banner374
12 Şubat 2013 Salı 17:37
Karma Eğitim Zorunluluğundan Vazgeçilmelidir
 Türkiye Akademisyenler Platformu, Üsküdar Üniversitesi ve Tuzla Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Eğitimde Paradigma Dönüşümü” çalıştayı yapıldı. Üç gün süren çalıştay kapsamında yapılan panellerde karma eğitim konusu da enine boyuna tartışıldı.

Üsküdar Üniversitesi’nde biraraya gelen akademisyen, yazar, eğitimci, sendika ve sivil toplum örgütü temsilcileri, eğitimin sorunlarını ve çözüm önerilerini ele aldı. Çalıştaya Genel Başkan Yardımcımız Teyfik Yağcı da katıldı.

 

Birbirimize Güç Vererek Aynı Hedefe Doğru Adım Atmalıyız

Burada bir konuşma yapan Teyfik Yağcı, 230 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en büyük ve yetkili sendikası olarak eğitim hizmet kolu çalışanlarının hakkını arayan, haksızlıklara karşı mücadele eden bir dayanışma örgütü olduklarını belirterek, “En başta şunu ifade etmek isterim ki, örgütlü topluluklar ne kadar az olsa da, örgütlenmemiş, organize olmamış topluluklara her zaman hükmetmektedir. Bunun için öncelikle örgütlü olmanın gücünü keşfetmek, daha sonra ise doğru organizasyonlar içinde olmak gerekmektedir. Ne kadar çok olurlarsa olsunlar, örgütlenmemişlerse, o toplulukların görüş ve düşüncelerinin nazarı itibara alınmadığını yaşayarak öğrendik. İşi hiç kimsenin başkasına havale etme lüksünün olmadığını bilmemiz gerekiyor. Herkes kendi çapında ne yapabilirse yapmalı, yapanlara da destek olmalıdır. El ele vererek, kol kola girerek birbirimize güç vererek aynı hedefe doğru adım atmalıyız” dedi.

Her şeyin mahiyet itibarıyla ilme bağlı olduğunu, ilmin ışığında mevcut potansiyelleri harekete geçirmeleri gerektiğini kaydeden Yağcı, şöyle konuştu: “İlmi elde eden, teknolojiyi elde etmektedir. Teknoloji kimin elinde ise güç onun eline geçmektedir. Dünyada hükümranlık iddiasında söz söylemek için ilmin, dolayısıyla tekniğin elde edilmesi zaruridir. Fikirlerimizi en güzel şekilde ifade etmek suretiyle taraftarlarını, destekleyicilerini çoğaltmamız lazım. Kamuoyu doğru bilgilendirilerek destek alınmalıdır. Bunun en önemli tarafı ise sivil toplum örgütleridir. Sendikalar da bu görevi yapan taraflardan biridir. Kamuoyunu doğru bilgilendirir ve yeterli çabayı gösterirsek, millet bizim yanımızda olacaktır.”

Karma Eğitim Mecburiyeti Demokratik Hakkın İpotek Altına Alınmasıdır

Milli ve manevi değerlere bağlı bir sendika olarak milletin taleplerini dile getirdiklerini ve uygulamaya konmasında olağanüstü gayret gösterdiklerini vurgulayan Yağcı, “Kesintili eğitim zulmünden kurtulmadaki destek ve gayretimiz ortadadır. Kamu kesiminde, bilhassa Milli Eğitim’de vesayetten arınmak için her platformda mücadele etmekteyiz. Milli Güvenlik Dersi’nin kaldırılması, kılık-kıyafet konusunda atılan adımlar, seçmeli din eğitimine ilişkin derslerin konması, imam hatiplerin orta kısmının açılması konularında bizim gayretlerimiz çok olmuştur. Artık karma eğitim dayatması da tartışmaya açılmalıdır. Çünkü karma eğitim mecburiyeti demokratik hakkın ipotek altına alınmasıdır” şeklinde konuştu.

 

İmza Kampanyası Bir Talebi İçermekle Birlikte Aynı Zamanda Tepkidir

Memur-Sen ailesi olarak başlattıkları kamuda kılık ve kıyafet özgürlüğü için 10 milyon imza kampanyasının 14 Şubat akşamı sona ereceğini belirten Teyfik Yağcı, “10 milyon imza kampanyamız haklı bir talebi dile getirmekle birlikte aynı zamanda bir tepkinin de dışa vurumudur. 1982 model darbe ürünü kişi hak ve hürriyetlerini kısıtlayan kılık ve kıyafet yönetmeliği tıpkı darbeciler gibi tarihin çöp sepetindeki yerini almalıdır. Kampanyaya her kesimden yoğun destek gelmektedir ve şu an itibarıyla 8 milyonu geçmiştir” diye konuştu.

Kâğıt Üzerindeki İfadelerin İş Yapma Kabiliyeti Yoktur

“Geleceğimizi ellerine teslim ettiğimiz eğitim erbabının maddi ve manevi ihtiyaçlarının giderilmesi için çaba göstermek bizim en önemli görevimizdir ama bununla bitmiyor bizim vazifemiz. Bu ülkenin birliği ve milletin dirliğinin daha da sağlamlaştırılması bizim görevlerimizden biridir” diyen Yağcı, şöyle devam etti: “Bunun yanında medeniyet değerlerimizin yeniden hayat bulması konusunda büyük sorumluluklarımızın bulunduğunun idrakindeyiz. Bu ve bunun gibi platformlardan çıkacak görüş ve düşünceleri dikkate alıp rehber edineceğiz. Kâğıt üzerindeki ifadelerin bir iş yapma kapasitesi ve kabiliyeti yoktur. İşi insanlar yaparlar ve yerine getirirler. Kişilere, kitlelere, topluluklara, etkili ve yetkili yerlere bu değerlerin, bu ifadelerin, bu manaların anlatılması, kabul ettirilmesi, devamında hayata geçirilmeye çalışılması konusunda gayret gerekmektedir.”

 

Eğitim Sistemine Yeni Bir Bakış Açısı Getirilmelidir

Eğitim sistemine yeni bir bakış açısı getirmek gerektiğini dile getiren Yağcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Eğitim sistemimizdeki körü körüne ezbercilik ve bilgi yüklenerek robotlaştırmadan vazgeçilmeli. Sistem o hale gelmeli ki, öğrenciyi düşünmeye, sorgulamaya teşvik etmeli. Öğrencinin hayal gücünü ve yaratıcılığını kamçılamalı ve geliştirmelidir. Sistem, bireye kendini tanıma fırsatı vermelidir. Çünkü kişinin hayatında karşılaşacağı tercihlerden doğru olanı seçmek için tercih yeteneğinin gelişmesi lazım. Kendini tanımayan insan tercihlerini doğru yapmakta zorlanacaktır. Çoğu zaman da yanlış tercihlerde bulunabilecektir. Kendini tanımaması, yanlışı tercih etmesinde etkin olmaktadır. Bunun için de daha önceden kendini tanıma ve seçme egzersizleriyle alıştırılmalıdır. Seçeneklerin göz kamaştırıcılığından ziyade kendi özellikleri ve kabiliyetine göre doğru olanı seçmek suretiyle mutlu olacağı yönü tayin edecektir.”

“Eğitimde Müfredatın Felsefesi veya Kimliğin Yeniden Tanımlanması”, “Eğitimde Bilimselliğin ve Verimliliğin Boyutları (Zihniyet-İnsan Teknolojisi)”, “Eğitimde Yeni Materyal Gelişimi ve Ders Kitaplarının (Materyallerinin) Yeniden Hazırlanması”, “Karma Eğitim Konusunda Yeni Yaklaşımlar ve Müfredat Serbestliği”, “Evrensel Değerler Işığında Üniversitelerin Yeniden Yapılandırılması”, “Açık Öğretim ve Ev Okulu Modelleri”, “Eğitimde Bediüzzaman ve Medresetüzzehra Modeli”, “Nurettin Topçu ve Maarif Davamız” ve “Eğitim Dili Nasıl Olmalı? Kavram Eğitimi (Zengin Türkçe, Dili Kazanma)” konularının ele alındığı çalıştayın sonunda bir sonuç bildirisi yayınladı.

Kızların Okullaşma Oranı Artar

Okullaşma oranının kızlarda düşük olmasının bir vakıa olduğuna dikkat çekilen çalıştayda, “Karma eğitimin kaldırılması bu oranı yükseltebilir. Siyasi konjonktüre göre değişebilen idareci eğilimi mevcut durumun yasa ve yönetmeliklerle çözülmesini zorunlu kılıyor. Bu durumda karma eğitim konusu, kanun ve yönetmelikle kesin çözülmeli. Karma olmayan eğitim demokratik eğitimdir” denildi.

 

Sivil Toplum Kuruluşları Elini Taşın Altına Koymalı

Eğitim-Bir-Sen’in bu konuyu sahaya taşımaya kararlı olduğu ifade edilen çalışmanın sonuç değerlendirme bölümünde şunlar dile getirildi: “Sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve sosyal gruplar bu konuda risk alıp sorumluluk üstlenmeli. Okul yönetimi ile ilgili paydaşlar iyi tanımlanmalıdır. Veli, okulun paydaşı olduğunun bilinciyle hareket etmelidir. Hiç kimse kendisine sunulan ve dayatılan ile yetinmemelidir.”

Taşımalı Eğitim Olumsuz Etkiliyor

Karma eğitimin özellikle ergenlik çağındaki öğrencilerin akademik başarılarını düşürdüğünün altı çizilen çalıştayda, şöyle denildi: “Liselerin olmadığı birimlerden merkezi alanlara taşımalı eğitimle aktarılması süreçleri dahi özellikle kız öğrencilerin okullaşmasını olumsuz etkilemektedir. Bu açıdan da süreç kontrol edilmelidir.” 

banner182
Son Güncelleme: 12.02.2013 17:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
bağnu sevinç 4 yıl önce

getirsinler şeriatı başımıza sanki erkeklerin ayrı kızların ayrı okuduğu okullar yok işte bu bağnaz düşünceyle yönetilen ülkelerin sonları belli insanların dini duygularını sömürün bakalım sizin sonunuz ne olacak eğitime çok güzel çözümler getirmişşsiniz siz ilk önce kendinizi eğitin demokratik kelimesinin ne anlama geldiğini bir öğrenşin ulu önder atatürk olmasaydi ülkenizde böyle rahat konuşabilirmiydiniz acaba

Avatar
cevat prekazi 4 yıl önce

bunlarmı akademisyen cok yazık