstlük ilişkisiyle çalıştırılacak olması kanunun ruhuna aykırıdır . .
 
652 s. KHK, “Taşra teşkilatı MADDE 30 – (3) İl millî eğitim müdürlükleri bünyesinde, millî eğitim müdürüne bağlı olarak Eğitim Denetmenleri Başkanlığı oluşturulur” fıkrası 6528 s. Kanunun 26 .maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, Maarif Müfettişleri Başkanlıklarını taşra teşkilatında yapılanmayacağı ifade edilmişken, yönetmelikle Maarif Müfettişlerini tekrar millî eğitim müdürüne bağlı olarak görev yapmalarıyla ilgili hüküm koymak hukuka uygun değildir.
 
Bu durum; Bakanlık teşkilatı ve personeli ile Bakanlığın denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemlerine ilişkin denetim, inceleme ve soruşturma faaliyetlerini yapmakla görevli Müfettişlerin, siyasal baskılardan uzak, profesyonelce, objektif ve tarafsız olarak görev yapabilmesi imkansız hale getirecektir. Maarif Müfettişleri yönünden STATÜ GÜVENCESİ yok edilecektir.
 
Sınav Komisyonu Bilmecesi
 
Yönetmeliğin 10. Maddesi
 
- Bu maddede Sınav Komisyonunun nasıl teşekkül edeceği hüküm altına alınmış, buna göre Komisyon Müsteşar veya yardımcısının başkanlığında, Rehberlik ve Denetim Başkanı ile üç genel müdür (ki, hangi genel müdürler belirli değil) veya daire başkanından (yine hangi daire başkanları belirli değil) oluşacaktır. 652 s. KHK’nin 6.maddesinde Bakanlık hizmet birimleri, müşavirlikler ve kalem müdürlüğü de sayılarak, 14 adet genel müdürlük, 2 adet daire başkanlığı ve 2 adet de başkanlık olarak belirlenmiştir. Komisyonda yer alacak Genel Müdürlerin yedek üyeleri konusunda yedek üye bulmak sıkıntısı yaşanmayacağı ve fakat Başkanlık ve Daire Başkanlıklarının yedek üyeleri konusunda kimlerin yedek üye olabileceği belirsizdir. Kaldı ki, sınav komisyonunda görev yapmak konusunda personelin hangi birimin genel müdürü ya da hangi birimin daire başkanı olduğuna bakılmaksızın oluşturulacak bir sınav komisyonunun “sınav” sözcüğünün anlam ve ruhuna uygun bir yaklaşım olmadığı açıktır. Personel genel müdür ise, sınavda sorulacak soru dalları ile ilgili alanlarda ölçme ve değerlendirme bağlamında “uzman” olduğu mu kabul edilecektir? (Öyle ki, Yönetmeliğin 15. maddesinde yapılacak sınavlarda sorulacak soru alanlarından birisi de “özel alan bilgisi” ve buna ilişkin puan değeri %40 olarak belirlenmiştir.) Bunun yanında Bakanlığın hizmet birimleri içinde Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü de olmasına karşın, 10.maddenin 4.fıkrasında Sınav Komisyonunun sekretarya işlemlerinin neden İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünce yürütüleceği de anlaşılamaz durumdadır.
 
Yönetmeliğin 11. Maddesi
 
- Sınav komisyonunun görevleri arasında “sınavlarla ilgili esas ve usulleri belirlemek” sayılmış ise de, bu hüküm Yönetmeliğin 12.maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, 12.maddeye oranla bu hükmün ayrıca nasıl bir düzenlemeyi, nasıl bir usul ve esası belirlemeyi içerdiği müphemdir.
 
Yaş Sınırlaması (35 Yaş) ile İlgili Yargı Kararları Dikkate Alınmamıştır.
 
Yönetmeliğin 12. Ve 14/b Maddesi
 
- Maddenin 2.fıkrası, Yönetmeliğin 14.maddesinin (b) bendi ile çelişmektedir. Kaldı ki, 14.maddenin (b) bendi Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği ile de çelişmektedir. Sözü edilen Yönetmelikte mevzuatın hazırlığı sırasında o konuda önceden verilen yargı kararlarının dikkate alınması gerektiği açıkça hüküm altına alınmış olup, benzeri nitelikte başkaca bir Yönetmelikteki yaş sınırlaması ile ilgili olarak Danıştay 12. Dairesinin E:2011/6458 sayılı dosya üzerinden 19.10.2011 tarihinde verdiği yürütmenin durdurulması kararı bulunmaktadır.
 
Sözlü Sınavların Objektifliği Nasıl Sağlanacaktır.
 
Yönetmeliğin 17. Maddesi
 
- Sözlü sınav başlıklı bu maddede, sözlü sınavın teknolojik imkanlardan yararlanılarak sesli ve görüntülü kayıt altına alınması gerektiği yönündeki yargı kararlarından dönülmüş ise de, bunun yerine olarak sözlü sınavlara yapılan itiraz ve açılan davalarda yeterli denetimin sağlanabilmesi bakımından “sözlü sınavda her bir adaya sorulan sorular ve bunlara verilen yanıtların tutanak altına alınması, bu tutanakta Komisyon üyeleri ile birlikte adayın da imzasının bulunması”nın sağlanması, hem sözü edilen denetimin yeterli düzeyde yapılmasını ve hem de sözlü sınavların objektif düzeyde yapıldığının bir göstergesi olarak hüküm altına alınması gerekirken bu madde bu yönde bir düzenleme bulunmaması uygun değildir. Bu olumsuzluk pek yakın zamanda keyfi düzeyde sözlü sınav yapıldığı yaklaşımını güçlendirecektir.
 
Yeterlilik Sınavı Yazılı mı Yoksa Sözlü Olarak mı Yapılacaktır.
 
Yönetmeliğin 24, 25, 26, 27, 28, 29 ve 30. Maddeleri
 
- Yönetmeliğin bu maddeleri her ne kadar “yeterlik sınavı” ile ilgili olarak düzenleme altına alınmış ise de, maddelerin tamamında sınavın yazılı mı yoksa sözlü mü olarak yapılacağına dair hiçbir ibare yoktur. Nitekim 27. maddenin 2. fıkrasında “Sınav sonuçları, (…) Müdürlüğüne yazılı olarak bildirilir” denilmiş ise de, bu ifadeden sınavın yazılı olarak yapılacağı sonucu çıkmamaktadır. Yine 30. maddede “Yeterlik sınavına ilişkin belgeler (…) Müdürlüğünce saklanır”hükmüne yer verilmiş ise de, bu ifadelerden de sınavın yazılı olarak yapılacağı sonucu çıkmamaktadır. Yeterlik sınavının yazılı olarak yapılmaması başlı başına bir sorundur yeterliğin tartımı ve bu tartımda uygulanacak “usul ve esaslar” yargısal denetime elverişli olmak zorundadır; bunun yolu da sınavın yazılı ve merkezi sistem eliyle yapılmasıdır. Nitekim yargı kararlarında yazılı sınavların “objektif” olduğu, sözlü sınavların sübjektiflik içerdiği ısrarla vurgulanmaktadır.
 
Müfettiş İhtiyacı İnsiyatife Terk Edilmiştir.
 
Yönetmelik md. 36
 
Maddenin 1.fıkrası “müfettiş ihtiyacını”n belirlenmesini “personel ve kurum sayısı” bağlamında Başkanlık ve İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün inisiyatifine terk etmiştir. Ancak indirgemeci bir yaklaşım ile “personel ve kurum sayısı” ihtiyacın belirlenmesi için tek başına ölçüt olamayacaktır. Böylesi bir ölçüt nihayette Yönetmeliğin “Hizmet Bölgeleri, Bölge Hizmeti ve Yer Değiştirme” başlıklı Yedinci Bölümü düzenlemelerini de uygulanamaz hale getirecektir. Takdir olunur ki Yedinci Bölüm “zorunlu çalışma süreleri, isteğe bağlı yer değiştirmeler, özre dayalı yer değiştirmeler, vs” ile ilgili bir düzenlemeyi de içermektedir. İkinci fıkra, imtiyazlı müfettişler düzenlemesinin bir tekrarı niteliğindedir ve bu fıkra hükmü ile “kamu yararı”, “hizmet gerekleri” ölçütü de terk edilmiştir.
 
Eş Durumu Özründe Ayrımcılığa Gidilmiştir.
 
Yönetmelik Md.40
 
İsteğe bağlı yer değiştirmeler’in yine 217 sayılı s.KHK’nin 2.md.’de yer verilen kurumlardaki “memur”lar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında “sürekli göreve tabi kamu personeli” yönünden düzenleme altına alınmış ise de, bu düzenleme 111 sayılı “Ayrımcılık Yasağı” konulu uluslararası sözleşmeye aykırı olduğu gibi, madde lafzında “sürekli görev” terimine yer verilmiş olmakla, 657 s.K.’nun 4/B ve 4/C md.’lerine dayalı olarak çalışan “kamu personeli” ya da kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışan kamu personeli bu kapsamın dışında bırakılmış, sözü edilen bu personel ile evli olan müfettişler de “eş durumu özrüne bağlı olarak yer değiştirme”den ayrık tutulmuştur. Düzenlemenin bu haliyle kabulü mümkün değildir.
 
Sağlık Özrü İle İlgili Düzenleme Kadük Kalmıştır.
 
Yönetmelik Md.41
 
Bu maddenin son fıkrasında, madde “sağlık özrünü” düzenlemesine rağmen, sağlık özrüne dayalı yer değiştirme isteklerinin nihayette İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün (İKGM) “ihtiyaç ölçüsünde değerlendirmesine” terk edilmiş olmakla madde kapsamındaki düzenleme kadük giderek anlamsız hale getirilmiştir. Öyle ki, İKGM’nin “değerlendirme” ölçütleri belirlenmemiş ve bu değerlendirme olumsuz olması halinde temel ve devredilmez bir hak olan “sağlık hakkı” ihlalinin yargı yerlerinden verilecek bir karara kadar mütemadiyen ihlal edileceği gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verilmiştir. Bu haliyle, Yönetmelikte müfettişlerin özlük hakları/gelecekleri teftiş ve denetim iş ve işlemleri ile ilgili olmayan bir amirin iki dudağı arasına terk edilebilmiştir.
 
Eğitim Öğretim Özrüne Yer Verilmemiştir.
 
Yönetmelik md.42
 
Bu maddeyle atama yer değiştirme iş ve işlemlerinin teftiş birimleri ilgisi olmayan başkaca idari birimlerin değerlendirmeleri üzerine yapılacağı bir kez daha hüküm altına alınmış ve fakat özür grubundan “eğitim öğretim” özrü tamamen çıkarılmıştır. Bu haliyle müfettişler “yüksek lisans, doktora” gibi uzmanlık sağlayan eğitim haklarından mahrum edilmişlerdir. Birinci fıkrada “manevi zarara” uğrama terime “ucu açık” bir terim olarak yer verilmiş olup, aynı fıkra kapsamında meydana gelen doğal afetlerin tüm canlılar üzerinde bir travma yarattığı açık olmakla, sözü edilen manevi zararın oluştuğunun tespitini kim ya da kimlerin yapacağı hususu belirsizliğe terk edilmiştir. Bunun yanında, ikinci fıkrada yer verilen “özel hayatına ilişkin açık tehdit”ten ne anlaşılması gerektiği de belirsizdir. Öyle ki bu belirsizlik, maddenin (b) bendinden sonra gelen ilk cümlede “olay tarihinden itibaren altı ay” denilmek suretiyle (ki bu altı aylık sürenin de neden altı ay olduğuna ilişkin hiçbir somut kriter yoktur) derinleştirilmiştir. Maddenin 2.fıkrasında “özel hayata ilişkin açık tehdit bulunduğuna dair ibarenin yer aldığı” bir belgenin Cumhuriyet Başsavcılıklarından alınacak bir belge ile teyit edilmesi yönünde bir düzenlemeye yer verilmiş ise de, Ceza Mevzuatı bağlamında Başsavcılıkların görevleri tanımlanmış olup, bu tanım içinde düzenlemede sözü edilen bir belgenin tanzimi sayılmamaktadır. Kaldı ki, hiçbir Başsavcılık bu yönde bir belge tanzimi işine yanaşmayacaktır. Bu haliyle, “açık tehdit alan” müfettişin can güvenliği ile ilgili yer değiştirme isteği de karşılanamaz hale getirilmiştir.
 
Müfettiş Güvencesi Ortadan Kaldırılmıştır.
 
Yönetmelik Md.43
 
Bu madde, bir müfettişin “hizmet gereği”nden olarak yer değiştirmeye tabi tutulmasını başka bir müfettişin raporuna bağlamakta, bu raporun dışında başkaca bir “gerek” aramamaktadır ve bu haliyle bu madde müfettiş güvencesini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Nihayette bir müfettişin diğer bir müfettiş hakkında verdiği rapor “tek doğru” sayılmaktadır. Yani yargısal bir denetimden geçmiş, somut olgu olarak saptanmış bir husus değil ve fakat tek başına bir rapor yer değiştirme için yeterli sayılabilmiş, bu şekilde yer değiştiren müfettiş sonradan “aklansa” bile eski görev yerine dönemez hale getirilmiştir, yer değiştirme ile ilgili Yönetmeliğin diğer hükümlerine bu suretle yeni bir “ölçüt” daha getirilmiştir.
 
Yine Yönetmeliğin 22/5 Maddesi
 
- Sözü edilen bentte, “yetersizliğin tespiti”, “müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olma” gibi nitelemelere yer verilmiş ise de, sözü edilen bu nitelemelerin tespiti konusunda herhangi bir ölçüte yer verilmemiş olması müfettişlik güvencesini aykırı olup, bu hüküm keyfi işlem tesis etmenin dayanağı haline gelebilecektir. Nitekim Yönetmeliğin 23.maddesinin 7.bendinde “yeterlik (sınavına katılma koşulu, md 24 vd)” ile ilgili bir düzenlemeye daha yer verilmiş ise de, sözü edilen maddede (23/7) müfettiş yardımcısının yeterliği/geleceği/akıbeti Rehber Müfettiş, Grup Sorumlusu ve Maarif Müfettişleri Başkanının “uygun görüşlerine” terk edilmiş, yine yeterlik sınavına girebilme konusunda bir ölçüte yer verilmemiş, müfettiş yardımcısı henüz yeterlik sınavına girmezden önce sözü edilenlerin raporlarındaki sübjektif yaklaşıma teslim edilmiştir.
 
Maarif Müfettişleri Başkanı Onay Vermezse Müfettiş Yer Değiştirme İsteğinde Bulunamayacaktır.
 
Yönetmelik Md. 46/1-h
 
Yönetmeliğin 46.maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, Maarif Müfettişleri Başkanına (MMB), yer değiştirmeler ile ilgili başvuruları “incelemek” ve “onaylamak” yetkisi vermiş olmakla, Yönetmeliğin yer değiştirmeyi düzenleyen diğer maddelerinin yanında yeni bir şart daha öngörmüştür. MMB yer değiştirme dönemlerinde yapılan başvuruyu incelemez ya da onay vermezse, yer değiştirme isteği işleme tabi tutulamayacaktır.
 
 
Tüm Eğitimciler Ve Eğitim Müfettişleri Sendikası Merkez Yönetim Kurulu
banner182
Son Güncelleme: 05.06.2014 08:21
Anahtar Kelimeler:
imtiyazlı maarifler
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol