banner374
26 Haziran 2014 Perşembe 08:04
İyi Öğretmen Yetişmiyor Şizofrenis​i
 Son yıllarda eğitim ile ilgili nerede bir haber , makale ya da televizyon programı yapılsa gündemin ilk maddesi ve artık klişeleşen söz “Bu ülkede iyi öğretmen yetişmiyor”. Öğretmenler kendi kendilerine yetiştikleri için bunu söyleyenler son derece haklılar! Nedense hiç düşünülmüyor bu öğretmenleri kim yetiştiriyor ya da yetiştirdiğini düşünüyor? Eğitim Fakültelerimde bu öğrencilere verilen ders programı lise son sınıflarda gördükleri derslerin hemen hemen aynısı olup bir kaç formasyon dersinden ibaret oluyor. Öğretmen olmaya gelen gençleri aynen lisedeki gibi 60- 70 kişilik sınıflara dolduruyorsunuz ve başlarına bir akademisyen veriyorsunuz. Çoğu hocamız derse geldiğinde yaşlarının da dazla olması sebebiyle yorgunluktan bitmiş vaziyette tıpkı biz öğretmenleri eleştirdikleri gibi cansız sıkıcı ve monoton şekilde derslerini anlatıp giderler. Toplam 4 yılda sadece 2 yılında ve sadece haftada bir gün okula gidip yıllarca oturup izlediğimiz öğretmenleri bir kez daha izleyerek öğretmen olduğumuzu düşündürürler bizlere. Yani maalesef bu süreçte bizleri sürekli eleştiren yeri geldiğinde yerden yere vuran akademisyenlerimiz bizi eleştirdikleri konuların hepsinden sınıfta kalmış vaziyetteler.
Bizlere sürekli “Öğrencilerin ilgilerine ihtiyaçlarına hitap edin , dersleri sıkıcılıktan kurtarın , öğrencilere okulu sevdirin, öğrencilere vaazler vermeyin.” şeklinde “Nutuk” atıp biz öğretmenleri bunları yapmamakla eleştiren akademisyenlerimiz kendi işledikleri derslerin sıkıcılığına verimli olup olmadığına ya da öğretmen adaylarının ihtiyaçlarına hitap edip etmediklerine bakmazlar. Bizlere üniversite okurken öğretmenliği sevdirdiler mi acaba?

Sanırım artık üniversitedeki hocalarımız kendilerini ve YÖK de öğretmen yetiştirme sistemini sorgulamalıdır. Bizler oraya öğrenmeye gelen bireyleriz. Bizleri nasıl yönlendirir nasıl yetiştirirseniz bizler o şekilde yetişiriz. Ama maalesef bir çok üniversitemizde öğretmenliği öğretmek yerine kitabi bilgileri bizlere sunarak öğretmen yetiştirdiklerini sanmaktadırlar. Biz öğretmen adayları da öğretmenliği kendi öğretmenlerimizden gördüklerimiz gibi yapmaya çalışıyoruz. Çünkü uygulamada bir şey göremiyoruz. İyi örnekler bizler sunulmuyor ve ufkumuz genişletilmiyor. Mesleki gelişim adına onlarca seminere katıldım. Bu seminerlerden bir tanesinde bir Profesörümüz “İtalya’da öğretmenler şöyle , Finlandiya’da öğretmenler böyle!” diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. Oradaki öğrencilerden bahsedip ders işleyişleri bu şekilde diye anlatıp duruyordu. Burada kafama şu soru takıldı. Neden bize ısrarla çoğu zamanda aşağılayıcı ve onur kırıcı dille dikte etmeye çalıştıkları Avrupa eğitim modelini profesörler gidip görüyor? Madem bizim de onlar gibi olmamızı istiyorsunuz neden bizim yerimize siz gidip görüyorsunuz? Mademki bize bir hedef belirliyorsunuz bize bu hedefin ne olduğunu göstermeniz gerekmiyor mu? Bu şuna benziyor siz bir usta çağırıp bir duvar ördürmek istiyorsunuz ama bu duvarın elinizdeki fotoğrafını göstermiyorsunuz. Sadece tarifle anlamaya çalışıyorsunuz. Elinizdeki resme kendi kendinize bakıp ustaya bu duvarı anlatmak yerine resmi göstermeniz daha etkili olmaz m? Kısacası neden suçladıkları ve eğitimin temeli dedikleri öğretmenlerin o ülkelerdeki sistemleri görüp incelemelerine imkan sunulmuyor. Onların değil bizim görmemiz gerekmiyor mu?


Avrupa projeleriyle bunu yapabilirsiniz diyebilirler. Ben de o zaman şu cevabı veririm. Proje çalışmalarına 4 yıl boyunca emek verip Ulusal Ajans tarafında 3 Comenius Projem reddedildi. Sebep bütçe yetersizliği. Binlerce proje arasından kabul edilme şansınız çok düşük. Yeterince iyi dil eğitimi alamadığımız için de kişisel olarak başvuru yapmamız çok zor. (Comenis asistanlığı gibi). E aldığımız maaş da 1850 lira malum ay sonu zor geliyor! Öğretmenden kendi çabasıyla bir şey beklemek Polyannacılık oynamak gibi bir şey. Tabi bizi yurt dışına gönderecek ödenekleri de yok okullarımızın. Üniversitedekiler gibi!

Bir çok akademisyenimiz de” Öğretmenlere daha iyi nasıl verimli olurum?” sorusundan çok “Nasıl Doçent olurum?” ya da “Nasıl Prof. olurumun?” cevabını aramakla meşguller. Sadece makale yayınlayıp okumak ve seminerler vermekle iyi öğretmenin yetişmeyeceğini herkes bilir. Asıl görev makale yayınlamak değil bildiklerini öğretmen adaylarına en iyi şekilde sunabilmektir. Bu işi layıkıyla yapan bir çok hocamız mevcut ama yapmayanda bir hayli fazla.

4 yıl Eğitim Fakültesinde okudum ve mezun olduğumda muhtemelen Sınıf Öğretmeni olarak bir köyde tek öğretmen olarak görev yapacağımı ben de dahil bütün hocalarımın öngörmesine rağmen bir tek hocam tarafından bir köy okuluna götürülüp, Birleştirilmiş Sınıf Uygulaması nedir? Nasıl öğretim yapılır? izletilmedim. Bunu başka üniversitede okuyan bir arkadaşım bana anlattığında çok şaşırıp hayran kalmıştım. Birleştirilmiş sınıf uygulaması diye bir dersiniz var ama bu dersi 70 kişilik üniversite öğrencisinin olduğu bir sınıfta tamamen düz anlatım yöntemiyle öğrenmeye çalışıyorsunuz. Öğrencileri 4 yılda en azından bir defa bir köy okuluna götürüp uygulamayı yerinde görmelerini sağlamak çok mu zor? Bunu öğretmenlerden sürekli isterken ,” Öğrenmeyi sınıftan dışarı taşıyın.” derken bizden beklediklerinizi , siz neden yapma gereği duymuyorsunuz?

Ben üniversiteyi kazandığım yıl sınıfımız 70 kişiydi. 70 kişilik bir sınıfta bırakın öğretmen yetiştirmeyi , kasap bile yetiştirilmeyeceğini bilmiyor musunuz? Tıp fakültelerindeki öğrenci sayılarıyla eğitim fakültelerindeki öğrenci sayılarının karşılaştırmasını yaparsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Maalesef kendilerini hocaların hocaları olarak tanımlayan değerli akademisyenlerimiz. Artık suçu medyada konuşma hakkı bile olmayan , kendilerine savunma hakkı bile verilmeyen , her defasında vurun abalıya denilerek günah keçisi ilan edilen biz öğretmenlere yüklemekten vazgeçin. Çünkü İyi öğretmen yetiştiremiyorsunuz. Bizler öğretmenliği sizden değil ancak ve ancak sınıfa girdiğimizde yaşayarak öğreniyoruz. O zaman neden 4 yıl boyunca üniversite okumak zorunda kalıyoruz. Evet bir yığın pratik bilgi veriyorsunuz ama maalesef bunlar sadece Kpss denen sınavda işimize yarıyor. Onları da zaten Kpss’ye çalışırken kitaptan öğreniyoruz.

Şimdi birileri çıkıp “Biz kafamıza göre mi eğitim veriyoruz? Bize verilen program belli.” Diyebilir. Biz de zaten aynı şeyi söylüyoruz. Biz de kafamıza göre eğitim vermiyoruz birileri bize ne yapacağımızı tek tek söylüyor zaten. Durumumuz o kadar vahim ki öğrencinize kitap tavsiye ettiğiniz zaman bile soruşturma geçirebiliyorsunuz.

Açık öğretim fakültesinden öğretmen yetiştirilen, veterineri , takısı tasarımcısını öğretmen olarak sınıfa sokan bu ülkede suçun her defasında öğretmenlere atılması mızıkçılık yapmaktır.

Mehmet MERT / Öğretmen Platformu. com Yaza
banner182
Son Güncelleme: 26.06.2014 08:05
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
5 yıl okuduk 2 yıl önce

eğitim fakültesi 5 yıl okuyanlar da var

Avatar
laves 2 yıl önce

kesinlikle çok haklısınız.bir öğretmen olarak size katılıyorum.