banner374
22 Kasım 2015 Pazar 22:02
Korkma, Öğretmenim...
 Yılın her 24 Kasım’ı öncesinde gelenek bozulmayarak, birtakım sorulardan meydana gelen anket çalışmaları öğretmenlerimiz üzerinde uygulandı. Anket çalışmalarında yer alan sorular, yüz yüze yöntemi ile değil, elektronik ortamda öğretmenlere soruldu. Belki de, her 24 Kasım öncesi öğretmenler üzerinde uygulanan bu E-Anket çalışmalarının elektronik ortamda yapılması, öğretmenlerin yüzüne bakamamaktan ileri geliyor. Sendikalarımız, E-Anket sonuçlarını, resmi internet siteleri üzerinden açıklayarak kamuoyu ile paylaşıyor. Ve böylelikle, öğretmenlerin tıpkı bayramdan bayrama olduğu gibi öğretmenler gününden öğretmenlere gününe hatırlanmasına vesile oluyorlar. Her ne kadar seçim anketleri kadar ilgi görmese de, yine de kamuoyuna ulusal kanallar ve gazeteler vasıtasıyla aktarılması durumunda küçücük de olsa bir etki yaratabiliyor. Ne demişler, damlaya damlaya göl olur hesabı, öğretmenlerin hali de, anket çalışmalarından çıkan sonuçlar, azar azar ilgi göre göre anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Bu, ezilen sınıfların makus tarihidir aslında, ezilen sınıfların zamları kaşık kaşıktır, halleri de uzun bir zaman dilimine yayılarak ancak anlaşılır.   Geriye doğru öğretmenlerin hal muhasebesini nispi ölçüler yapıp anlamlandırabilmeniz için bir zaman yolculuğuna çıkın derim, beni işte o zaman daha iyi anlayacaksınız. Pekala, öğretmenlere neler mi soruluyor bu e-anket çalışmalarında? Öğretmenin hangi durumlarının ölçümü yapılıyor?
Öğretmenlere sorulan sorular, mesleklerine bakışları, maddi durumları ve imkanları temelinde çoğalıyor. Ve öğretmenin, yaşamsal ve mesleki standartının endeksi ortaya koyuluyor. Böylelikle, MEB’e fatura edilmiş oluyor. Ama MEB öğretmenlerin yaşamsal ve mesleki standartlarını yükseltmek bir yana, normal standartlar seviyesine dahi bir türlü getiremiyor. Aslında, bunun başlıca nedeni, öğretmenlerin yaşamsal ve mesleki standartlarını istenilen düzeye getirebilecek olan bir dizi radikal reformları MEB’in yapamamasıdır, bunları devamlı erteleyici bir tutum içerisine girmesi ya da öğretmenin ağzına bir parmak bal çalarak günü kurtararak idare etme yolunu yeğlemesidir. Öte yandan MEB’in bu tutumu karşısında öğretmenlerin güçlü bir şekilde örgütlenememesi ile isyanlara oynayan öğretmenlerin seslerinin çok cılız bir seviyede kalması ise MEB’in erteleyen ya da öteleyen tutumunu devam ettirmesine neden olmaktadır. Malum, bir sesin nesi var, iki sesin çığlığı var. İşte, tam da bu noktada, öğretmen örgütlenmelerinin, ses getiren büyük bir örgütlenmeyi meydana getirmek, öğretmenlerin muhalif olan seslerini daha da yükseltmek, çığlıklara, haykırışlara dönüştürmek için devreye girmesi gerekir iken, ne yazık ki, sarılaşan bazı sendikal örgütlenmelerin engelleri, baskıları, bahaneleri ve hımbıllığı ile karşı karşıya kaldığını ve bu nedene bağlı olarak da dertlerin ve yakarışların yekvücut olduğu öğretmenler odasından, öğretmenlerin sahasal eylemselliğe çekilemediğini görebiliyoruz.

Ayrıca öğretmenlerin, sendikalara bakış açısındaki ‘’yalnız kalırım, yalnız bırakılırım, tek başıma kalakalırım’’ kaygısının sendikal örgütlenmelere karşı meydana getirdiği güven boşluğu da, güven duyguları aşılayan sendikal bir tedaviye gereksinim duymaktadır. Yoksa, öğretmenler, karşı gelen ve ses çıkaran sendikal örgütlenmelere karşı iyiden iyiye, gitgide büyüyen bir korku içine girecektir. Bu korku ise, onları örgütsel eylemsellikten gerisin geriye götürecektir. Öğretmenin örgütselliği, 15 Mayıs’tan 15 Mayıs’a parmak ile sayılacaktır. Bu örgütselliğin, kağıt üstünde sarılaşan sendikalara güç sağladığını, sarılaşan sendikaların başkanlarına siyaset nezdinde ilerlemek için basamak olduğunu ve yollar açtığını bilmenizi isterim. Unutmayınız ki, meydanlarda bir elin beş parmağını geçmeyen yumruklar, kağıt üzerinde binleri bulmuş, ne yazar. ONUN İÇİN ÖĞRETMENİN YAŞAMSAL VE MESLEKİ STANDARTLARINI YÜKSELTMEK İÇİN DİDİNECEK, KENDİNİ PARALAYACAK YUMRUK HESABI YAPAN SENDİKACILARDIR, MAYIS’IN 15’İNDEN 15’İNE PARMAK HESABI YAPAN SENDİKACILAR DEĞİL. 24 KASIM’DAN 24 KASIM’A GÖSTERMELİK YA DA PROSEDÜR İCABI EL ÜSTÜNDE TUTULMAK İSTEMİYORSANIZ, ELLERİNİZİ, ELLERİNİ ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ VE YAŞAMSAL STANDARTLARI İÇİN YUMRUK YAPANLARLA BİRLEŞTİRİNİZ. ÖĞRETMENLERİN, E-ANKET SONUÇLARINA GÖRE GÖRÜLEN HEM EKONOMİK HEM MESLEKİ BİRTAKIM KORKULARINI, BU BİRLEŞTİRİLEN, BİRBİRİNE GÜVENEN VE DAİME KENETLENMİŞ BİR ŞEKİLDE HAKLI MÜCADELEYİ SÜRÜDÜREN YUMRUK OLABİLMİŞ ELLER YENECEKTİR. BU BAĞLAMDA, DİYEBİLİRİZ Kİ, ÖĞRETMENİ KORKUTAN HER ŞEYİN KARŞISINDA, SARILAŞMAYAN VE MÜCADELE İÇİN SÖZLEŞEN SENDİKALAR, DEVAMLI DESTEKLENEREK GÜÇLÜ OLABİLMELİDİRLER. VE BU SENDİKALAR, ÖĞRETMENLERİN YAŞAMSAL VE MESLEKİ STANDARTLARININ YÜKSELTİLMESİ İÇİN ALABİLDİĞİNCE NET, KESKİN VE KARARLI OLABİLMELİDİRLER. DURAĞAN, SIZMIŞ, HIMBIL, KAĞIT ÜSTÜNDE SAYISAL ÇOĞUNLUĞA BEL BAĞLADIĞI İÇİN MAYISLARDA OKULLARA DOĞRU BAHAR ÇİÇEKLERİ GİBİ AÇILAN BİR SENDİKACILIĞIN, İPLİĞİ PAZARA ÇIKARILMALIDIR. ARTIK, BU SENDİKACILIK ÖĞRETMENE KENDİNİ ÇOK UCUZA (TEHDİT VE GÖZDAĞI İLE KORKU SALGILAYAN) SATAMAMALIDIR. İŞTE, TÜM BU ANLATTIKLARIMIZ BAĞLAMINDA, E-ANKETLERDEN ÇIKAN SONUÇLARA GÖRE ÖĞRETMEN KORKUNUN ESARETİNDEN SIYRILIP ALINMALIDIR. TEREYAĞINDAN KIL ÇEKER GİBİ. USTACA VE İNCELİKLE. BU BAKIMDAN, SARILAŞMAYAN TÜM SENDİKALARA, SORUMLULUK BİLİNCİYLE HAREKET EDEREK, USTACA VE İNCELİKLE BİR İŞ ÇIKARMALARI DİLEĞİNDE BULUNUYORUM.

Netice olarak, böyle devam ederse, yapılan E-Anket çalışmalarında yer verilen öğretmen hastalıklarının yanına yepyeni bir öğretmen hastalığı daha eklemlenebilir. O DA, KORKU HASTALIKLARI OLABİLİR. ÖĞRETMENLERİN, KORKUSUZCA ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ GÜN EDECEKLERİ NİCE YILLARA DİLEKLERİMLE... TÜM ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLARIM...

BİR ŞİİR:

KORKULARINI BÜYÜTEN

BUĞULU PENCERELER VAR

ÖNÜNDE...

BAKARKEN NET GÖREMEDİĞİN

BU PENCERELER

DEVAMLI KORKU SALAR

SENİN İÇİNDE...

BAKARKEN GÖREMEZSEN

PENCEREDEN DIŞARISINI

ONUN HAKKINDA

İŞİTTİKLERİN DEVREYE GİRER

YA DA SÖYLENENLER

HÜLASA DEDİKODULARDIR ONLAR...

VE BÖYLE BÖYLE

OLUŞAN ALGILARIN SENİ EVİRİR ÇEVİRMEYE YETER...

BİR SAĞA BİR SOLA

FIRILDAK GİBİ DÖNER DURURSUN...

BİR DE MAKAM MANSIP VERİLİRSE

OLUR MUSUN JANJANLI VE CAFCAFLI FIRILDAK...

BİR BAKAN, BİR DAHA BAKAR SANA...

BAKAN OLURSUN, AMMA

ÖĞRETMEN OLAMAZSIN ASLA...

ONUN İÇİN ÖĞRETMENİM,

BARİ BUGÜN KORKMA!

İÇİNİ DIŞINI BİR EYLE...

SÖYLE, SÖYLE, SÖYLE...

İÇİNDEN GEÇENLERİ,

TÜM ÇIPLAKLIĞIYLA...

KORKMADAN...

HAYKIRIRCASINA...

 

Yahya ASLAN
banner182
Anahtar Kelimeler:
korkma öğretmenim
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hakikat 1 yıl önce

Bu toplumda yatip yatip maas aliyorsunuz 2500 nerenize yetmiyo diyenler oldugu surece egitimden soz etmek pekte uygun degil..milletin isi gucu ogretmenin maasinda...1000 lira kira ile ay sonunu zor eden ogretmenleri dusunen yok...her ogretmen kari koca calismiyor ve ev sahibi de degil...bide okullarda gercekten yatiyoruz sananlar var hayret bisey...