banner374
23 Ocak 2014 Perşembe 20:07
İş güvencesiz bir öğretmen modeli üzerinde çalışma var

 Birtakım çevrelerin yüzüne taktığı ahlak maskesi düştü.

Toplantıda bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye’de 17 Aralık tarihinden sonra yaşanan siyasi istikrarsızlığa ve güvensizliğe dikkat çekerek şunları kaydetti: “Deveye sormuşlar ‘boynun niye eğri?’ diye. ‘Nerem doğru ki…’ demiş. Türkiye’de de öyle bir dönem yaşıyoruz ki; bazen söze nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. Siyasi istikrarın, siyasi güvensizliğe bağlı olarak yerle yeksan olmasıyla ciddi problemler yaşıyoruz. ‘17 Aralık operasyonu’ deniliyor. Esasında bunu, 17 Aralık rezaleti ya da 17 Aralık: Maskelerin düştüğü gün olarak tanımlamak daha doğru olur. Birtakım çevrelerin yüzüne taktığı ahlak maskesi düştü. Biz bunları Allah yolunda zannediyorduk ama meğerse ayakkabı kutularının derdindelermiş. Bu süreçte Allah’ın adını, yüce dinimizin değerlerini kullanarak milyon dolarları cebe indirenleri gördük. Bunları biz gördük ama hala göremeyenler var. Oysa bu yaşananlar; aklı biraz çalışan, gözü biraz gören hiçbir insanın es geçemeyeceği olaylardır. Ancak görmezden gelmek bazılarının işine geliyor. Çünkü güvendikleri kaleler yıkıldı.

Yüce dinimiz ‘Bir haksızlığı gördüğünde önce onu elinle düzelt, gücün yetmezse onu dilinle düzelt, buna da gücün yetmezse kalbinle buğz et’ şeklinde buyurmaktadır. Dolayısıyla haksızlığı gördüğümüz zaman üç yoldan birini takip edeceğiz. Hiç olmazsa kalbinizden buğz edin. Eğer siz bir hırsızlığı görüyorsanız, bunu bir başka ifadeyle isimlendiremezsiniz. Hele ki İmam Hatip Liselerinin temiz adını kirli işlerinize alet edemezsiniz. Buna millet olarak müsaade etmeyeceğiz.”

Ne yazık ki ülkemizde yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmıştır.

Türkiye’de yargı bağımsızlığından söz etmenin mümkün olamayacağını kaydeden Koncuk, “Bu kadar hainliği ve yetimlerin malını gasp edenleri görmezsek, emin olun, ülkemizin yarını kalmaz. Bu ülkede yaşayan her insanın ‘nereye gidiyoruz’ sorgulamasını yapması lazım. Savcılar yolsuzluk tespit etmiş. Bu yolsuzluğun ucu kime dayanıyorsa üzerine gidilmesi lazım. Ama savcıların yeri değiştiriliyor. Emniyet müdürleri makamlarından ediliyor. 3 bin polisin yeri değiştirildi. Tüm bakanlıklarda insan hakkı ihlalleri yaşanıyor. Hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Yaşananlara amin diyemeyiz. Ne yazık ki ülkemizde yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmıştır” diye konuştu.

Türkiye’ye sıcak para girişi bitti. Türkiye kırılgan beşli olarak adlandırılan ülkeler arasındadır.

Bu olayların ekonomiyi de tehdit ettiğini kaydeden Genel Başkan Koncuk, şöyle konuştu: “Türkiye ekonomisi esasen 17 Aralık’tan önce bozulmaya başlamıştı. Zira ülkemizde cari açık 55 milyar doları geçti. Krizi bizzat yaşayan ABD ve AB cari açıklarını bugün en aza indirirken; Türkiye’de cari açık 55 milyar doları geçti. Gerekli tedbirler alınmazsa, siyasi istikrar yeniden sağlanamazsa Türk ekonomisinin freni patlamış kamyon gibi nereye gideceği belli olmaz. Bunun acısını da kamu çalışanları, dar ve sabit gelirliler, emekliler, esnaf, çiftçi çeker. 2014 yılında cari açığın 80 milyar dolara çıkması bekleniyor. Türk ekonomisi böyle bir cari açığı taşıyamaz. Türkiye’ye sıcak para girişi bitti. Türkiye kırılgan beşli olarak adlandırılan ülkeler arasındadır. Türkiye’de dolar, TL karşısında yüzde 24-25 değer kazandı. Şu an itibariyle özel sektörün dış borcu 277 milyar dolara çıktı. Bu yaşadıklarımızdan sonra özel sektörün dış borcu TL bazında yüzde 25 daha arttı. Bu, birçok fabrikanın kapanması, işçilerin kapı önüne konulması emeklilerin, dar ve sabit gelirlilerin alım gücünün yüzde 25 azalması anlamına gelmektedir. Üstelik son bir ayda Türkiye’den kaçan para 2 milyar dolardır.”

Hükümet; yolsuzluğun üzerine gitmek yerine, yolsuzluğu ortaya çıkaranların üzerine gitti.

Türkiye’nin insan hakları ve demokrasiden uzaklaşan bir görüntü içinde olduğunu kaydeden Koncuk, hükümetin yolsuzlukların üzerine gitmek yerine, yolsuzluğu ortaya çıkaranların üzerine gittiğini belirtti. Koncuk şunları söyledi: “17 Aralık ile beraber Türkiye’de siyasi güvensizlik yaşanmaya başlandı. Çünkü hükümet; yolsuzluğun üzerine gitmek yerine, yolsuzluğu ortaya çıkaranların üzerine gitti. Bu da güvensizliği beraberinde getirdi. HSYK gibi Anayasa tarafından oluşturulmuş kurumların yapısının değiştirilmek istenmesi ve yargı bağımsızlığının kaldırılmasına yönelik adımlar atılması da uluslararası arenada Türkiye’nin itibar kaybetmesine neden oldu.

Türkiye Kopenhag kriterlerine imza attı. Buna rağmen Türkiye, attığı imzanın tam aksine yargıyı yerle yeksan etti; hükümet, kendisi için potansiyel tehlike olarak gördüğü binlerce kamu çalışanını unvanından, yerinden, yurdundan etti.

Türkiye maalesef insan haklarından ve demokrasiden uzaklaşan bir ülke görüntüsü içindedir. Bu, Türkiye’yi ekonomik krize götürür. Son 11 yıldır ‘siyasi istikrar bozulmasın’ diyorlardı. ‘Siyasi istikrar bozulursa, ekonomik istikrar da bozulur’ diyorlardı. Ama geldiğimiz noktada siyasi güvensizlik başladı. İster iktidara oy versin, ister oy vermesin herkes yüreğinde ‘bunlar yolsuzluğa bulaşmış’ diyor.

 

 

Meğerse hortumlar, Bakan çocuklarının kasalarına bağlanmış. Bu küfre rıza göstermeyin, küfrün ortağı olmayın.

Ben de sendikacıyım. Benim kasam yok, çocuklarımın da kasası yok. Çocuklarımın ayakkabı kutusunda ayakkabı var ama bunların kutularında neler olduğunu gördük.

Türkiye’nin şu anda siyasi istikrarın siyasi güvensizliğe bağlı olarak hem içeride hem de uluslararası ölçekte bozulduğu bir ülke olduğunu kaydeden Koncuk, “Bunun tedbirinin alınması lazım” dedi. Genel Başkan “İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanıdır. İsmail Koncuk hırsızı korumakla suçlanıyorsa, burada size namustan, ahlaktan bahsetme hakkı olmaz” diye sözlerine ekledi.

Hortumların Bakan çocuklarının kasalarına bağlandığını ifade eden Genel Başkan Koncuk, “Bu küfre rıza göstermeyin” dedi. Koncuk şunları söyledi: “Bakınız ‘hortumları kestik’ diyorlardı, artık bunu söyleyemeyecekler. Hortumların nereye bağlandığı belli oldu. Meğerse hortumlar, Bakan çocuklarının kasalarına bağlanmış. Ben de sendikacıyım. Benim kasam yok, çocuklarımın da kasası yok. Çocuklarımın ayakkabı kutusunda ayakkabı var ama bunların kutularında neler olduğunu gördük. Dolayısıyla herkesin üzerine düşen görevi yapması lazım. Bu mücadeleyi sizler vermek zorundasınız. Bu küfre rıza göstermeyin, küfrün ortağı olmayın. En azından dilinizle, yaşanan ahlaksızlığı milletimize anlatın.”

Darbelerden en çok biz çektik ama onlar utanmadan kendilerinin demokrat olduğunu söylediler ve darbelerle inim inim inlemiş Türkiye sevdalılarını darbeci ilan ettiler.

Yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Koncuk, “Demokrasi sandığı geliyor. Her şey milletin iradesiyle düzeltilmeli” dedi. Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “11 yıldır darbecilerle hesaplaşacaklarını söylediler. Ergenekon, Balyoz dediler. Güya hesaplaştılar ama geldiğimiz noktada yeniden yargılama demeye başladılar. O halde soruyorum:  Bunları darbeci diye takdim eden siz değil miydiniz? Şimdi de ‘Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama’ diyorsunuz. Demek ki Türkiye’de Ergenekon diye bir örgüt yokmuş. Kirli tezgâhlar kurulmuş. Milletimiz 11 yıldır uyutulmuş, bunun başka anlamı yoktur.

Biz darbelerden çok çektik ama bunlar darbelerin yetiştirdiği tosuncuklardır. Kamu çalışanlarını 123 TL’ye satan yandaş sendikanın genel başkanı bizi zaman zaman Ergenekoncu olmakla suçlamaktadır. Bugün bu lafı edemiyorlar. Çünkü ağababaları yeniden yargılamadan bahsediyor.  Dolayısıyla dilleri boğazlarına kaçtı. Mamaklarda, C-5’lerde yatan bizim arkadaşlarımızdı. Ama biz, bu olayları hiç istismar etmedik. Darbelerden en çok biz çektik ama onlar utanmadan kendilerinin demokrat olduğunu söylediler ve darbelerle inim inim inlemiş Türkiye sevdalılarını darbeci ilan ettiler. Ama bugün geldiğimiz noktada ‘Ergenekoncu’, ‘Darbeci’ diyemiyorlar, ‘yeniden yargılama’ diyorlar. ”

Memurları 123 TL’ye satanları bu dönem cezalandıralım. Eğer bu cezayı kesmezsek, yarın bizi yine pazarlayacaklar.

Yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini kaydeden Koncuk, memurları 123 TL’ye satanların cezalandırılması gerektiğini belirtti. Koncuk, “Türkiye Kamu-Sen ve konfederasyonumuza bağlı sendikaların tüm mensupları bir yandan kamu çalışanları için hak ve hukuk mücadelesi verirken, diğer yandan ülkemizin mili birlik ve bütünlüğünün bozulmaması için mücadele etmektedir. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen’i; Yozgat’ta ve tüm Türkiye’de bütün hizmet kollarında hak ettiği yere taşıyın. Memurları 123 TL’ye satanları bu dönem cezalandıralım. Eğer bu cezayı kesmezsek, yarın bizi yine pazarlayacaklar” diye konuştu.

İnşallah Yüce Allah bu iktidara 657 Sayılı Kanunu değiştirme fırsatı vermez.

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin tehdit altında olduğunu kaydeden Koncuk, “İnşallah Yüce Allah bu iktidara 657 Sayılı Kanunu değiştirme fırsatı vermez” dedi. Koncuk şöyle konuştu: “Hatırlarsanız Pakistan gezisinden dönerken bir gazeteci Başbakan’a ‘Operasyon yapan polisleri neden görevden almıyorsunuz? diye sordu. Başbakan da ‘657 sayılı Kanun bu kişileri koruyor. Fabrikada çalışsalardı kıdem ve ihbar tazminatını verip kapının önüne koyardık’ diyor. İnşallah Yüce Allah bu iktidara 657 Sayılı Kanunu değiştirme fırsatı vermez.  2 milyon 600 bin kamu çalışanının Cumhuriyet tarihinin en büyük kazanımı olan iş güvencesine sahip çıkması mecburiyettir.”

İş güvencesiz bir öğretmen modeli üzerinde çalışma var.

Milli Eğitim Bakanlığı’nda yürütülen Öğretmen Kanunu çalışması ile ilgili de önemli açıklamalar yapan Koncuk, iş güvencesiz bir öğretmen modeli üzerinde çalışıldığını söyledi. Koncuk şunları kaydetti: “Edindiğim bilgilere göre, öğretmenleri göreve başlarken ücretli olarak alacaklar, bir ya da iki yıl sonra öğretmenin çalışmasını beğenmezlerse ‘güle güle’ diyecekler. Yani iş güvencesiz bir öğretmen modeli üzerinde çalışma var. Ayrıca bu çalışmada tüm öğretmenlere iller arası rotasyon da getiriliyor. Bu açıklamalarımın ardından hiçbir MEB yetkilisi ‘böyle bir çalışma yok’ şeklinde bir açıklama yapmadı. Şimdi buradan soruyorum: İş güvencesiz, kadrosuz öğretmen modeli oluşturulmasına amin mi diyeceğiz?”

30 Mart’ta demokrasi dersi vereceğiz, daha sonra ağababalarının simsarlığını yapan yandaş sendikaya ders vereceğiz.

Koncuk sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ülkede siyasi yandaş anlamında bir sendikacılık 700 bin üye buluyorsa, kamu çalışanları ekonomik ve sosyal tüm kazanımlarını kaybedecektir. Sendikal tercihlerimizi bu şekilde ortaya koyarsak, devlet memurluğu elimizden alınacak ve hiçbir şey yapamayacağız. Dolayısıyla Türkiye Kamu-Sen çatısı altında bayrağı daha da yukarı çıkarmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Önce 30 Mart’ta demokrasi dersi vereceğiz, daha sonra ağababalarının simsarlığını yapan yandaş sendikaya ders vereceğiz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

banner182
Son Güncelleme: 23.01.2014 20:08
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol